Blog & Haberler

Günümüzde eşler arasında boşanma gerçekleştikten sonra oluşan sıkıntıların birisi de malların paylaşılmasıdır. Bu konuda önemli bir sorun evlilik birliği kurulmasından önce ödenmeye başlanan ve evlilik birliği içerisinde son ödemeleri yapılarak kooperatif yoluyla edinilen taşınmazların durumudur.

Bu konuda yapılması gereken ilk tespit; kooperatife yapılan bu ödemelerin evlilik birliği içinde devam edip etmediği eğer ki ettiyse ne kadar süre devam ettiği ve bu ödemelerin kim tarafından yapıldığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Taşınmazın edinildiği tarih kooperatife üye olunan tarih değil çekilen kura sonucunda taşınmazın fiilen teslim edildiği tarihtir.

İkinci dikkat edilmesi gereken konu ise, kooperatifin ödemelerin tamamlanarak taşınmazın elde edildiği tarih; 2002 öncesi yürürlülükte olan 743 Sayılı Türk Medeni Kanun’u zamanına denk geliyorsa bu dönemde geçerli olan mal ayrılığı rejimine göre eşler lehine” katkı payı alacağı” doğması söz konusu olacaktır. 1.1.2002 sonrası yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanun’ u dönemine denk gelmesi durumunda eşler için “değer artış ve/veya artık değer katılma hakkı” doğması söz konusu olacaktır.

Bu iki konuya ilişkin Yargıtay Dairelerinin kararları da şu şekildedir:                   

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/1471 K. 2015/18370 T. 15.10.2015

“Şu halde, davalının evlenmeden önce kooperatife ödemelerinin bulunduğu, tarafların evlendiği 23.03.2004 tarihinden sonrasına da sarkan evlilik dönemi içinde de ödemelerin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; kişisel mal niteliğinde olan evlilik öncesindeki toplam ödemeler ile evlilik dönemi içerisindeki tasfiye tarihine kadar olan toplam ödemelerin ayrı ayrı belirlenerek, birbirine oranının saptanması, evlilik dönemine ilişkin (mal rejimi sona erene kadar ki) ödemeler yönünden bulunan bu oran ile kooperatif hissesinin (hisseye tekabül eden konut mevcut ise onun değerinin) karar tarihine en yakın (karar tarihindeki) tarihteki tespit edilecek değerinin çarpımı sonucu belirlenen değer üzerinde davacının yarı oranında katılma alacağının bulunduğunun gözetilmesi, bu konuda gerektiğinde keşif yapılarak kooperatif hissesinin ya da mevcut ise hisseye tekabül eden bağımsız bölüm yönünden değer tespitinin yapılması, yapılacak hesaplamalarda gerekirse konusunda uzman inşaat mühendisi (veya gayrimenkul değerleme uzmanı) ve hukukçu bilirkişilerden birlikte veya ayrı ayrı gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması ve sonucuna göre katılma alacağı ile ilgili bir hüküm kurulması gerekir.”

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2014/24441 K. 2016/5102 T. 21.3.2016

“Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerin 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1.1.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 1.1.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanmasında ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.”

 

Makale: Stj.Av.Mehmet İNAN

Benzer yazılar :

Trafik Sigorta Poliçelerinden Kaynaklanan Davalarda Görevli Mahkeme

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlüğe girmeden önce Yargıtay’ın yerleşik kararlarında Kasko Sigortası, zorunlu mali mesuliyet sigortası yönünden görevli...

Hakem Heyeti Nedir? Hakem Heyetlerine Nasıl Başvurulur?

TÜKETİCİ  HAKEM HEYETİNE BAŞVURU Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru yolu, belirli bir meblağın altında olan, tüketicilerin yaşamış oldukları uyuşmazlıkları, Tüketici Mahkemeleri’ne göre...

İcra Takipleri ile İlgili En Çok Sorulan Sorular

İcra takipleri ve bu takiplerden kaynaklı işlemler hem süre hem de başkaca nedenlerle geri dönüşü olmayan durumlara sebebiyet vermektedir. Bu...

İhtiyati Tedbir

İHTİYATİ TEDBİR NEDİR ? Hak arayan kişiler , mahkemeye başvurarak hukuksal koruma isterler .Bu koruma talebi esas itibariyle bir dava şekline...