Blog & Haberler

İştirak Nafakası

İŞTİRAK NAFAKASI

Hukuk sistemimizde 3 tür nafaka bulunmaktadır. Bunlar Tedbir Nafakası, Yoksulluk Nafakası ve İştirak Nafakasıdır. Nafaka; bir kimsenin geçindirmekle, bakıp gözetmekle yükümlü bulunduğu kimseye ya da kimselere, mahkeme kararıyla verdiği aylıktır.

İştirak kelime anlamı olarak; ortak, ortaklaşa, birlikte anlamlarına gelmektedir. İştirak nafakası eşlerin müşterek(ortak) çocuklarının bakımı ve giderleri için ödenen nafaka türüdür.

Medeni Kanun Madde 327/1 – Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.

Boşanma kararıyla eşlerin müşterek çocukları varsa, hâkim bu çocukların velayetinin hangi eşte olacağına da karar verir. Müşterek çocuğun velayetinin alan eş diğer eşten iştirak nafakası talep etme hakkına sahiptir. Çocuğun velayetini alan eş, iştirak nafakasıyla çocuğun bakım ve giderlerini karşılayacaktır. Peki, mahkeme müşterek çocuğun velayetini eşlere ortak verirse ne olacaktır? Bu durumda ise çocuğu yanında bulunduran eşe, çocuğu yanında bulundurmayan eşten iştirak nafakası talep edebilecektir.

 

ANLAŞMALI BOŞANMALARDA İŞTİRAK NAFAKASI

Anlaşmalı boşanmalarda da iştirak nafakası isteminde bulunulabilir. Eğer anlaşma protokolünde iştirak nafakası istemi var ise hâkim iştirak nafakasına hükmedecektir. Anlaşma protokolünde açıkça iştirak nafakası istenmediği yazılır ve hâkim tarafında da bu husus karara bağlanırsa ve karar kesinleştikten sonra, iştirak nafakası talep edilebilir mi? Evet talep edilebilir.

Her hangi bir süreye bağlı kalmaksızın çocuk için şartların oluştuğu durumda iştirak nafakası istenilebilir. Yani mahkeme bitmiş hâkim iştirak nafakasına hükmetmemiş ve karar kesinleşmiş olsa dahi çocuk için gerekli şartlar oluşması durumunda çocuk ergin değilse velayeti alan eş, çocuk ergin ise çocuk tarafından iştirak nafakası istemiyle mahkemeye başvurulabilir.

İŞTİRAK NAFAKASI MAHKEMEDEN NE ZAMAN TALEP EDİLİR

İştirak nafakası boşanma davası sonucunda düzenlenecek olan hüküm içerisinde yer alabileceği gibi boşanma hükmünde yer almasa bile çocuklar ergin oluncaya kadar yargılamanın her aşamasında verilebilecek olan nafakanın bir türüdür.

İŞTİRAK NAFAKASI NASIL BELİRLENİR

Nafaka miktarını mahkeme belirleyebileceği gibi, eşler de arlarında anlaşarak da belirleyebilirler. Hâkim eslere arasında iştirak nafakası hakkında bir anlaşma yoksa Medeni Kanun Madde 330’a göre nafakaya hükmedecektir.

Medeni Kanun Madde 330 – Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.

 

Hâkim iştirak nafakasını belirlerken 3 başlık altında değerlendirme yapmaktadır, bunlar;

1) velayeti alan eşin ekonomik durumu ve hayat şartları

2) nafaka ödeme yükümlüsü eşin ekonomik ve hayat şartları

3) müşterek çocuğun ihtiyaçları, eğitim durumu, eski yaşantısını devam ettirebilecek sosyo-ekonomik gereksinimleri

İştirak nafakasını belirleyen en büyük etmenler anne ve babanın ekonomik durumudur. Hâkimin anne ve babanın sosyal ve ekonomik durum araştırmasını yapması gerekmektedir. Boşanmış anne ve baba ekonomik durumlarına orantılı olarak çocuklarının giderlerine katılmalıdırlar.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere anne ve baba çocuğun giderlerini karşılamakla yükümlüdürler. Anne ve babanın boşanmış olması bu durumu değiştirmemektedir. Anne ve Baba ayrılsalar dahi çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.

Kanun koyucu boşanmanın çocukların üzerindeki yıkıcı etkilerini bir miktarda azaltmak için boşanıldıktan sonra çocuğun eski yaşantısını koruyabilmek için tedbir nafakasını getirmiştir.

Peki, çocuğun giderlerine neler dâhildir? Bunlar 1- eğitim giderleri 2- çocuğun herhangi bir rahatsızlığı varsa ilaç masrafları, hastane giderleri vs. 3-çocuk eski yaşantısında devam ettiği kurslar varsa bunların giderleri mesela çocuk eski yaşantısında keman kursuna gidiyorsa kurs masrafları

 

İŞTİRAK NAFAKASI NE ZAMANA KADAR VERİLMEYE DEVAM EDER

Medeni Kanun Madde 328 – Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Çocuk ergin olduğu an iştirak nafakası bitmiyor eğer çocuk eğitimine devam ediyorsa iştirak nafakası devam eder. Örneğim çocuk 18 yaşını doldurup ergin oldu ancak eğitimine üniversite kazanarak devam ediyor bu durumda iştirak nafakası devam edecektir hatta eğitim masraflarında bir artış meydan gelmişse mahkemeye başvurularak iştirak nafakasının artırımı talep edilebilir.

HÜKMEDİLEN İŞTİRAK NAFAKASI MİKTARI DEĞİŞEBİLİR Mİ? HÜKMEDİLEN İŞTİRAK NAFAKASI KALDIRILABİLİR Mİ?

A yrılan eşlerin durumunda ekonomik durumlarındaki değişikler olması durumunda mahkemeden talep edilerek, hükmedilen iştirak nafakasının miktarı artırılıp azaltılabileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.

Medeni Kanun Madde 331– Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır

 İŞTİRAK NAFAKASI HAKKINDA EMSAL YARGITAY KARARLARI

 Y A R G I T A Y K A R A R I

  1. Hukuk Dairesi         2017/12944 E.  ,  2017/14666 K.

Davacı, dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava tarihinden başlayacak en yüksek reeskont faiziyle birlikte, davalıdan aylık 1.500 TL iştirak nafakasının alınarak küçük … için harcanmak üzere velayeten kendisine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece; taraflar anlaşmalı olarak boşanırken talep olmadığından herhangi bir nafakaya hükmedilmediğini, boşanmadan sonra aradan 4 yıl geçtiğini, davacının avukatlık yaptığını; davalının ise, hem yurt içinde hem de yurt dışında ticaret ile uğraştığını; davalının ekonomik ve sosyal durumunun değerlendirilmesinde davalının sık sık yurtdışına giriş çıkış yaparak ticari işlerini takip ettiğini, Bodrum’da adına kayıtlı ya da yakınlarının adına devrettiği taşınmazlarının bulunduğunu, tanık beyanından anlaşıldığı üzere halen resmiyette olmasa bile adına işletilen bir restorantının bulunduğunu, davalının yaptığı işlerden yüksek gelir elde ettiğini; diğer taraftan davacının avukat olmasına rağmen … gibi geçim şartlarının zor ve turizm nedeniyle piyasa rayiçlerinin üst düzeyde olduğu bir yerde müşterek çocuğu özel okulda okutmak ve iyi bir eğitim verebilmek için tek başına tüm masrafları karşılamak zorunda olmasının hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 1.500 TL iştirak nafakasının müşterek çocuk Esat için harcanmak üzere davalı …’dan tahsili ile davacı …’a verilmesine karar verilmiştir.

 

  1. Hukuk Dairesi         2016/19614 E.  ,  2017/7710 K.

    Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
    Davacı vekili; tarafların gayri resmi birlikteliklerinden 2005 doğumlu müşterek çocukları….’nın olduğunu,davalı babanın ekonomik durumunun çok iyi olduğunu, aradan geçen sürede müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artığını bu nedenle, müşterek çocuk için aylık 2.500 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacı aleynine velayetin değiştirilmesi davası açtığını, talep edilen nafakanın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile ,müşterek çocuk …n için dava tarihinden itibaren aylık 1.250 TL’lik iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş ,hüküm süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava iştirak nafakası istemine ilişkindir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm ,davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-TMK ‘nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
    Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan,iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
    Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında,ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın ) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
    Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, müşterek çocuk….’nın velayetinin davacı anneye verildiği, müşterek çocuğun 2005 doğumlu olup, özel okulda eğitim gördüğü, davacının avukat olduğu,adına kayıtlı taşınmazları olduğu, davalının ise emekli olduğu, 1.122 TL gelirinin olduğu,ayrıca rehberlik yaptığı, adına kayıtlı birçok taşınmazının olduğu, hususi Wolksvagen marka minibüsünün olduğu anlaşılmaktadır.
    Hal böyle olunca, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün gelir durumu nazara alındığında, mahkemece; TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olacak şekilde, müşterek çocuk için daha yüksek oranda nafaka takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu         2017/2916 E.  ,  2019/1130 K.

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki “iştirak nafakasının arttırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İzmir 13. Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.03.2016 tarihli ve 2015/842 E., 2016/217 K. sayılı kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarihli ve 2016/10266 E., 2017/38 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı dava dilekçesinde; davalı ile İzmir 2. Aile Mahkemesi’nin 2011/221 Esas ve 2011/1353 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını,söz konusu karar ile müşterek çocuk 2006 doğumlu … için 300 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini; aradan geçen zamanda takdir edilen nafakanın ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını ileri sürerek, iştirak nafakasının 600 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, talep edilen nafakayı ödeyecek gücünün olmadığını, yeniden evlendiğini, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir.
TMK.nun 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların 27.12.2011 tarihinde boşandığı, müşterek çocuk 2006 doğumlu …’nın velayetinin davacıya bırakıldığı ve müşterek çocuk … için aylık 300TL iştirak nafakasına hükmedildiği, bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık dört yıllık süre geçtiği, davacı annenin öğretmen olup, aylık 2.300 TL geliri olduğu, davalı babanın ise astsubay olduğu, aylık 3.500 TL gelirinin olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ilköğretim dördüncü sınıf öğrencisi olduğu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

  1. Hukuk Dairesi         2017/11341 E.  ,  2017/11962 K.

Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile boşandığını, müşterek çocuk …’ın velayetinin davacı anneye verildiğini, müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakasının aynı mahkemenin 2007/183 esas, 2007/203 karar sayılı ilamı ile 150 TL, 2009/58 esas, 2010/6 karar sayılı ilamı ile 225 TL ve son olarak 2011/152 esas, 2013/19 sayılı ilamı ile 400 TL olarak belirlendiğini, müşterek çocuğun ilkokul 4. sınıfa geçtiğini, davacı çalıştığı için çocuk için bakıcı tutulduğunu, ayrıca, çocuğun eğitim dönemi itibariyle kursa gittiğini, … Merkez … Dil Eğitim Dersanesine devam ettiğini, çocuğun yaşı ve eğitim dönemi itibariyle temel ihtiyaçları ve eğitim masraflarında ekstra bir artış olduğunu, paranın alım gücünün düştüğünü, davalının maaşında ise artış olduğundan bahisle; velayeti davacı anneye verilen müşterek çocuk … için 400 TL olarak belirlenen aylık iştirak nafakasının 200 TL artırılarak, 600 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın müvekkillerinden % 50 oranında bir nafaka artırımı talep ettiklerini, müvekkilinin gelirinde bu oranda bir artış meydana gelmediğini, 2015 yılında devlet memurlarına % 3 oranında zam yapıldığını, ayrıca, TÜİK verilerine göre 2015 yılı Tefe artış oranının % 8,09 olarak belirlendiğini, tefe artış oranı ve müvekkilinin maaşına yapılmış olan zamma bakıldığı zaman anlaşılacağı üzere davacı tarafın yüksek oranda nafaka artırımı talebinin ilgili yasaya ve hakkaniyete göre reddi gerektiğini; müvekkilinin müşterek çocuk için aylık 400 TL nafaka ödemesi yaptığını, anne ve babanın müşterek çocuğun giderlerine eşit olarak katılması hususunun kanunla düzenlendiğini, davacı tarafın müşterek çocuğun giderlerine müvekkilinin oranında katılması halinde toplam 800 TL gibi bir rakamın ortaya çıkacağını, bu rakamın ise 4.sınıf çocuğu için oldukça iyi bir rakam olduğunu ve ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olduğunu; davacı tarafın hemşirelik görevini icra ettiğini, istenilen iştirak nafakasının artırım talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulünün hakkaniyete uygun olmadığını, zira davacı tarafın da iştirak nafakası kadar aylık masrafa ortak olduğunda müşterek çocuğun aylık ihtiyaçlarının karşılanmasında ziyadesiyle yeterli olacağı kanaati ile, 4721 sayılı TMK.nun 176’ncı maddesinde öngörülen mali durumun davacı aleyhine değişmediği, aksine lehine şartların oluştuğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir.
TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir.
TMK’nun 331.maddesi uyarınca da; Durumun değişmesi halinde, hâkim, nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
TMK.nun 328/1.maddesinde “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır.
Somut olayda; tarafların 2007 yılında boşandıkları, boşanma neticesinde müşterek çocuk 2004 doğumlu …’ın velayetinin davacı anneye verildiği ve müşterek çocuk lehine aylık 225 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, 2013 yılında kesinleşen nafaka artırım davası neticesinde müşterek çocuk için hükmedilen nafakanın aylık 400 TL’ye yükseltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre ise, davacının tıbbı sekreter olduğu, 2.000 TL maaş aldığı, 1 adet evinin bulunduğu; davalının ise öğretmen olduğu, 2.828 TL maaş aldığı tespit edilmiştir.
Bu durumda; tarafların yukarıda ifade edilen sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocuğun yaşı, eğitiminin devam etmesi, çocuğun erken ergenlik tanısı ile … … Üniversitesinde tedavi görüyor olması, sosyal aktiviteleri vb. ihtiyaçları için yapılması gereken masraflar, aradan geçen süre, son nafaka artışının 2013 yılında yapılmış olması da nazara alındığında, mahkemece nafakanın hakkaniyete uygun bir miktarda arttırılmasını gerektirir.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, eğitiminin devam ediyor olması, aradan geçen sürede ihtiyaçlarında artış olması ve son nafaka artışının da 2013 yılında hüküm altına alınmış olması da nazara alınmak suretiyle, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, (TMK’nun 4. maddesi gereğince) hakkaniyete uygun bir miktarda nafaka artırımına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir