Tazminat Davaları

Tazminat kavramı, bilerek, bilmeyerek, ihmal veya tedbirsizlik sonucu haksız yere yapılan eylemlerde maddi ve manevi zararının karşılanması olarak tanımlanmaktadır. Haksız bir durumda zarar gören kişiler bu zararın karşılanması adına tazminat davası açabilirler. Tazminat davaları nasıl ve neden açılabilir diye merak edenlerin öncelikle hangi tür tazminat davası açacağı hususunu bilmeleri gerekir. Kişilik hakları saldırıya maruz kalmış kişiler manevi tazminat davaları açabilirken, maddi bir kayba uğranması durumunda ise maddi tazminat açma hakları doğar.

Sorumluluğun Niteliği

İdari yargıda, idarenin tazmin yükümlülüğü altında olduğu sorumluluklar mevcuttur ve bunlardan bir kısmı herhangi bir kusurun bulunmasına bağlanmıştır. İdarenin hizmet kusuru sebebi ile yaptırıma tabi tutulması, idarenin eylem ve işlemlerinde bir kusur olup olmamasının tespit edilmesiyle gerçekleşmektedir. Hizmet kusuru sebebi ile mali sorumluluk hususunun tüm sahip olduğu özel ve tekil nitelikler, bu sebeple açılacak davaları ve yapılacak savunmaları münhasır şekle getirir. Hizmet kusurundan oluşan sorumluluk tam anlamıyla “kusur sorumluluğu” niteliğindedir. Yani idarenin hizmet kusuru ile yaptırıma maruz kalması, idarenin işlem ve eylemlerinde bir kusur olup olmadığının tespitiyle gerçekleşir.

İspat Yükü

İdarenin hizmet kusuru ile açılacak tazminat davalarında; zarara uğradığını iddia eden bir kişi, söz konusu idari hizmeti veren kamu görevlisini ve bu görevlinin kusurunu ispatlamaktan ziyade, idarenin yürüttüğü faaliyetin kusurlu işlendiğini, olması gerektiği gibi yapılmadığını veya hiç yerine getirilmediğinin kanıtlanması gerekir. Önemle belirtilmesi gereken ise, söz konusu kusur ve sorumluluk tespitinde somut olayın koşulları doğrultusunda bir değerlendirme yapılmalıdır ve genel geçer bir tespit süreci yoktur.

Görevli Mahkeme

İdari yargı mercilerince gerçekleştirilen incelemelerde, hizmetin yasal mevzuata ve kamu hizmetinin ilkelerine uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenecektir ve denetime konu olan husus, hizmeti gerçekleştirenin değil hizmetin sahibi idarenin iş ve işlemleridir.

Anayasa’nın 125′ inci maddesinin son fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden olan zararı karşılamakla yükümlüdür” denmekte olup, idarenin sebep olduğu zararların karşılanması anayasal bir zorunluluk hükmüne bağlanmıştır.

Maddi-Manevi Zarar Kavramı Ve İdari Hizmet Kusuruna Örnekler

İdarenin hizmet kusuru sebebi ile zarar gören kişinin mal varlığındaki eksilmenin tazmini talebi maddi tazminat olarak adlandırılır.

Manevi tazminat ise, idarenin hizmet kusuru sebebiyle kişinin yaşadığı keder ve üzüntü sonucu manevi olarak yaşadığı yıkım ve yıpranma için talep edilen tazminattır.

Örnekleri ise;

  • Kamu görevlisinin, tamamen kendi iradesi ile bireylere karşı kişisel, siyasal veya başka sebeplerle kin, husumet gibi duyguların etkisi ile zarar vermesi,
  • İdarenin sorumluluğundaki yolda çalışma varken, gerekli olan güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle uğramış olduğu zarar,
  • İdarenin sağlık hizmetlerini kusurlu bir biçimde işletmesi sebebiyle uğranılan zarar,
  • Askerlik yapmaya elverişli olmayan kişinin askere alınması sonucu, söz konusu kişinin yaşamının son bulması nedeni ile uğranılan zarar,
  • Belediyenin bariyer sistemindeki gerekli bakım ve düzenlemeleri yapmaması sonucunda uğranılan zarar…