Blog & Haberler

Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri özel nitelikte sözleşmelerdir. Buna göre bakım borçlusu olan kişi, bakım alacaklısı olan kişi ölene kadar onun tüm ihtiyaçlarını gidermek, onun yerine onun üstün yararına uyan hususları gözetmek durumundadır. Bunun karşılığında da bakım borçlusuna bir malın tamamen veya bir kısmının devri bakım alacaklısı tarafından devredilmektedir. Sözleme çerçevesinde taraflar karşılıklı olarak tüm borçlarını yerine getirmek durumundadırlar. Fakat bu sözleşmesel ilişki de bakım borçlusu insanı bir edimde ifa edeceği için somut durumun gerektirdiği şartlar doğrultusunda edimini ifa etmek durumundadır. Mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış olan bir sözleşme olduğu iddiası söz konusu ise, tarafların gerçek irade ve amaçlarının ne olduğunun doğru saptanması, bakımı yapılan kişinin hastane raporlarının, murisin ehliyeti hususunun, bakıma ihtiyacının olup olmadığı gibi hususların mahkemeler tarafından doğru bir şekilde araştırılması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerekmektedir. T.C YARGITAY 14.Hukuk Dairesi  Esas: 2015 / 18097 Karar: 2017 / 1544 
Karar Tarihi: 28.02.2017 sayılı ilamında ‘…Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. 

Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bakım karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.

O halde mahkemece öncelikle yapılması gereken iş, davalı-karşı davacının ehliyetsizlik savunması incelenmek olmalıdır. Hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu, ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenmesi gereğinin ortadan kalkacağı gözetilerek ehliyetsizlik iddiasının öncelikle incelenmeli, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanmalı, sözleşme tarihinde alınan rapor ve varsa murise ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmeli, (2659 Sayılı Yasanın 7 ve 16.maddesi gereğince) sözleşme tarihinde murisin ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınmalı, murisin ehliyetli olduğunun saptanması halinde, muris muvazaası yönünden değerlendirme yapılmalı, gerekirken bu savunmalar ve toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.’ Şeklinde karar verilmiştir.

 

Benzer yazılar :

Tahliye Taahhütnamesinin Varlığı Halinde Kiracının Tahliyesi

KİRA SÖZLEŞMESİ NEDİR? Türk Borçlar Kanunu’nun 299. Maddesine göre Kira Sözleşmesi; kiraya veren tarafından bir şeyin kullanılmasını, yararlanılmasını, kiracının da bu...

Görevlerini Yaparken Terör Eylemi Sonucu Hayatını Kaybedenlerin Yakınlarına Emekli İkramiyesi Hakkı

12.04.1991 tarih ve 20843 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Malul olanlarla aylığa müstehak dul ve...

İşe İade Davası Devam Ederken İşyerinin Kapatılmasının İşçiye Etkisi Nelerdir ?

İşe iade davası, haksız yere işten çıkartılan işçi veya işçilerin, işverene karşı açtıkları bir dava olup işlerine geri iade edilmeleri...

Eşlerden Birinin Diğer Eşten Mal Kaçırması Durumunda Üçüncü Kişinin Sorumluluğu

Taraflar arasındaki edinilmiş mallara katılma rejimi boşanma davası ile birlikte sona ermektedir. Bu durumda taraflar birbirlerinden katılma...