Malpraktis Davaları

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA MALPRAKTİS (YANLIŞ TEDAVİDEN KAYNAKLI TAZMİNAT) DAVALARI

Malpraktis kavramı tıbbi uygulama hatası anlamına gelmektedir. Dünya Tabipler Birliği’nin malpraktis konusundaki tanımına baktığımızda;” Hekimin tedavi sırasında standart güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesiyle oluşan zarardır”

  • Yapılmaması gerekeni yapması,
  • Yapması gerekeni yapmaması,

–Genel hekimlik uygulamaları çerçevesinde yapılan hatalar. Örneğin; enjeksiyon hataları.

–Bir uzmanlık alanı uygulamaları. Örneğin; ameliyat hataları.

** Sözleşmeden doğan sorumluluk söz konusudur. Hasta doktora öyküsünü anlatmaya başladıktan itibaren hekimle hasta arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğu söylenebilir.

Hasta ile hekim arasındaki sözleşmeye vekalet sözleşmesi diyoruz. Hekim bu sözleşmeyle sonucun kesinlikle iyi olacağını taahhüt edemez.

Burada dikkat edilmesi gereken ise bazı plastik cerrahi operasyonlarında varsayımsal sözleşmenin vekalet sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğudur. Eser sözleşmesinin ayırt edici özelliği ise sonucun taahhüt edilebilmesidir. (Örnek olarak burun ameliyatı )

Komplikasyon ve Kabul Edilebilir Risk

Komplikasyon tıbbi malpraktis sayılmayıp, hekimin sorumluluğunu ortadan kaldıran durumdur. Hasta yapılacak olan tedavi veya girişimler konusunda aydınlatılırken mutlaka bu komplikasyonla alakalı da bilgilendirilmek zorundadır. Aksi halde aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmediği için ortaya başlı başına bir sorumluluk çıkar.

Örneğin;. Ameliyat sonrasında mide bulanması, baş dönmesi ..

Hekim ancak kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmektedir. Komplikasyon ise ceza hukuku anlamında kaza- tesadüf sayılmakta ve hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır.” Kusur sorumluluğu söz konusudur”

“ Komlikasyon eğer zamanında fark edilmez ise, fark edilmesine rağmen gerekli önlemler alınmaz ise, fark edilip önlem alınmasına rağmen bu önlemler yerleşmiş standart tıbbi girişim olarak değerlendirilmez ise malpraktisten söz edilir “

  • Komplikasyon zamanında fark edilmiş mi ?
  • Komplikasyon ihtimali için yeterli hazırlık yapılmış mı ?
  • Komplikasyon fark edildikten sonra standartlara uygun müdahale yapılmış mı ?
  • Komplikasyon hakkında yeterli bilgilendirme yapılmış mı, rıza alınmış mı ?

KOMPLİKASYON MU MALPRAKTİS Mİ NASIL BELİRLERİZ ?

  • Komlikasyonun ——- Niteliği
  • Komlikasyonun ——–Sıklığı
  • Komlikasyonun———Olumsuz sonuca yol açma sıklığı
  • Tedavi koşullarının nasıl yapıldığı önemli

Bir tıbbi müdahalede ortaya çıkan olumsuz durumun komplikasyon mu yoksa Malpraktis mi olduğunu belirlerken yukarıdaki ölçütlerden faydalanabiliriz.

Yargıtay bir kararında “ Anılan rapor, davalıya yapılan tedavi ve uygulanan ameliyat nedeniyle gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, bu tür komplikasyonlara hangi sıklıkta ve ne gibi durumlarda rastlandığı, doğabilecek komplikasyonlara karşı hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği, tedavi ve ameliyatta herhangi bir hata, ihmal olup olmadığı konularında açıklama içermediğinden, olayda davalıların kusuru olup olmadığının tespitine yeterli değildir”

Yargıtay 13. HD 2013/1737 E. – 2013/29148 K. “ Davalının ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmesi BK md. 357. Maddesine göre bir zorunluluktur. Öyle olunca dosyaya ibraz edilen onam formu matbu olup, davalı tarafın davacıyı bu konuda bilgilendirdiği ve gerekli açıklamaları yaparak uyardığı hususu ve davacının yeterli derecede aydınlatılıp aydınlatılmadığı, operasyonların komplikasyonlarının bilinmesi halinde dahi bu operasyona davacının rıza gösterip göstermeyeceği konuları dosya içeriği ile anlaşılamamaktadır.”

KUSUR

Yargıtay 13. HD 2016/17456 E. – 2018/585 K. “ Doktorların, bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.” (Bilim ve teknolojinin getirmiş olduğu standartlar önemli)

  • Yargıtay 13. HD 2016/18205 E. – 2019/7752 K.
  • O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkânları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir. 

Böyle bir kusurlu harekete hastanın yazılı veya sözlü onamı olsa dahi hekimin kusuru ortadan kalkmaz. Dava açmaya engel değildir. Aydınlatılmış onam yalnızca kusursuz işlemi hukuka uygun hale getirir.

TIBBİ KUSUR NEDİR VE TIBBİ KUSUR SONUCUNDA KİMLERE KARŞI DAVA AÇILABİLİR ?

Özel bir hastanede yapılan bir ameliyat esnasında cerrahın kusurlu hareketi sonucunda ortaya çıkan bir ölüm olayında, tazminat talebinde bulunan ölenin yakını, cerrah aleyhine dava açabileceği gibi, hastane yönetimi veya Sağlık Bakanlığı aleyhine de dava açabilir. Aynı şekilde ameliyat esnasında bir hemşirenin kusurlu hareketi sonucunda bir zarar ortaya çıkmışsa bu durumda ekibin başı cerraha dava açılabilir. Bu tür sorumluluğa biz kusursuz sorumluluk diyoruz.

Böyle bir durumda kusuru olmayan ancak müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunan cerrah, tazminatı ödedikten sonra asıl kusurlu olan hemşireye rücu edebilecektir.

TANI KUSURU NEDİR ?

Hastanın hekimden ilk beklentisi hastalığına doğru bir tanı konulmasıdır. Bunun için bir takım tetkiklerin ve muayenelerin yapılması gerekmektedir. Kusurun ortaya çıkabileceği ilk aşama ise burasıdır.

Yargıtay 13. HD 2013/15408 E. – 2014/16675 K. “ Davalı doktorun davalı Özlem’in takibi sırasındaki değerlendirme ve kararlarının çağdaş tıp literatürüne uygun olup olmadığı, bir ihmal kusur yada özensizliğin bulunup bulunmadığı..”

Yargıtay 13. HD 2016/25663 E. – 2018/7615 K “ Önemli bir düzenleme de AVRUPA BİYOTİP SÖZLEŞMESİ’dir. Bu sözleşme 09/12/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin 4. Maddesinde ise, “ Mesleki Kurallara Uyma” başlığı altında; “ Araştırma dahil sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” Denilmektedir. Sözleşme iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir. Bu durumda, her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve sorumluluklara uygun olması benimsenmiştir. “ Bu karar hekim sorumluluğuna giderken nelere dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyor. (Biyotip sözleşmesi 1,2,3,4,5. Maddeleri bu işin anayasası olarak görülmektedir. Sözleşme hükümlerinin uygulanmasını isteyebilir ve bu konuda ısrarcı olabiliriz.)

TIBBİ HATA TİPLERİ NELERDİR ?

  • Tanı hataları,(Yanlış tanı, tanının gecikmesi, gereken testlerin uygulanmaması, testin yanlış uygulanması)
  • Tedavi hataları,(İlaç uygulamasında doz yada yöntem hatası, Ameliyat yada işlemin uygulanmasında hata, tedavinin geciktirilmesi, tedavi seçiminde yöntem hatası, gereksiz/aşırı tedavi, kişiye uygun olmayan tedavi)
  • Koruyucu tedavi hataları,(Koruyucu tedavinin uygulanmaması, yanlış yada eksik koruyucu tedavi uygulaması, izlemin uygunsuz veya eksik kalması)
  • Diğer hatalar.(iletişimde yetersiz olmaya bağlı hatalar, kullanılan aletlerin yetersizliğin neden olduğu hatalar, teknolojik gelişmeye uygun olmayan araçların kullanılması sonucu oluşan hatalar)

MESLEKİ UYGULAMALARDAN DOĞAN SORUMLULUKLAR NELERDİR?

** Cezai sorumluluk

** Hukuki sorumluluk

** İdari sorumluluk (uyarı, maaş kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması )

** Mesleki sorumluluk (Deontolojiye aykırı davranmak)

Cezai Sorumluluk

“ Haksız Fiil” sorumluluğudur.

— Sorumluluğun Yasal koşulları şunlardır ;

1)Fiilin hukuka aykırı olması

2) Zararın doğmuş olması

3)Kusurlu bir davranışın bulunması

4) Zarar ile sonuç arasında nedensellik bağı

  • Dikkatsizlik veya tedbirsizlik
  • Meslekte acemilik (Hekimin mesleği veya uzmanlığı ile ilgili kabul edilmiş olan bilgileri, uygulamaları bilmesi benimsemesi ve buna uyması zorunludur)(Kişiye daha fazla acı çektirmesi de hekimin sorumluluğunu gerektirir)
  • Yasa emir ve yönetmeliklere uymama durumu,(meslekte yeterlilik kuralları)

Hukuki Sorumluluk

Özel hukukta her turlu kusuru haksız fiil olarak kabul ediyoruz ve kusurlu kişi bu zararı ödemekle yükümlüdür.

Tazminat davası adı verilen bu davanın açılması ve zararın ispatı hasta veya yakınına düşer.

İLLİYET BAĞI, ZARAR VE EN HAFİF KUSUR

Yargıtay 13. HD 2005/3645 E. – 2005/11796 K. “ .. Tüm bu açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki uyuşmazlık vekalet akdinden kaynaklandığına, davalıların her türlü özen gösterme borcu olup, en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğuna göre, zararın tamamından sorumlu tutulmaları gerekirken, maddi zarar hesabında kusur oranına göre indirim yapılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

MALPRAKTİS DAVASI NASIL AÇILIR ?

Hekimlerin yanlış teşhiste bulunması ve hastanın yanlış tedaviye yönlendirilmiş olması halinde hekim dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından sorumlu olacaktır. Hasta zararın varlığını, hekimin kusurunu ve kusurla zarar arasında illiyet bağı olduğunu ispat ettiği takdirde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir.

Hasta hastane/ameliyat masraflarını, çalışmadığı günler için uğradığı kazanç kayıplarını, doktorun hatalı tıbbi müdahalesi yüzünden yeniden görmek zorunda kaldığı tedavi masraflarını talep edebilecektir. Bunun yanında hastanın ve gerekli koşullar gerçekleştiği takdirde ailesinin hatalı tıbbi müdahaleden dolayı acı, elem, üzüntü çekmesi halinde manevi tazminat olarak uygun miktarda para alabilecektir.

Hastane, özel hastane niteliğindeyse, sözleşme hasta ile hastane arasında kurulmuş olur. Bu sözleşmeye “ hastaneye kabul sözleşmesi” denir. Tedaviyi yürüten hekim veya yardımcı personel sözleşmenin tarafı olmazlar. Dolayısıyla hasta doğrudan doğruya hekim ile değil hastane ile muhatap olur. Hekim ise hastane adına hastaya tedavi hizmeti sunan kişi olarak Türk Borçlar Kanunu uyarınca ifa yardımcı konumundadır. Haksız fiilden kaynaklanan zararlardan dolayı ise ilgili hekim veya personel sorumludur.

MALPRAKTİS DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR ?

Kamuda çalışan doktorların müdahaleleri nedeniyle idare aleyhine dava açılır. Bu durumda devlet kusuru oranında kendi personeline rücu edecektir. (hizmet kusuru). Tıbbi kötü uygulamadan kaynaklanan zararlardan kaynaklı, idareye karşı açılacak davalarda özel olarak ağır hizmet kusuru aranmaktadır. (idari yargı)

Kamu hastanelerinde çalışan doktorlara karşı doğrudan doğruya tazminat davası açılması mümkün değildir. İdare aleyhine ve genel görevli idare mahkemesinde dava açılacak, eğer hekimin kişisel kusuru tespit edilirse, idare hekime, kusuru oranında Asliye Hukuk Mahkemesinde rücu davası açabilecektir.

Özel hastanede veya özel muayenehanede gerçekleştirilen bir müdahaleden zarar doğmuşsa; tazminat davası Adli Yargıda açılır.

Vekâlet ve eser sözleşmesine dayalı tıbbi müdahalelerdeki uyuşmazlıklar Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındadır. (Tüketici İşlemi) ve bu davalar tüketici mahkemelerinde görülecektir.

Yetkili mahkeme : Davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Haksız fiilden kaynaklı bir dava açıyorsak; (HMK) Haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya zararın meydana gelme ihtimalinin olduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi seçimlik yetkili mahkemelerdir.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ NEDİR ?

Zamanaşımı :

Doktor – Hasta – Vekalet sözleşmesi ve 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Hasta – Hastane – Hizmet Sözleşmesi ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Taksirli suç teşkil etmesi durumunda. Daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi kullanılır.

Zamanaşımı süresi ne zaman başlar ?

  1. HD 2019/2955 E. – 2019/10484 K. “ .. Öte yandan davacının şikayetlerinin devam ettiğini, iyileşme olmadığını ve yeniden ameliyat olması gerektiğini ileri sürdüğü, buna göre tedavi bitmeden zararın bilinemeyeceği ve zarar öğrenilmeden zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı düşünülmeden.. “
  2. Tedavi devam ediyorsa zamanaşımı başlamaz
  3. Zarar öğrenilmeden zamanaşımı süresi başlamaz

AYDINLATILMIŞ ONAMIN ÖNEMİ

  1. HD 2015/41712 E. – 2018/4243K. “ Hekim etiği yönetmeliğinin 26. Maddesinde düzenleme yapılmış ve “ Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve yüzdesi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.
    Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır
    ”düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. (Aydınlatma ve onam konusunda kullanılabilecek olan içtihat bu)

* Aydınlatılmış onamın ispat yükü hekim yada hastanededir.

* Aydınlatma hukuka uygun şekilde yapılmamışsa, müdahale hukuka uygun olsa bile, bu müdahale sonucunda bir zarar meydana gelmişse hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir.

  1. HD 2016/30023 E. – 2018/11375K. “ .. Epikriz raporunda “ göz hastalıkları polikliniğinde ROP muayenesi önerildi “ şeklinde yazıyor olması hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat için yeterli kabul edilemez.”
  2. HD 2016/23372 E. – 2019/12469 K. “ .. Ne var ki ortaya çıkan hasarın komplikasyon olması aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gibi hastanın komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi aydınlatma yükümlülüğünün bir gereğidir.” (Yani komplikasyon konusunda da aydınlatma şart )
  3. HD 2016/25663 E. – 2018/7615 K. “ Ancak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş oluşu, yapılan müdahaleyi hukuka aykırı hale getirdiğinden, davalıların manevi tazminat dışında maddi tazminattan da sorumlu olduklarının kabulü gerekir.”

ANAYASA MAHKEMESİ Bireysel Başvuru : 2015/2536 Karar Tarihi : 04/07/2019 (Maddi tazminat yönünden önemli bir karar)

“Başvuruda, başvurucunun vücut bütünlüğüne yönelik tıbbi müdahale öncesinde rızasının alınmadığı ve riskler konusunda aydınlatılmadığı iddiası yönünden derece mahkemelerince konuyla ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığından maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut durumda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. “

Yazımızda Malpraktis davası konusunda özet şeklinde açıklamalar yapılmıştır. Ancak ilgili konu teknik ve detaylı inceleme gerektirdiğinden sorularınızı kayihukuk@gmail.com adresinden veya sitemizde mevcut olan iletişim numaralarımızdan ulaşarak sorabilir ve yine iletişim numaralarımızdan ulaşarak randevu oluşturabilirsiniz.