Blog & Haberler

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ nun 93/1. fıkrası: “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. (Ek ibare: 5838 – 18.2.2009 / m.32/2-b / Yürürlük / m.33) “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.”

Sosyal Güvenlik Kurumu’ ndan alınan emekli, sakatlık, dul-yetim vb. aylıklar ile 506 sayılı kanunun geçici 20. Maddesi gereğince kurulan sandıklardan alınan aylıklarının söz konusu 5510 sayılı yasanın 93/1 fıkrası gereğince haczi mümkün değildir. Ancak bu yasağın iki istisnası vardır; nafaka borçları ve borçlunun muvafakati.

Borçlunun nafaka borcu nedeniyle aylığın haczi mümkündür. Alacaklının nafaka alacağı için borçlunun muvafakatine gerek duyulmaksızın borçlunun almakta olduğu aylığa haciz konulabilmektedir. 

Borçlunun aylığının haczedilmesine muvafakat etmesi durumunda da aylığı haczedilebilmektedir. Ancak borçlunun aylığının haczine muvafakat edebilmesi için borçlu hakkında icra takibine girişilmesi ve icra takibinin kesinleşmesi gerekmektedir.

“Bu nedenle 506 Sayılı Kanun`un geçici 20. maddesi kapsamında kurulan sandıklarca bağlanan aylıkların 5510 Sayılı Yasa`nın 93/1. maddesi uyarınca haczi mümkün değildir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/12489 E., 2014/15444 K. 29.05.2014 T.)

“… şikayetin niteliği gereği duruşma açılmak suretiyle borçlunun PTT posta çeki hesabına yatırılan paranın niteliğinin araştırılması ve haczin sakatlık maaşına ilişkin olduğunun anlaşılması halinde şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.” .( Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/8 E., 2014/1979 K. 27.01.2014 T.) ilgili Yargıtay kararlarında 5510 sayılı yasanın 93/1 maddesine aykırı olarak konulan hacizlerin kaldırılmasına hükmedilmektedir

Banka veya ilgili kredi kuruluşunca ilgili taksit alacağının borçlunun emekli, sakatlık, dul-yetim vb. aylıklarına bloke konularak kesilmesi için de yine borçlunun bankaya açıkça aldığı aylıktan kesinti yapılmasına muvafakat etmesi gerekmektedir. 

“5510 Sayılı Yasanın 93.maddesine değişiklik getiren ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasanın 32/2-b maddesi gereği, “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Bu yasa İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.2.2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır. Somut olayda, davacının 2011 yılı Ağustos ayında emekli olduktan sonra davalı tarafından kredi taksitlerinin emekli maaşından tahsil edilmesine muvafakatı bulunmaması nedeniyle kesinti yapılan emekli maaşı miktarı saptanarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2013/11653 E. 2013/32764 K. 25.12.2013 T.) ilgili Yargıtay kararında banka tarafından borçlunun emekli aylığından kesinti yapılması borçlunun bankaya kesinti yapmasına muvakat etmesine bağlanmıştır.

Söz konusu yasağa rağmen yukarıda belirtilen istisnalar (nafaka borcu ve borçlunun muvafakati) hariç borçlunun almakta olduğu aylığa haciz konulması halinde borçlu; maaşına haciz koyan icra dairesinin haciz işlemini dava açarak haciz işleminin iptal edilebilmesini sağlayabilmektedir. Borçlunun muvafakati bulunmamasına rağmen banka veya kredi kuruluşunca kesinti yapılması halinde borçlu menfi tespit davası açarak usulsüz kesilen paraların iadesini sağlayabilmektedir.

Benzer yazılar :

Anayasa Mahkemesinin Belirsiz Alacak Davasıyla İlgili Yeni Kararı

ANAYASA MAHKEMESİNİN BELİRSİZ ALACAK DAVASININ HUKUKİ YARAR YOKLUĞU SEBEBİYLE HEMEN REDDEDİLMEMESİ GEREKTİĞİNE DAİR UYGULAMAYA YÖN VERECEK ÖNEMLİ KARARI Anayasa Mahkemesinin...

Tasarrufun İptali Davaları

Tasarrufun iptali davası borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarruf işlemlerinin iptalini sağlamak amacıyla alacaklıları tarafından açılır. Tasarrufun iptali davasında amaç...

Meslek Lisesi Öğrencisi Staj Yaparken Ölür/Sakat Kalırsa İş Kazası Sayılır Mı?

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda "Öğrenci"; işletmelerde, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında örgün eğitim görenler şeklinde tanımlanmıştır. "İşletmelerde Mesleki Eğitim",...

Şirket Aracı İle Yapılan Kazalarda Gerçek Sorumlu Kim?

İşverenin iş kazaları nedeniyle sorumluluğunda mekânsal bir sınır var mıdır? Daha farklı bir ifadeyle; iş yeri alanı dışında yaşanan kazalar...