Aile Hukuku Avukatı Ankara

Ankara boşanma avukatı sayfamıza hoşgeldiniz. Toplumun temel yapı taşı ailedir. Belirli bir olgunluğa ulaşan ve evlenmeye karar veren taraflar evlendikten sonra aile birliği içerisinde çeşitli sonlarla karşılaşabilirler. Bu sorunlar kimi zaman çözülebildiği gibi kimi zaman ise boşanma ile sonuçlanmaktadır.

Boşanma ile sonuçlanan evliliklerde boşanma ile birlikte çözüme kavuşması gereken diğer hukuki problemler de gün yüzüne çıkmaktadır. Nafaka, velayet, maddi-manevi tazminat, mal paylaşımı gibi çözülmesi gereken hukuki problemler hakkında taraflar anlaşmaya varamadığı takdirde çekişmeli boşanma davası söz konusu olacaktır. Çekişmeli boşanma davaları taraflar için uzun meşakatli ve yıpratıcı olabilmektedir.

Bu sürecin psikolojik ve hukuki açıdan sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekir. Aksi halde yaşanabilecek olası hak kayıpları boşanmanın psikolojik sıkıntıları yanında aynı zamanda maddi açıdan da tarafları yıpratabilmektedir. Bu sebeple bu sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Alanında uzman avukat kadromuzla bu süreçte sizlere avukatlık hizmeti vermekteyiz.

AİLE HUKUKU NEDİR ?

Aile hukuku aile birliği içerisinde veya eşler arasında yaşanan problemlerin çözümü için başvurulan bir hukuk dalıdır. Bu alandaki hukuk kuralları aile birliğini korumayı, nişanlanma, evlilik, ayrılık, boşanma, nafaka, velayet, aile konutu, evlat edinme, mal paylaşımı, miras konularında yaşanabilecek uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmayı amaçlamaktadır. Söz konusu hukuk kuralları Medeni Kanun’da yer almaktadır. Yukarıda yer alan konularda yaşanan uyuşmazlıkların çözümü bu kanun hükümlerine göre çözüme kavuşturulacaktır. Bahsi geçen uyuşmazlıkların çözümü için başlatılacak süreç hak kaybına uğramamak adına aile hukuku avukatı ankara gibi alanında uzman avukatla yürütülmelidir.

AİLE HUKUKU AVUKATI NE İŞ YAPAR ?

Aile hukuku avukatı, Bir önceki başlıkta belirtilmiş olan uyuşmazlıkların çözümü için mesleki bilgi ve deneyimini kullanan, müvekkilleriyle iş birliği içerisinde bu sürecin daha sağlıklı ve hak kaybı yaşanmadan ilerlemesini ve çözüme kavuşmasını sağlayacak olan avukattır. Aile hukuku avukatı evlenme boşanma velayet nafaka mal paylaşımı gibi konularda müvekkiline hukuki danışmanlık yaparak süreci müvekkilinin lehine olacak şekilde sonuçlandırmayı amaçlar.

AİLE HUKUKU AVUKATININ GÖREV VE SORUMLULUKLARI NELERDİR ?

Aile hukuku avukatı, nişanlanma, evlilik, ayrılık, boşanma, nafaka, velayet, aile konutu, evlat edinme, mal paylaşımı, ziynet alacağı, miras konularında yaşanabilecek uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak, bu konulardan kaynaklı açılacak olan davaları açmak, takip etmek, süreç hakkında müvekkili bilgilendirmek, açılan davada haklılığı ispat edebilmek adına tanık ve delilleri mahkeme dosyasına sunmak, mahkeme kararları hakkında gerekirse kanun yollarına başvurmak, mahkeme ilamları doğrultusunda gerekirse icra takibi başlatmak gibi görev ve sorumluluklara sahiptir.

AİLE HUKUKU AVUKATININ ÖNEMİ NEDİR ?

Aile hukuku avukatı aile birliği içerisinde yaşanan ve yukarıda belirttiğimiz uyuşmazlıkların çözümünde önemli rol oynamaktadır. Yaşanan bu uyuşmazlık sebebiyle açılacak olan davaların alanında uzman aile hukuku avukatı tarafından açılıp takip edilmesi ve sonuca kavuşturulması geri dönüşü olmayan hak kayıplarının önüne geçecektir. Dolayısıyla bu uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davaların aile hukuku alanında uzman bir avukat tarafından takip edilmesi önem arzetmektedir.

AİLE HUKUKU AVUKATININ İLGİLENDİĞİ DAVALAR NELERDİR ?

Genel olarak aile hukuku avukatının baktığı davaları saymak gerekirse;

Nişanın bozulması sebebiyle hediyelerin iadesi,

maddi manevi tazminat talepleri,

  • Ayrılık,
  • Boşanma davaları,
  • Velayet,
  • Nafaka davaları,
  • Babalık davaları,
  • Evlat edinme davaları,
  • Yurt dışında verilen boşanma davalarının tanıma ve tenfizi davaları,
  • Ziynet alacağı davaları,
  • Mal paylaşımı davaları

gibi davalarla ilgilenir.

ANKARA AİLE HUKUKU AVUKATI ÜCRETİ

Aile hukuku davalarında avukatın alması gereken minimum tutar, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenmektedir. 2024 yılı güncel tarifesine göre aile hukukundan kaynaklı davalar için belirlenen ücret 17.900-TL’dir. Bunun dışında boşanma davasında avukatın alacağı ücret avukat ile müvekkilin arasında yapılacak ücret sözleşmesine göre değişiklik göstermektedir.

AİLE DAVALARINA HANGİ AVUKAT BAKAR ?

Türk Hukuk Sisteminde avukatlar için uzmanlık müessesesi henüz bulunmamaktadır. Avukatlar hukuk fakültesinden mezun olup zorunlu stajı bitirmelerinin ardından avukatlık ruhsatını almaktadır. Ruhsatını alan her avukat her alanda davayı takip edebilir. Aynı zamanda avukatlar belirli bir alana yönelip bilgi ve tecrübesini o alanda arttırması sebebiyle uzman avukat olarak anılırlar. Aile hukuku davalarında da durum bu şekildedir. Bu alana yönelmiş ve çalışma sistemini aile hukuku davaları üzerine kuran, özellikle veya yalnızca aile hukuku davalarını takip eden avukatlar aile hukukundan kaynaklanan davalarda uzman avukat olarak kabul görürler.

AİLE HUKUKU AVUKATI SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR ?

Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü zorlu ve yıpratıcı bir süreçtir. Bu süreçte taraflar hem maddi hem manevi olarak oldukça yıpranabilmektedir. Bahsi geçen bu zorlu süreçte size yardımcı olabilmesi açısından avukat seçimi oldukça önemlidir. Zira bu süreci beraber yürüteceğiniz avukat deneyimli, ulaşılabilir, size hukuki danışmanlık yapan, tarafınızla uyumlu ve güven veren bir avukat olduğu takdirde süreç, çok daha kolay bir şekilde çözüme kavuşacaktır. Özellikle de geri dönüşü olmayan hak kayıpları yaşanmaması için aile hukuku uyuşmazlıkları sebebiyle açılacak davalarda bu alanda profesyonel, bilgili ve uzman bir avukat ile çalışılması önem arz etmektedir.

AİLE HUKUKU DAVALARINDA AVUKAT TUTMAK ZORUNLU MU ?

Türk Hukuk sisteminde avukat ile temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Herkes mahkeme önünde kendisini bizzat temsil edebilecektir. Ancak  ileride herhangi bir hak kaybına uğramamak adına aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınmasında fayda bulunmaktadır.

AİLE DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR ?

Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda genel olarak görevli mahkeme aile mahkemeleri, aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise açılacak davaya göre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin boşanma davasında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri ya da boşanma davasının açılmasından önce son defa 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yani boşanma davasını açan taraf hem kendisinin hem de boşanmak istediği eşinin ikametgâh adresindeki aile mahkemesinde bahse konu davayı açabilir.

Aynı zamanda taraflar son 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesinde de boşanma davasını açabilecektir. Dava eğer mal paylaşımı davası ise mal rejimi ölümle son bulmuşsa ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, boşanmaya karar verilmesi durumda bu kararı veren mahkeme veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme açılacak davalara göre değişiklik göstereceği için bu konuda ankara aile hukuku avukatından hukuki danışmanlık almakta fayda vardır

BOŞANMA DAVASI AVUKATI SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR ?

Boşanma süreci her anlamda zorlu ve yıpratıcı bir süreçtir. Bu süreçte taraflar hem maddi hem manevi olarak oldukça yıpranabilmektedir. Bahsi geçen bu zorlu süreçte size yardımcı olabilmesi açısından avukat seçimi oldukça önemlidir. Zira bu süreci beraber yürüteceğiniz avukat deneyimli, ulaşılabilir, size hukuki danışmanlık yapan, tarafınızla uyumlu ve güven veren bir avukat olduğu takdirde süreç, çok daha kolay bir şekilde çözüme kavuşacaktır. Özellikle de geri dönüşü olmayan hak kayıpları yaşanmaması için boşanma davalarında bu alanda profesyonel, bilgili ve uzman bir avukat ile çalışılması önem arz etmektedir.

BOŞANMA İLE BİRLİKTE GÖRÜLEN DAVALAR NELERDİR ?

Boşanma davalarıyla birlikte Yoksulluk Nafakası, Maddi manevi tazminat, Mal Rejiminin Tasfiyesi Velayet, Kişisel İlişki ve İştirak Nafakası, Kişisel Mal Eşya ve Ziynet Alacağı gibi konularda talepte bulunulabilir veya ayrı bir dava olarak açılabilirler. Ancak evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrar.

NAFAKA DAVALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER ?

  • TEDBİR NAFAKASI

Boşanma davası açıldıktan sonra taraflar ve çocukların bu uzun ve meşakatli süreçte mağduriyetleri söz konusu olabilmektedir. Bu süreçte maddi olarak zor duruma düşen tarafa ve çocuklara diğer eş tarafından ödenen nafakaya tedbir nafakası denir. Tedbir nafakası belirlenirken kusur oranları değil, tarafların maddi durumları dikkate alınmaktadır. Zira henüz daha fazla kusurlu olan taraf belli değildir. Tedbir nafakası boşanma davası açıldığı tarihten boşanma kararının kesinleşmesine kadar ödenmektedir.

  • İŞTİRAK NAFAKASI

İştirak nafakası ise boşanma davası kesinleştikten sonra çocukların velayeti kendisinde olmayan tarafın ödeyeceği nafakadır. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. İştirak nafakasının miktarı belirlenirken, bunu ödeyecek kişinin ve velayetin kendisine bırakıldığı tarafın mali gücü ile çocuğun ihtiyaçları göz önünde bulundurulur.

  • YOKSULLUK NAFAKASI

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” denilmektedir. Yoksulluğa düşecek olan tarafın istemi olmaksızın hakim yoksulluk nafakasına hükmedemez. Yoksulluğa düşmekten kasıt, tarafın geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkanından yoksun olmasıdır. Yoksulluk nafakasına hükmedilmesi için eski medeni kanunda olduğu gibi büyük bir yoksulluk aranmamakta olup normal ve vasat düzeydeki bir yoksulluk tehlikesi de nafaka için yeterlidir.

Önceki kanunda “kusursuz” olma şartı benimsenirken yeni kanunda bu şartın aranması yerine talep eden şahsın daha ağır kusurlu olması kabul görmüştür. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir. Bu durum yoksulluk nafakası ile maddi-manevi tazminat arasındaki farklardan biridir. Madde düzenlemesi ve Yargıtay Kararları ile eşit kusur halinde de yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekeceği belirlenmiştir.

VELAYET DAVALARI

Boşanma davası açıldıktan sonra taraflar müşterek çocuğun velayeti konusunda anlaşamamışlarsa çocuğun velayetinin kimde kalacağına hakim karar verecektir. Hâkim bu kararı verirken çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince kendiliğinden inceleme yapacak; hangi ebeveynin çocuk ile daha sağlıklı ilgilenebileceği, daha iyi imkânlar sağlayabileceği, çocuğun hangisinin yanında daha iyi eğitim görebileceği gibi birçok hususu değerlendirecek, kararını buna göre verecektir. Bununla birlikte çocuğun cinsiyeti, yaşı, tarafların kiminle yaşadıkları, evli olup olmadıkları, tarafların ekonomik durumları da velayet kararında önemli faktörlerdir.

Velayet boşanma davası süresinde talep edilebileceği gibi, boşanma davasının kesinleşmesinin ardından velayetin değiştirilmesi/kaldırılması davası açılarak da talep edilebilecektir. Hâkimin velayete ilişkin kararı kesin hüküm niteliğinde olmayıp çocuğun yararına göre daha sonradan açılacak bir dava ile veyahut hâkim tarafından re’sen inceleme yapılarak velayetin diğer tarafa verilmesine karar verilebilmektedir.

Uygulamada, 0-6 yaş aralığındaki çocukların anneye tam bağımlı dönemde olmaları nedeniyle genellikle bu yaş grubu çocukların velayeti anneye bırakılmaktadır.

MAL PAYLAŞIMI (MAL REJİMİ NEDİR ?)

Mal rejimi, eşlerin evlilik süresi içerisinde edinmiş olduğu malvarlıklarının evlilik sona erdiğinde ne şekilde paylaştırılacağını düzenleyen bir hukuk alanıdır. Mal paylaşımı, eşlerin boşanması halinde söz konusu olabileceği gibi eşlerden birinin vefatı gibi diğer sona erme nedenlerinde de söz konusu olacaktır.

Türk Medeni Kanunu’nda mal paylaşımına ilişkin birçok mal rejimi türü düzenlenmiştir. Eşler anlaşma yaparak bu mal rejimi türlerinden birini seçebilmektedir. Ancak eşlerin herhangi bir seçimde bulunmadığı durumlarda 01.01.2002 tarihinde kabul edilen 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda kabul edilen mal paylaşımı türü edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi, 01.01.2002 Tarihinden sonra gerçekleşen evlilikler için kabul edilen rejimdir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak kabul edilmesi üzerine o tarihte zaten evli olan vatandaşlara belli bir süre tanınmış ve bu süre içerisinde isterlerse noterde yapacakları bir düzenleme ile aralarındaki mal rejiminin mal ayrılığı olarak kalmasını sağlayabilme veya edinilmiş mallara katılma rejiminin evlilik birliğinin başından itibaren geçerli olmasına karar verme hakkı tanınmıştır. Mal rejimi sözleşmelerinin ileriye yönelik sonuç doğurmasının tek istisnasını da bu durum oluşturmaktadır.

Hiçbir seçim yapmayan tarafların ise mal rejimi evlilik birliğinin kurulduğu tarihten 01.01.2002’ye kadar mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002’den sonra ise edinilmiş mallara katılma rejimi olarak devam edecektir.

KİŞİSEL MALLAR VE ZİYNET ALACAĞI

  • KİŞİSEL MALLAR

Tarafların kendilerine ait olan mallar mal paylaşımına konu olmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 220. Maddesinde kişisel malların neler olduğu belirtilmiştir. İlgili maddeye göre;

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras

yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

  1. Manevî tazminat alacakları,
  2. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş bunu ispatla mükelleftir. 2002 yılında yapılan kanun değişikliğinden önce evlilik birliği içerisinde edinilen mallar da kişisel mal sayılmaktaydı. Yani edinilen mal üzerinde yasal olarak hak sahibi kim ise mal ona aitti. 2002 yılında yapılan yapılan değişiklikle artık evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallar üzerinde eşler eşit oranda hak sahibi olacaktır.

  • ZİYNET ALACAĞI

Ziynet eşyaları, düğün merasiminde geline ve damada takılan takılara verilen isimdir. Bilezik, küpe, yüzük kolye gibi aksesuar nitelikli olabileceği gibi gram, çeyrek, tam altın şeklinde de olabilir.

Ziynet eşyası Türk Medeni Kanunu’nun 220.maddesi gereğince kişisel mal niteliğindedir. Bu nedenle ziynet eşyaları diğer tarafta bulunan eş TMK.nun 226.maddesi gereğince dava açarak ziynet eşyalarının kendisine iade edilmesini talep edebilir. Ziynet eşyalarının iadesi davasının temeli bu maddeye dayanmaktadır.

Bununla birlikte, evlenme sırasında kadına takılan ziynetler kim tarafından takılmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Evlenme sırasında erkeğe takılan ziynetlerin kime ait olduğu o yörenin örf ve adetlerine bakılarak tespit edilir.

Ziynet eşyalarının iadesi mal paylaşımı davasıyla istenemez zira ziynet eşyaları kişisel mal niteliğindedir ve kişisel mallar mal paylaşımına konu edinemez. Ziynet eşyalarının iadesi talebi boşanma davasıyla beraber ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava şeklinde de açılabilir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDİR ?

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendisinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Evlilik birliğinin temelden sarsılması genel boşanma sebebidir. Burada kastedilen, eşler arasında önemli fikir ayrılıkları ve duygu ayrılığı olmasıdır. Taraflar kusursuz olsalar dahi, evlilik birliği eşler içi çekilmez bir hal almışsa, hâkim boşanmalarına karar verebilir. Ancak bu kusurun hiç önemli olmadığı anlamına gelmez. Yukarıda da açıkladığımız üzere, dava sonucunda hükmedilecek tazminat, nafaka vb. fer’iler yönünden hangi tarafın kusurlu olduğu önemli bir etkendir.

Hakaret etmek, aşağılamak, küçümsemek temizlik kurallarına uymamak, başkalarıyla kıyaslamak, aile sırlarını açıklamak, yatak odası sırlarını açıklamak, kendisine yakıştırmadığını söylemek, başkasını sevdiğini söylemek, doğal olmayan yollarla eşi cinsel birlikteliğe zorlamak, aşırı borçlanma sebebiyle icra takibine maruz kalmak, eşin aile bireylerine kötü davranmak, eşin ahlaksızlıkla itham edilmesi, psikolojik, ekonomik, fiziksel şiddet uygulamak, çocukların evin bakımıyla ilgilenilmemesi, eşin bağımsız konut isteğine kayıtsız kalınması gibi eylemler evlilik birliğinin temelinden sarsılması için haklı sebep teşkil eder.

ŞAHSİ MÜNASEBET (KİŞİSEL İLİŞKİ) TESİSİ NEDİR ?

Burada temel olarak TMK md. 197/4 uyarınca “Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.” Madde hükmünde de anlaşılacağı üzere çocuklara ilişkin alınacak önlemler bakımından eşlerin talebi aranmaksızın hakim resen gerekli önlemleri takdir edebilmektedir lakin yine TMK md. 197 uyarınca herhangi bir önlem talebinde bulunulmuş olması gerekmektedir. Hâkim, eşlerin ayrı yaşama hakkına dayanarak talep ettiği önlemlere ilişkin bir uyuşmazlığı çözerken, çocuklara ilişkin önlemleri re’sen almalıdır.

TMK md. 197/4 temel olarak çocuğun menfaatlerinin korunmasına, bakımına ve kişisel ilişkilerine ilişkin önlemleri kapsar niteliktedir. Çocukla eşlerin ilişkisi düzenlenirken  mühim olarak çocuğun yararına dikkat edilmesi gerekir. Ergin olmayan çocuğun hangi eşle kalacağının belirlenmesinde ayrı yaşamaya sebep olan kusur belirleyici olmayacaktır. Hâkim, ilk olarak ergin olmayan çocuğun hangi taraf yanında kalacağına karar verir. Bununla birlikte çocukların diğer eşle olan kişisel ilişkilerini de göz önünde bulundurarak düzenleme yapar. Her ne kadar eşler ayrı yaşamaya başlasa bile eşlerin ergin olmayan çocuk üzerindeki müşterek velayet hakkı hala devam etmektedir.

ANLAŞMALI BOŞANMA NEDİR ?

Medeni Kanun 166/3 maddesinde “evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır” denilmektedir.

Maddenin devamında ise anlaşmalı boşanmanın şartları belirtilmiştir. Buna göre anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanmak üzere birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi, hakimin bizzat tarafları dinlemesi, hakimin tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeleri uygun

bulması gerekir.  Dava açılmış ve bu esnada 1 yıllık süre dolmuşsa bu durumda da anlaşmalı boşanmaya karar verilemez. Anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için hakimin hem davacıyı hem davalıyı aynı anda bizzat dinlemesi gereklidir. Talimatla dinlenerek anlaşmalı boşanma gerçekleştirilemez.

ANLAŞMALI BOŞANMA AVUKATI NELER YAPAR ?

Anlaşmalı boşanmalarda avukat maddi manevi tazminat, velayet, nafaka mal paylaşımı gibi konularda tarafların iradelerini ve anlaşmalarını dikkate alarak boşanma protokolü hazırlar. Bu protokolün taraflarca imzalanmasının ardından anlaşmalı boşanma dilekçesiyle mahkemeye başvurarak dava açar. Mahkeme tarafından tayin edilecek duruşma gününde tarafların yanında yer alarak hukuki destek sağlar.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA NEDİR ?

Taraflar boşanmaya karar verdiğinde tazminat nafaka velayet gibi hususlarda anlaşmaya varamadıkları takdirde açılacak olan dava çekişmeli boşanma davasıdır. Eşlerden birinin boşanmak istememesi durumunda da çekişmeli boşanma davası söz konusu olacaktır. Taraflar bu davayı açarken boşanmayı kanunda yer alan sebeplere dayandırarak açacaktır. Açılacak dava sonucunda tarafların kusur oranları, maddi koşulları, hayat şartları göz önünde bulundurularak yukarıda sayılan anlaşmazlık konularında hakim tarafından karar verilecektir.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA AVUKATININ GÖREVLERİ NELERDİR ?

Boşanma avukatı öncelikle boşanmaya sebep olan nedenler konusunda müvekkilinden her türlü bilgiyi alır. Bu bilgiler ile müvekkilin haklarını en iyi savunacak şekilde Medeni Kanun madde 161-166 hükümlerinin ışığında dava dilekçesini hazırlamaya başlar. Hazırlanan dilekçede boşanma sebeplerini nafaka velayet, mal paylaşımı, maddi manevi tazminat talepleri gibi hususları, delil ve tanıkları bildirerek süreci başlatır. Bu süreçte müvekkilin haklarını gözetir, müvekkilini mahkemede temsil eder, dosyaya kazandırılacak delil ve belgeleri takip eder, dosyaya sunacağı delil ve tanıklarla müvekkilinin haklılığını ispatlamaya çalışır, müvekkile süreç boyunca hukuki danışmanlık yapar, müvekkile dava süreci hakkında bilgilendirme yapar.

AİLE KONUTU NEDİR ? AİLE KONUTUNA ŞERH NASIL KOYULUR ?

İlk olarak aile konutunu açıklamak gerekirse 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile hayatımıza girmiş bir müessese olup, kanunda tanımı bulunmamaktadır. Aynı kanunun gerekçe kısmında ” aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir mekân” olarak tarif edilmiştir. Daha da özetlersek aile konutu tarafların fiilen müşterek olarak yaşadıkları yer olarak tanımlanabilir.

AİLE KONUTUNUN UYGULANABİLMESİ İÇİN;

Fiilen oturulan konutun eşlerden birinin adına kayıtlı olması gerekmektedir. Eğer oturulan konut kira ise aile konutu şerhi verdirilemez.

Taraflara herhangi bir boşanma davası açılmadan, tedbir nafakası davası açılmadan hatta hiçbir sorun yokken eşlerden birinin talebi üzerine tapu kaydına aile konutu şerhi koydurulabilir.

AİLE KONUTU ŞERHİ KOYDURULMASI

Aile konutu şerhi koydurabilmek için eşlerden birinin muhtardan oturulan konutun aile konutu olduğuna dair aldığı belge ve evlilik cüzdanı ile doğrudan tapu müdürlüğüne başvurması yeterlidir. Tapu müdürlüğüne doğrudan bir başvuru yapılabilmesi imkanının doğması ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi idari yollarla halledebilecek bir işlem olması nedeniyle hukuki yararın kalktığını ve bu yüzden dava açılamayacağına karar verdi. Tapu müdürlüğüne başvurulduktan sonra talebin reddedilmesi durumunda dava imkanı saklı tutulmuştur.

Tapudaki işlemler özel bir yetki bulunması gerek vekaletnamede aksi takdirde sadece boşanma yetkisi içeren vekaletname ile tapuda aile konutu şerhi koydurulamaz.

Dava açıldıktan sonra davalının üzerine olması durumunda taşınmazın üzerinde herhangi bir tasarruf yapılmaması adına alınması gereken birtakım önlemler vardır. Davanın esas talebi olması nedeniyle mahkemenin yargılama yapmadan esas hakkında hüküm veremeyeceğinden aile konutu şerhinin hemen konulması mümkün olamayabilir lakin bu geçiş sürecinde duruşma günü beklenmeksizin öncelikle HMK md. 389 vd. hükümleri gereğince konut üzerine ihtiyati tedbir konulmasını ve dava sonunda bunun aile konutu şerhine dönüştürülmesinin istenilmesinde fayda vardır. Zira dava sonunda söz konusu taşınmazın “aile konutu” niteliği taşıdığı ispat edilmiş ise dava sürecinde konulmuş olan ihtiyati tedbir kaldırılıp yerine aile konutu şerhi konulur.

Tarafların birden fazla aile konutuna sahip olması mümkün değildir. Birden çok konutta ikamet edilmesi durumunda Yargıtay tarafından kabul edilen aile konutu en çok kullanılan yerdir.  Fakat bunun tek bir istisnası vardır: Yurtdışında yaşayan bireylerin ağırlıklı olarak yaşadığı yurtdışı olmasına rağmen Türkiye’de de bir aile konutları olabileceği kabul edilmektedir.

Taraflardan birinin aile konutunu terke etmesi , yaşanılan konutun “aile konutu” vasfını yitirmesine neden olmaz. Söz konusu konut üzerinde bu süreçte yapılacak herhangi bir işlem TMK md. 194 uyarınca tapu iptal ve tescil davası açılması suretiyle tapu kayıt maliki olmamasına rağmen fiilen aile konutu olarak kullanıldığını ispat ederse yapılan işlem tapuda iptal edilebilmektedir.

2002 yılında TMK md. 194 ile kanunumuza giren “aile konutu” kavramı ile TMK md. 1023’te düzenlenen “tapuya güven ilkesi” çatışmıştır. Aşağıdaki 2006 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği karar üzerine TMK md. 1023’te düzenlenen “tapu siciline güven ilkesi” korunmaktadır.

AİLE HUKUKU AVUKATININ ROLÜ EVLAT EDİNME SÜRECİNDE NASILDIR ?

Türkiye’de evlat edinme, karmaşık, oldukça fazla yasal prosedürü olan meşakatli bir süreçtir. Bu sebeple evlat edinmek isteyen kişilerin bu süreçte alanında uzman avukatlardan hukuki danışmanlık almasında fayda vardır. Evlat edinme sürecinde hukuki danışmanlık yapacak olan avukat, öncelikle başvuru süreci ve yasal prosedürler hakkında tarafları bilgilendirir. Ardından süreç içi gereken belgelin hazırlanması konusunda müvekkillerine yardımcı olurlar. Bu belgelerin temininin ardından mahkeme aşamasında tarafları temsil eder mahkeme işlemlerini yürütürler. Bu süreçte çıkacak olan uyuşmazlıklardan kaynaklı olarak müvekkillerinin haklarını gözetirler.

EVLİLİK SÖZLEŞMELERİ

Halk arasında evlilik sözleşmesi olarak bilinen aslında hukuk düzeninde mal rejimi sözleşmesi olarak anılan bu sözleşme esasen boşanma söz konusu olursa malların ne şekilde paylaşılacağına yönelik taraflar arasında yapılan bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle taraflar boşanma halinde mal paylaşımı sırasında yasal mal rejimine değil aralarında geçen sözleşme hükümlerine tabi olacaktır.

Taraflar bu sözleşmeyle mal ortaklığı, mal ayrılığı, paylaşmalı mal varlığı rejimleri arasından iradelerine göre seçim yaparak boşanma halinde hangi rejimin uygulanacağını kendileri belirleyecektir. Bu sözleşme evlilik birliğinden önce yapılabileceği gibi evlendikten sonra da yapılabilir. Evlenmeden sonra yapılacak sözleşmede sözleşmenin yapıldığı tarihe kadar edinilmiş mallar yasal mal rejimine tabi olurken, sözleşme yapıldıktan sonra edinilen mallar sözleşmede karar kılınan mal rejimine göre paylaştırılacaktır. Yani bu sözleşme geleceğe etkili olacaktır.

Türk hukuk sisteminde sözleşmelerde genel olarak şekil serbestisi geçerli olsa da mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması zorunludur. Fakat bu düzenlemenin de istisnası bulunmaktadır. Bu istisnaya göre taraflar evlilik başvurusu yaptıkları esnada hangi mal rejimini seçtiklerini bildirebilirler.

AİLE İÇİ ŞİDDET MAĞDURLARINA AİLE HUKUKU AVUKATLARI NASIL YARDIMCI OLABİLİR ?

Aile hukukunun temel amaçlarından birisi de aile içi şiddeti önlemektir. Bu sebeple şiddetin önüne geçmek ve şiddet mağdurunu korumak için çeşitli yasal düzenlemeler mevcuttur. Aile hukuku avukatları bu yasal düzenlemeler çerçevesinde şiddete uğrayan kişileri koruma tedbirleriyle daha fazla zarar görmesini engelleyerek mağduriyetlerini sonlandırmayı amaçlamaktadırlar. Bu koruma tedbirleri aile mahkemesinden istenebilmektedir. Söz konusu koruma tedbirlerine, uzaklaştırma kararı, çocukla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması ve gerektiğinde sınırlanması veya tümüyle ortadan kaldırılması, iletişim araçlarıyla korunan kişinin rahatsız edilmesinin engellenmesi gibi tedbirler örnek olarak gösterilebilir.

BOŞANMA DAVALARINDA KADINLARIN HAKLARI NELERDİR?

  • Tedbir nafakası hakkı: Boşanma davası süresince kadına bir miktar nafakanın bağlanılmasıdır. Bu nafaka türü yalnızca boşanma davası süresince ödenir.
  • Maddi ve manevi tazminat hakkı: Boşanma davasının sonuçlanması ile birlikte maddi ve manevi olarak zarara uğrayan, yıpranan kadına bir miktar tazminat ödenmesidir.
  • Ziynet eşyası alacağı hakkı: Düğün merasiminde takılan ziynet eşyaları yerleşik içtihatlara göre kadının kabul edilmekle birlikte, bu ziynet eşyalarının aynen veyahut değerinin talep edilmesidir.
  • Mal rejiminden kaynaklı haklar: Evlilik birliği içerisinde satın alınan taşınır/taşınmaz malvarlıklarından kadının payına düşen kısımların talep edilmesidir.
  • İştirak nafakası: 18 yaşından küçük müşterek çocukların ihtiyaçlarının karşılanması için velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın velayet hakkı kendisinde bulunan tarafa ödemesi gereken nafaka türüdür.
  • Yoksulluk nafakası: Evlilik birliğinin sona ermesi ile birlikte ekonomik olarak zor duruma düşen taraf lehine hükmedilen nafaka türüdür. Bu nafaka boşanmanın sonuçlanması ile birlikte ödenmeye başlanmaktadır.
  • Velayet hakkı: Boşanmakta olan tarafların müşterek çocukları bulunmaktaysa hakim tarafından çocuğun üstün yararı ilkesi de göz önünde bulundurularak çocukların velayeti uygun tarafa bırakılır.

Gibi birçok hakkı vardır.

AİLE İÇİ UYUŞMAZLIKLARIN ALTERNATİF ÇÖZÜM YOLLARI OLARAK ARABULUCULUK VE UZLAŞTIRMA SÜREÇLERİNDE AİLE HUKUKU AVUKATLARININ ROLÜ NEDİR ?

Boşanma davalarında zorunlu arabuluculuk süreci bulunmamaktadır. Kaldı ki davalar anlaşmalı da olsa çekişmeli de olsa arabuluculuk süreciyle sonuçlandırılamaz. Medenî Kanunun 184 üncü maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendine göre, “Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz” Ancak anlaşmalı boşanma davalarında protokol hazırlanırken ihtiyari olarak arabulucuya başvurulabilir. Bu süreçte taraflar aile hukuku avukatından hukuki yardım alabilmektedir.

Avukatlık Kanunun 35/A maddesindeki düzenleme, münferit kanunlarımızda yer alan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Söz konusu düzenlemeye göre, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilam niteliğindedir” denilerek avukatın bu süreçteki rolü belirtilmiştir.

AİLE HUKUKU AVUKATLARI, EVLİLİK ÖNCESİ VE SONRASI MALİ PLANLAMA KONUSUNDA NASIL DANIŞMANLIK SAĞLARLAR?

2002 yılında yapılan kanun değişikliğiyle yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Fakat taraflar bu rejime tabi olmak istemedikleri takdirde evlilik öncesi veya sonrasında mal rejimi sözleşmesi yapabilirler. Yapılacak olan bu sözleşmede hak kaybına uğramamak adına taraflar sözleşmenin hazırlanması esnasında aile hukuku avukatından hukuki yardım alabilirler.

 

Bu gönderiyi paylaş

Comments (10)

  • Mehmet Kasım 27, 2019 cevap

    Ben anlasmali olarak bosandık fakat esim bosandıgım gun baska birıyle kactı ve cocukların velayetıni bana verdi simdi velayet davası acmıs ne yapmam gerekir

    • Av. Oğuzhan KARA Kasım 27, 2019 cevap

      Merhabalar,

      Açılan davaya karşı cevap vermek ve karşı dava açmak gibi yasal haklarınız bulunuyor. Hukuki yardım almanızı tavsiye ederiz. Randevu için 312 230 46 14 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

    • Asiye Dursun Ocak 5, 2020 cevap

      1976 evlendik.Evlendiğimiz gunden beri huzurlu bir günumuz olmadi.2 yildir siddetlu gecimsizlik var.Enson eşim evi terktti.Benim oturdugum ev benim üzerimde 2002 ylinda alindi degeri 350 bin tl.Esimin oturdugu evi 2 yil once yaptirdik.Yapilirkende yine benim üzerime olan yazligi planli olarak sattirmis.Şuan onun oturdugu ev 1.800 milyon degerinde.icindeki eşyalar satilan yazliktan olan, ayrica beyaz eşyalirida yeni alindi.Odemesini ben yaptim.Faturalarida mevcuttur.Benim nasil hareket etmem gerekir.Bilgilendirirseniz sevinirim,

      • Av. Oğuzhan KARA Ocak 7, 2020 cevap

        Merhabalar,

        Boşanma davası ile birlikte eşinizin üzerine kayıtlı evden katılma alacağınızı almak üzere dava açma hakkına sahipsiniz. Satışını ve mal kaçırmasını önlemek için üzerine ihtiyadi tedbir konulması gerekir. Konu ile ilgili olarak 530 202 23 26 No’lu telefondan Av. Oğuzhan KARA ile iletişime geçebilirsiniz.

  • aydın Aralık 20, 2019 cevap

    Merhabalar.istinaf davası kesin karar tebliğ edildikten sonra mı açılabilir.mahkeme tutanağı ilişkilendirilerek de açılabilir mi.ayrıca sosyal ekonomik durum incelemesi raporu olmadan yapılan nafaka artırımı istinafta bozulabilir mi.selamlar

    • Av. Oğuzhan KARA Ocak 7, 2020 cevap

      Merhabalar,

      Gerekçeli Karar size tebliğ edildikten sonra itiraz süreniz başlar. Konu ile ilgili Hukuki yardım almanızda fayda var.

  • Tekdas Aralık 25, 2019 cevap

    Merhaba ben almanyada evliyim 2 çocuğum var eşim ve çocuklarım Alman vatandaşı eşim çocuklarımı alıp türkiyeye kaçtı almanyada çocukları geri almam için bütün delilerimi adalet bakanlığa sundum bunun dışında türkiyede sureci hızlandırmak için ne yapmalıyım

    • Av. Oğuzhan KARA Ocak 7, 2020 cevap

      Merhabalar,

      Konu ile ilgili olarak 530 202 23 26 No’lu telefondan Av. Oğuzhan KARA ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Kemal Kartal Temmuz 10, 2020 cevap

    İyi akşamlar ben eşimin ailesinden tehdit görüyorum elimde kanıtı da var sözlü ve yazılı olarak şu an boşanma sürecindeyim daha ileri götürmek istemiyorum önce savcılığa bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunup ardından boşanma davası açmalımıyım yoksa önce boşanma davası açıp sonra mı savcılığa suç duyurusunda bulunmalıyım

    • Av. Oğuzhan KARA Temmuz 15, 2020 cevap

      Merhabalar hukuki yardım almanızı tavsiye ederim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir