Trafik Kazası Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Hatır Taşıması İndirimi

Trafik Kazası Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Hatır Taşıması İndirimi

Trafik kazası neticesinde ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan olaylarda, kişilerin maddi ve manevi tazminat isteme hakları doğmaktadır. Söz konusu tazminatların hesaplanması adına, ilgili kanun maddeleri ve Yargıtay tarafından kabul görmüş uygulamaların bir arada değerlendirilmesi ile tazminat miktarları belirlenmektedir.

Tazminat miktarının belirlenmesi hususunda Yargıtay tarafından benimsenmiş bir diğer uygulama ise, hatır taşıması indirimidir. Söz konusu indirimin haksız ve mağduriyeti arttırıcı olduğu kanaatindeyiz.

Hatır taşıması indiriminin yapılmasının kanuni dayanağı olarak, Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. Maddesinde genel hükümlere yani Türk Borçlar Kanunu’na yapılan atıf temel gösterilmektedir.

KTK 87. Madde; “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir. Zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zararlardan dolayı işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu da genel hükümlere tabidir.” şeklindedir.

Konu ile ilgili Yargıtay kararları incelendiğinde, hatır taşıması olabilmesi için kişinin bir karşılık ödemeden araçta bulunması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kişinin aracında bulunandan sorumluluğunun olacağı bir yakınlığının olmaması, bir iş ya da karşılık gözetilmemesi gerekliliğidir. Örneğin, ev tamiri adına işçiyi kendi arabası ile evine götürmekte olan sürücünün yapmış olduğu kaza açısından, işçi yönünden hatır taşıması indirimine gidilemeyecektir. Çünkü burada, çıkar elde etme söz konusudur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2016 tarih ve 2014/18243 E.-2016/11897 K. sayılı kararında; “2918 Sayılı KTK'nun 87/1. maddesinde "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir" düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu'nun sorumluluğa dair hükümleri olup, böylesi durumda 818 Sayılı BK'nun 43. maddesi (6098 Sayılı TBK madde 51) uygulama alanı bulacaktır.

Davaya konu trafik kazasında, davacının, akrabası olan dava dışı üçüncü kişinin sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunduğu görülmektedir. Davacı ile araç maliki ve/veya sürücüsü arasındaki ilişki ve davacının araçta hatır için taşınıp taşınmadığının irdelenmesi, hatır için davacının taşınması durumu varsa, 818 Sayılı BK'nun 43. maddesinin (6098 Sayılı TBK madde 51) uygulanıp uygulanmayacağının hükümde tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” denilmektedir.

  

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2016 tarih ve 2014/21170 E.-2016/11846 K. sayılı kararında; “Dosya içeriğinden müteveffanın hatır için taşındığı sabittir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece Yargıtayca da benimsenen oranlara göre az olacak şekilde %10 oranında indirim uygulanmıştır. Mahkemece Yargıtay İçtihatlarına uygun oranda indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.” denilmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2016 tarih ve 2014/13301 E.-2016/11634 K. sayılı bir başka kararı ise ; “Somut olayda; davacının, davalı … Sigorta'nın trafik sigortasını yaptığı araçta yolcu olduğu, bu davalının sigortaladığı araç sürücüsü ile davacının arkadaş olduğu ve davacının kendi istemi üzerine hatır için taşındığı kabul edilerek, tazminattan hatır taşıması sebebiyle indirim yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakla birlikte; mahkeme tarafından yapılan % 25 oranındaki indirim yüksek olup, Dairemizin yerleşik uygulamaları ile benimsenen % 20 oranında indirim yapılması gerekirken, somut olayla ve hakkaniyetle bağdaşmayan yüksek oranda indirim yapılması doğru görülmemiştir.” şeklindedir.

Yukarıda paylaşmış olduğumuz karar örneklerinden de anlaşılacağı üzere, Yargıtay’ın uygulaması %20 üzerinden indirim yapılmasının kabulü noktasındadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2016 tarih 2017/14700 E.-2016/11648 K. sayılı kararında ise, “Hatır taşımaları, bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK'nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından sözedebilmek için, öleninkarşılıksız taşınmış olması ve taşımanın taşınanın yararına olması gerekir.Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde, taşımanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşımada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.

Somut olayda mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan % 20 oranında bir indirim yapılmış ise de, desteğin, nişanlısı olan davalı …'in sevk ve idaresindeki araçta bulunduğu sırada öldüğü gözönüne alındığında, ahlaki görevin ifası niteliğinde olan söz konusu taşımanın hatır taşıması olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu itibarla, ifade olunan hususlar dikkate alınarak, olayda hatır taşıması söz konusu olmadığından, 818 Sayılı BK'nun 43. maddesi gereğince tazminattan hatır taşıması sebebiyle indirim yapılmaması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.” denilmekle, ‘ahlaki görevin ifası’ kavramı baz alınarak nişanlı olunması durumunda da hatır taşımasından söz edilemeyeceğinden bahis olunmuştur.

Görüleceği üzere, hatır taşıması indirimi, hakimin takdirinin gözetildiği ve çoğu durumda doğru şekilde değerlendirilmesi neredeyse imkansız olan bir husustur. Kaza neticesinde zarar gören kişinin hiçbir kusuru olmamasına rağmen, tazminatı %20 oranında indirilmektedir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir