Hukuki ve Fiili El Atma Davaları

Mülkiyet hakkı, temel insan haklarından biridir. Anayasa’da mülkiyet hakkı m.35’de güvence altına alınmıştır. Kamulaştırma Kanunu’nun 46.maddesinde özel mülkiyette bulunan taşınmazlara, devlet ve kamu tüzel kişilerine ancak taşınmazın bedelini peşin ödeyerek kamulaştırma yaptıktan sonra el atmalarına izin vermiştir. Kamulaştırmasız el koyma ise, Kamulaştırma Kanunu’nun 6.maddesinin 1.fıkrasında tanımlanmış olup, idarenin özel mülkiyetteki taşınmazlara usulüne uygun olarak alınmış kamulaştırma kararı olmaksızın ve malikin rızası olmadan el konulması (fiilen işgal edilmesi)  olarak tanımlayabiliriz.

Kamulaştırmasız el Atma, uygulamada fiili ve hukuki el atma olup, idarenin herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın taşınmaz üzerinde fiilen tasarrufta bulunması şeklinde olabileceği gibi, mülkiyet hakkının bir idari kararla kullanılamaması şeklinde de olabilir.

Kamulaştırma Kanunu’nun 6487 Kanunla değişik geçici 6. Maddesinin 10.fıkrası ile imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle malikin tasarruf hakkı kısıtlandığı takdirde idari yargıda dava açabilirler. Örneğin; tasarruf hakkı kısıtlananlar idari yargıda tazminat davası açabileceklerdir.

Özel mülkiyette bir taşınmaza kamulaştırmasız el konulması halinde 1) el koymanın önlenmesi (müdahalenin men’i davası), 2) kamulaştırmasız el konulan taşınmaz bedelinin tahsili davası (bedel davası), 3) tazminat davası ve 4) ecrimisil davası açabilirler.