Sağ Kalan Eşin Miras Hakkını Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ve Katılma Alacağı Etkiler

Sağ Kalan Eşin Miras Hakkını Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ve Katılma Alacağı Etkiler

Edinilmiş mallara katılma rejiminin nasıl sona ereceği Türk Medeni Kanunu (TMK) 225. Maddesinde düzenlenmiştir.  TMK 225/1’e göre: “ Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer”. Bunun haricinde boşanmayla da mal rejimi sona erdirilip tasfiye haline geçilecektir. Sağ kalan eşin miras hakkı ile edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi konusu ancak yukarıda anılan kanun maddesinin ilk kısmı yani “eşlerden birinin ölümü” halinde söz konusu olacaktır. TMK’na göre bu husus 3 halde gerçekleşebilecektir. Bunlar kısaca şu şekilde sıralanabilir

 

  1. Eşin ölümü
  2. Eşin öldüğüne dair karine

Türk Medeni Kanunu 31. Madde:

“Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.”

  1. Eşin gaipliği

Türk Medeni Kanunu 32. Madde:

“Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.”

 

Yukarıda anılan 3 halde Türk Medeni Kanuna göre evlilik sona ermiş sayılıp mal rejiminin tasfiyesine geçilir, aynı zamanda eşin miras hakkı da doğmuş olur. Edinilmiş mallara katılma rejiminin, eşin miras hakkı bir başka deyişle miras payı hakkında etkisi vardır.

Edinilmiş mallardan ne anlaşılması gerektiğini TMK 219/1 maddesi şu şekilde düzenlemektedir; “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir”. Yani eşler tarafından seçilen mal rejimlerinden ya da mal rejimi seçilmediyse ya da en çok uygulanan mal rejimi olan “Edinilmiş mallara katılma rejimi”nin devamı süresince karşılığı vererek elde edilen malvarlığı değerleri olacaktır. Burada karşılığı verilmek suretiyle elde edilmesi gerektiğinden, edinilen malın karşılığının nakden ya da bedenen ödenmesinden bahsedilmektedir, örneğin, eşe kalan miras edinilmiş mal kapsamına girmeyecektir. Bir diğer husus ise bu karşılığın edinilmiş mallardan verilmiş olması gerekecek, eşin kişisel mallarından karşılanan mallar da kişisel mallarının bir unsuru olarak devam edecektir. Buna örnek; babadan kalan bir arsanın satılıp, karşılığında daire alınması, edinilmiş malların kapsamı dışındadır. Ancak bu dairenin bir kısmı edinilmiş mallar ile karşılandıysa o kısmı oranında edinilmiş mal sayılabilecektir.

Edinilmiş malların tespiti için TMK madde 220’de sayılan kişisel malları bilmek gerekmektedir.

 

Türk Medeni Kanunu 220. Madde

“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevi tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”

 

Kişisel mallar TMK 220. maddede sınırlı sayılmış olsa da TMK 221. madde; “Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dâhil olması gereken malvarlığı değerlerinin, kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını da kararlaştırabilirler” hükmünü düzenlemektedir. Buna göre eşlerin bazı malları edinilmiş mallara dâhil olması gerekirken, aralarında düzenleyecekleri bir sözleşmeyle bunları da kişisel mallardan sayıp, edinilmiş mallardan hariç tutabilirler.

Sağ kalan eşin mirası belirlenirken öncelikle edinilmiş malların yukarıda genel çerçeve sayılan esaslara göre edinilmiş malları öncelikle terekeden ayrılıp bulunulacak ve mal rejiminin tasfiyesine gidilecektir.

Bu hususların tespitinden sonra artık değer hesaplanır, artık değer hesabı teknik ve ayrıntılı bir konudur ve TMK 231 maddesinde düzenlenmiştir; “Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi nazara alınmaz”. Ölen eş ile sağ kalan eşin artık değeri ayrı ayrı hesaplanacaktır.

Artık değerin hesaplanabilmesi için eklenecek değerlerin tespiti önemlidir. TMK 229. Madde eklenecek değerleri şöyle tanımlamıştır “Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir” denilmektedir. Artık değerin hesabında yukarıda sayılan hususlar eklenilmiş mala eklenecektir.

Hemen devamla Kanun 230. madde çerçevesinde “denkleştirme”yi düzenlemiştir. Kanun metni şöyledir: “Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır”. Bu hüküm denkleştirmenin ne şekilde yapılacağını çerçeve olarak ifade etmekle beraber, kanuni olarak çok önemli bir hususu ortaya koymaktadır. Artık değerin hesabında edinilmiş mallardan mahsup edilecek olan borçların tespiti konusunda kanuni bir karine getirilmiştir. Buna göre borç kişisel mallara mı ait yoksa edinilmiş mallara mı ait tespit edilemiyorsa, edinilmiş mallara ilişkin sayılacaktır. Şu durumda borcun kaynağı tespit edilemiyorsa bu edinilmiş mallardan mahsup edilecektir.

Denkleştirme ve eklenecek değerlerin tespiti ile borçların pasif olarak kaydından sonra, edinilmiş mallara katılma rejimine göre tespit olan artık değere katılım oranı belirlenecektir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde kanuni katılım oranı TMK 236. Maddede düzenlenmiştir. Madde metni “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.”. Dolayısıyla ayrı ayrı eşlerin artık değerleri hesaplanacak ve bunların yarısı alınacaktır.  Diğer bir ifadeyle sağ kalan eş ile ölen eşin artık değerlerinin ayrı ayrı hesaplanıp yarısı alınacaktır. Karşılıklı olarak katılma alacakları tespit edildikten sonra bu alacaklar birbirleriyle takas edilecektir. Örneklemek gerekirse ölen eşin katılma alacağı 100.000 olsun, sağ kalan eşin katılma alacağı 200.000 olsun, bu durumda alacak takasa tabi tutulacağından sağ kalan eşin katılma alacağı 100.000 olacaktır.       Önemle belirtmekte fayda var eşler yarı yarıya olan kanuni katılım oranını kendileri belirleyebileceklerdir.

Konunun miras hukuku açısından önemi, mirasın paylaştırılmasından evvel mal rejiminden kaynaklanan alacak tespit edilecektir. Şu durumda sağ kalan eşin takasa tabi edinilmiş mallara katılım alacağı, ölen eşin tasfiye sonucu elde edeceği alacağından fazla ise o kısım üzerinde hak sahibi olacaktır. Ancak ölen eşin alacağı, sağ kalan eşin alacağından fazla ise şu halde sağ kalan eşin mirasçıları, muhtemelen kendi çocukları ya da kayın hısımları ile karşı karşıya gelebilecektir. Bir diğer durum da ortak olmayan çocuklardır.

Sağ kalan eşin miras oranı tek bir sabite tabi değildir. TMK 499. madde çerçevesinde mirasçı olduğu zümre değiştikçe mirastan alacağı pay oranları değişecektir. Ölen eşin alt soyuna (çocuklar, torunlar, torunun çocukları gibi ortak çocuktan olup olmaması fark etmeksizin) kapsaması halinde 1. Zümre ile yer alacak ise mirasın dörtte biri (1/4)’ne mirasçı olarak hak kazanır. Eğer 1. zümrede kimse yoksa bu sefer anne baba ve onların altsoyundan (kardeşleri ve kardeşlerinin altsoyu da dahil) ibaret olan 2. zümreyle mirasçı olur ve miras payı bu durumda mirası yarısı (1/2)’dır. 2. zümrede de kimse yoksa bu sefer büyük anne ve büyük babalarından ve onların altsoyundan oluşan 3. zümreyle mirasçı olacaktır ve bu zümrede miras oranı mirasın dörtte üçü (3/4)’dür. Kanunda 3. zümre ile ilgili bir kısıtlama bulunmaktadır ve TMK 499/3 uyarınca büyük anne ve büyük babalar ile amca, hala, dayı, teyzelerden hiçbiri hayatta değillerse kuzenler mirasa hak kazanamayacak mirasın tamamı sağ kalan eşe kalacaktır.

Şu durumda öncelikle mal rejimi tasfiyesi yapılıp katılım alacakları hesaplanacak, sağ kalan eşin katılım alacağı fazla ise ölen eşin malvarlığından çıkartılacak, eksik ise malvarlığına eklenecektir. Fazla olması halinde mirasa esas olacak terekeden, katılım alacağı çıkarılacak ve mirasa esas değer ortaya çıkacaktır. Şu durumda katılım alacağı daha fazla olan eşin miras payı, mirasçı olduğu zümrede hak kazandığı yasal miras payı + katılım alacağı olacaktır.

Ölen eşin miras payı ve katılım alacağının buna etkisi çok teknik ve ayrıntılı bir konu olup, uzmanlık gerektiren ve üzerinde çalışılması gereken bir durumdur. Ne yazık ki yargı sistemimizde bu alanda uzman kişi fazla bulunmamaktadır. Bu sebeple mirasa ilişkin davalar uzun sürmekte ve çoğu kez hatalı kararlar verilmekte, nihayet temyiz üzerine Yargıtay’dan kararlar dönmektedir. Bu süreci daha da uzatmaktadır. Kısa zamanda ve hakkı doğru temin edilmesi açısından bu konuda karar verecek hâkimler ve hesaplamaları yapacak bilirkişiler doğru yönlendirilmelidir. Bu nedenle bu işin uzmanlarınca takip edilmesi hakkın doğru ve kısa zamanda temini açısından önem arz etmektedir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir