Terör Olayları Nedeniyle Mağdur Olanlar Maddi ve Manevi Tazminat İsteyebilir

Terör Olayları Nedeniyle Mağdur Olanlar Maddi ve Manevi Tazminat İsteyebilir

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 5. maddesinde, devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

 

İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.

 

İdare, Anayasamızın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir.

 

İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kollektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasanın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir. Daha açık bir şekilde vurgulamak gerekirse, terör olaylarından zarar gören bireylerin maddi ve manevi zararlarının idari yargı mercilerinin toplumsal risk ilkesi uyarınca tazminine ilişkin kararları, konuyu düzenleyen genel bir yasa olmadığından, doğrudan Anayasanın öngördüğü ilkelere dayanmış; bu ilkeler Danıştay tarafından yorumlanarak ilkeye uygulanabilirlik kazandırılmıştır.

 

Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır. Genel bir ifade ile "terör olayları" olarak nitelenen eylemlerin, Devlete yönelik olduğu, Anayasal düzeni yıkmayı amaçladığı, bu tür olaylarda zarar gören kişi ve kuruluşlara karşı kişisel husumetten kaynaklanmadığı bilinmekte ve gözlenmektedir. Sözü edilen olaylar nedeniyle zarara uğrayan kişiler, kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle zarar görmektedirler. Belirtilen şekilde ortaya çıkan zararların ise, özel ve olağandışı nitelikleri dikkate alınıp, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece, yukarıda açıklanan sosyal risk ilkesine göre, topluma pay edilmesi suretiyle tazmini hakkaniyet gereği olup, sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir.

 

Terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalanların da yukarıda izah edilen nedenlerle maddi ve manevi tazminat hakları mevcuttur. Tazminat hakkı için öncelikle başvuruda bulunulması başvurunun kısmen ya da tamamen reddedilmesi durumunda dava açılma yoluna başvurulması gerekmektedir. Bu haklarının Danıştay içtihatlarında yerleşik olarak yer aldığının da kabulü gerekmektedir. Emsal birkaç Danıştay kararlar aşağıdaki gibidir;

 

Davacıların miras bırakanı tarafından, ikamet ettiği … terör olayları sebebiyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle, malvarlığına ulaşamaması ve taşınır, taşınmaz mallarının zarara uğradığı nedeniyle, zararlarının 5233 Sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan … istenilmektedir.

http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15d-2013-11226.htm&kw=ter%C3%B6r+OLAYLARI+NEDEN%C4%B0YLE+g%C3%96%C3%87#fm

 

Davacı tarafından, ikamet ettiği … terör olayları sebebiyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle, malvarlığına ulaşamaması ve taşınır, taşınmaz mallarının zarara uğradığı nedeniyle, zararlarının 5233 Sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun … istenilmektedir.

http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15d-2015-1644.htm&kw=ter%C3%B6r+OLAYLARI+NEDEN%C4%B0YLE+g%C3%96%C3%87#fm

 

Van 1.İdare Mahkemesi'nce; Yaylapınar Köyü'nün terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri sebebiyle tamamen boşalmadığı/boşaltılmadığı, normal yaşamın kesintisiz olarak devam ettiği, davacının terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri sebebiyle özel bir zararının varlığına dair … karar verilmiştir.

http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15d-2012-11397.htm&kw=ter%C3%B6r+OLAYLARI+NEDEN%C4%B0YLE+g%C3%96%C3%87#fm

 

Bununla birlikte, bir yerleşim yeri kısmen boşalmış veya hiç boşalmamış olsa bile, kişinin kendisine veya ailesine yönelik bir terör saldırısı meydana gelmişse ya da ciddi, somut ve açık bir tehdit varsa ve bu sebeple de yerleşim yeri terk edilerek malvarlığına ulaşılamamışsa, bu şekilde oluşan zararın da 5233 Sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi hakkaniyet gereğidir. Zira bu durumda, bir yörede genel olarak meydana gelen terör olaylarından kaynaklanmakla birlikte, etkisi kişiden kişiye değişen, sübjektif bir güvenlik kaygısından değil, belli bir kişiye yönelik somut bir tehdidin varlığından bahsetmek mümkündür. Bu durumda olan kişilerin objektif güvenlik kaygısı dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk etikleri ileri sürülemez. Aynı şekilde yerleşik Danıştay içtihatlarında, bir yerleşim yerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle, bu yerde sadece köy korucuları ve bunların ailelerinin kaldığı, diğer köy halkının ise yerleşim yerini terk ettiği durumlarda, kısmen boşalan yerleşim yerini terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığı kabul edilmekte ve bu sebepten dolayı mal varlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararların 5233 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde idarece karşılanması gerektiğine karar verilmektedir.  http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15d-2015-8634.htm&kw=ter%C3%B6r+OLAYLARI+NEDEN%C4%B0YLE+g%C3%96%C3%87#fm

 

Dava; Tunceli İli, Ovacık İlçesi, Havuzlu Köyü, Arzular Mezrası'ndan terör olayları sebebiyle göç etmek zorunda kalındığından bahisle davacının malvarlığına ulaşamamadan kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun kısmen reddi üzerine 57.099,00-TL maddi tazminatın dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15d-2016-2326.htm&kw=ter%C3%B6r+OLAYLARI+NEDEN%C4%B0YLE+g%C3%96%C3%87#fm

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now ButtonHemen ARA