Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Talebi – Emsal Yargıtay Kararları

Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Talebi – Emsal Yargıtay Kararları

HAFİF YARALANMALI TRAFİK KAZALARINDA DA MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

 

Yargıtay 4. HD. 8.7.2004, 8160/9209 Sayılı kararında bu husus ele alınmış ve şu şekilde karar verilmiştir: “ Davacı trafik kazası nedeniyle yaralanmış, bu yaralanma karşılığı manevi zararının da hüküm altına alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece manevi tazminat yönünden dava ispatlanamadığından red kararı verilmiştir. Somut olayda davacının, davalının kusurlu eylemi sonucunda 3 gün iş ve gücünden yoksun kalacak biçimde yaralandığı ceza mahkemesi kararı ile sabittir. Davacının bu yaralanma nedeniyle ruh ve vücut bütünlüğünün bozulduğu, bu yüzden de davanın yasal dayanağı olan BK. 47 maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin kabulü gerekir. O halde davacıya bu yaralanması nedeniyle uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı gerekçeyle bu kalem isteminin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir”. Bu karar ile yaralanma halinde de manevi tazminata hükmedilebileceği vurgulanmıştır. (Hasan Tahsin Gökcan, 1252).

 

DAVACININ ASLİ KUSURUYLA KAZAYA SEBEP OLMASI MANEVİ TAZMİNATA HAK KAZANMASINA ENGEL TEŞKİL EDER Mİ?

 

Yargıtay 4. HD. 1.7.200, 1754/8664 Sayılı kararında mahkemece, “manevi tazminat için karşı davacının (davalının) %75, karşı davalının (davacının) %25 oranında kusurlu olduğu, dolayısıyla karşı davacı (davalı) Kudret’in asli kusurlu olduğundan manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle karşı davadaki istemler reddedilmiştir. Dosyadaki adli rapora göre karşı davacının sol elde kırık ve sol dizde kesi meydana gelecek şekilde yaralandığı sabittir. Bu haliyle karşı davacı Kudret’in yaralanması nedeniyle yapılması gereken tedavi giderleri ve çalışamadığı günler için gelir kaybı konusunda bilirkişiden rapor alınmalı ve sonuca göre maddi tazminata hükmedilmelidir. Bu konunun ispatı için belge ibrazına gerek yoktur. Ayrıca karşı davacının asli kusurlu olması manevi tazminat verilmesine engel değildir. Ancak hükmedilecek miktarı etkiler. Bu bağlamda ılımlı bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. (Hasan Tahsin Gökcan, 1251).

ÇOCUKLARI AĞIR DERECEDE YARALANAN ANNE VE BABANIN RUHİ VE ASABİ BÜTÜNLÜĞÜNÜN AĞIR ŞEKİLDE İHLAL EDİLDİĞİ KABUL EDİLMELİDİR.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26.4.1995 Tarih ve 122/430 Sayılı kararı aynen şu şekildedir: “ Cismani zarar kavramına; ruh bütünlüğünün ihlali, sinir bozukluğu ve hastalığı gibi hallerde girdiğinden, henüz sekiz aylık çocuklarının trafik kazası sonucu yaralanması üzerine, ana ve babanın, uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık koşulları gerçekleşmiş olduğu için, manevi tazminat davası açabilmeleri gerekir.

 

Haksız eylemde zararı ispat etmek, bu zararı iddia edene düşerse de, küçük çocuklarının iki ameliyatla iyileşmemiş olması ve üçüncü ameliyata gerek duyulması olayında olduğu gibi, yeni ve artan masrafların yapılması gerekeceğinden hâkim, gerçek zarar miktarını halin olağan gelişimine ve zarara uğrayan tarafın yaptığı tedbirleri gözönüne alarak, adalete uygun şekilde tayin zorundadır. (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası http://www.kazanci.com/kho2/ibb/giris.htm  erişim tarihi: 11.8.2016)

 

MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLEBİLMESİ İÇİN CİSMANİ ZARARIN GERÇEKLEŞMESİ YETERLİ OLUP, İŞ GÜCÜNDEKİ KAYIP ORANININ TESPİTİNE GEREK YOKTUR.

 

Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere manevi zarara hükmedilebilmesi için cismani zararın gerçekleşmesi yeterlidir. Yargıtay 4. HD. 12.5.1999, 348/4340 sayılı kararında bu hususa dikkat çekilmiştir. Karar aynen şu şekildedir: “ yaralanan küçük çocuk için maddi tazminat istendiği gibi, mağdur için 500 milyon, anne ve baba için de 250’şer milyon manevi tazminat istenmiştir. Manevi tazminat talep edilebilmesi için cismani zararın gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca meydana gelen yaralanmanın iş gücünden kayıp oranının belirlenmesine gerek yoktur. Kaldı ki olayda yaralanan küçük için daha önce alınan belgelerle raporların ilgili sağlık kuruluşlarına gönderilerek iş göremezlik kaybının belirlenmesi de mümkündür. Açıklanan hususlara riayet edilmeyerek davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Hasan Tahsin Gökcan, 1259).

 

MANEVİ TAZMİNAT MİKTARI MAĞDURUN YARALANMA ŞEKLİNE, MALULİYETİNE ORANTILI OLARAK TAKDİR EDİLMELİDİR

Yargıtay 4. HD. 14.3.2007, 4200/3279 sayılı kararında dikkat çektiği üzere manevi tazminata hükmedilirken mağdurun yaralanma şekli, maluliyet oranı önemlidir. Kararın özeti şu şekildedir: “ Davalı sürücü Yaşar Ateş, kullandığı araç ile şerit ihlali yaparak davacının içinde bulunduğu araca çarparak davacının %16.2 oranında daimi iş gücü kaybına neden olacak şekilde yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Bilirkişinin 12.5.2005 tarihli raporuna göre davalı 8/8 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece 6.000,00 YTL olan manevi tazminat talebinin 3.000,00 YTL’sinin kabulüne karar verilmiştir.

Olayın oluşu, kusur durumu, maluliyet oranı ve yaralanmanın şekline göre mahkemece takdir edilen tazminat miktarı olaya uygun olmayıp düşük takdir edilmiştir.” (Hasan Tahsin Gökcan, 1259).

 

KAYNAKÇA

  1. Hasan Tahsin GÖKCAN, Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Hukuki Sorumluluk, Tazminat ve Sigorta ve Rücu Davaları, Seçkin Yayınları.

 

  1. Kazancı İçtihat Bilgi Bankası http://www.kazanci.com/kho2/ibb/giris.htm  erişim tarihi: 11.8.2016)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Optimized with PageSpeed Ninja