Şirket Aracı İle Yapılan Kazalarda Gerçek Sorumlu Kim?

İşverenin iş kazaları nedeniyle sorumluluğunda mekânsal bir sınır var mıdır? Daha farklı bir ifadeyle; iş yeri alanı dışında yaşanan kazalar da iş kazası olarak değerlendirilebilir mi? Makalemizde bu konuya değinmek istiyoruz:

4857 sayılı İş Kanunumuz “İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” şeklinde iş yerlerini tanımlamıştır. Zira herhangi bir faaliyetin yürütülmesi aşamasında işçilerin tümü aynı işi yapmamaktadır. Nitekim bir kısım işçiler fabrikada üretim yaparken; bir kısmı da üretilen malların taşınmasından sorumludur.Dolayısıyla,makalemize konu olan şirket araçları da aslında iş yeridir.Bu nedenle şirket aracıyla yapılan kazada işverenin sorumluluğundan söz etmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Şirket aracı ile yapılan kazada; işçi, işverenin emri altında olduğundan başka bir ifadeyle işveren adına iş yaptığından dolayı işveren şahıs/şirket işleten sıfatıyla sorumludur. Bununla birlikte 6098 sayılı Borçlar Kanunumuzda belirtilen adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri gereğince de İşverenin sorumluluğu söz konusudur. Borçlar Kanunumuzun adam çalıştıranın sorumluluğu başlıklı 66.maddesi şu şekildedir:

Adam çalıştıranın sorumluluğu

MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.

Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.

Madde lafzından da anlaşılacağı üzere; işveren iş kazası nedeniyle zarar meydana gelmemesi için çalışanına gerekli talimatları vermeli ve herhangi bir zarar meydana gelmemesi için dikkat ve özen yükümlülüğünü uymalı ve bunu ispat etmelidir.

Peki, işveren her türlü kazadan sorumlu mudur?

İşveren kural olarak tüm özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecektir. Bununla birlikte işverenin tüm özeni göstermesine rağmen işçinin kendi kusurunun %100 e yakın olması durumunda da işveren sorumluluktan kurtulabilecektir.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız hususların yanında; işçinin iş aracıyla kaza yaparak ölmesi durumunda, yasal mirasçılarının iş mahkemelerinde maddi/manevi tazminat davası açabileceklerini de hatırlatmakta da fayda vardır.Görevli mahkeme iş mahkemeleri olmakla birlikte yetkili (davanın açılacağı yer mahkeme) mahkeme işçinin işini yaptığı yer mahkemesi veya işverenin  yerleşim yeri mahkemesidir.

Konumuza emsal teşkil edeceğini düşündüğümüz Yargıtay Kararı şu şekildedir:

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/12504

K. 2016/9814

T. 3.11.2016

DAVA : Davacı vekili, davacıların murisinin sevk ve idaresindeki …. plakalı kamyon ile seyir halinde iken geçirdiği kazada vefat ettğini trafik kaza tespit tutanağına göre meydana gelen kazada araç sürücüsü … …ın asli kusurlu olup diğer sürücülerin ise kusursuz olduğunu, davacının eşi öldükten sonra tüm ihtiyaçlarının karşılanamadığını davacının üç çocuk annesi ve ev hanımı bir bayan olduğunu, murisin davalı şirkette şöfor olarak çalıştığını, davalı şirketten aldığı maaşla ailesinin geçimini sağladığını, muris asli kusurlu olsa da davayı 3 kişi olarak açtıklarını, araç işletenin sorumluluğuna dayandıklarını belirterek davacı … için şimdilik 7.000,00 TL davacı …için şimdilik 1.000,00 TL davacı … için şimdilik 1.000,00 TL Davacı … için şimdilik 1.000,00 TL davacı…için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacı … için 40.000,00 TL diğer davacılar için 20.000,00’şer TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazmınatın kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı/Karşı davacı vekili; davada iş mahkemesinin görevli olduğunu, davalı müvekkile değil davanın kamyonun zmss’si olan …Sigorta AŞ’ye yöneltilmesi gerektiğini, murisin asli kusurlu olup davacıların tazminat isteyemeyeceklerini belirterek davanın reddini savunmuş; ayrıca davalı firmanın taşıma alanında faaliyet gösterdiğini, davacıların murisinin davalı şirket nezdinde şoför sıfatı ile çalıştığını, davalı firmanın …ili … ilçesinde bulunan fabrikasından dava dışı …A.Ş’ye ait 40.504,34 TL tutarındaki malı … ve…müşterilerine iletilmek üzere davacıların murisinin idaresindeki … plaka sayılı araca yüklediklerini, davacıların murisinin Pozantı istikametinde asli kusurlu davranışı nedeni ile karıştığı kaza sonucunda davalı şirketin aracını pert ettiğini ve yüklü olduğu …A.Ş’ye ait malın da hasarlanmasına sebebiyet vererek kendisinin bu kazada vefat ettiğini, tüm bu sebeplerle davalı şirketi zarara uğrattığından fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı karşı davalılardan müştereken tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacıların murisi …’ın davalı-karşı davacı çalışanı olduğu aralarında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu ve işverenin çalışanı olduğu sırada işin ifası sırasında meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiği, davacıların davalıyı işveren sıfatıyla sorumlu olduğundan bahisle eldeki maddi, manevi tazminat davasını açtığı dolayısıyla olayın iş kazası niteliğinde olup uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği tespit ve kanaatine ulaşılmış davalı-karşı davacının görev itirazının kabul edilerek mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan asıl dava ve karşı davanın usulden reddine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli …Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ:Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, aşağıda dökümü yazılı 197,80 TL fazla alınan harcın temyiz eden davalıya iadesine 3.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Şirket avukatı ile çalışmak için iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Benzer yazılar :

İşçi Alacaklarının Brüt Olarak İcra Takibine Konulması Ve Şikâyet

İşçi alacakları 4857 Sayılı İş Kanunu’muzda düzenlenmiş olup işçinin çalışması ve emeğinin karşılığı olan ücret, tazminat vb. şeklindeki parasal değerlerdir. İşçilerin...

Düğünde Çekilen Fotoğrafların, Nikah Salonu Tarafından Teslim Edilmemesi Halinde İşletmeye Açılacak Tazminat Davalarında Görevli Yargı Yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir    

Günümüzde nikah, düğün ve balo salonları ile buraları özel günlerinde kiralamak isteyen kişiler arasında çeşitli sözleşmeler imza edilmektedir. Bu tarz...

Kira uyarlama ve kira tespit davaları sonucunda verilen kararlar kesinleşmeden icra takibine konulabilir mi?

KİRA UYARLAMA DAVASI NEDIR? Kira uyarlama davası, Türk Borçlar Kanunu madde 138’de düzenlenmiş olup özetle; sözleşmenin yapım aşamasında taraflarca varlığı bilinmeyen,...

Nafakanın kaldırılması mümkün müdür?

NAFAKA NEDİR ? Nafaka , maddi anlamda zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken...