Mal Rejiminin Tasfiyesinde Eşlere Ait Şirketlerin Hukuki Durumu

Mal Rejiminin Tasfiyesinde Eşlere Ait Şirketlerin Hukuki Durumu

1 OCAK 2002 TARİHİNDEN SONRAKİ EDİNİLMİŞ MALLARA KATILIM REJİMİ İLE BİRLİKTE MAL REJİMİ TASFİYESİ NASIL OLACAKTIR?

Eşler arasındaki mal rejimlerine ilişkin olarak, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren Türk Medeni Kanunu ile birlikte yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir.

 Edinilmiş mallara katılım rejimi TMK. 219. Maddesi uyarınca “ Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.” Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler EDİNİLMİŞ MAL SAYILMAKTADIRLAR.

Ayrıca edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsamakta olup mal rejimi tasfiyesine edinilmiş mallar dâhil edilmektedir.

Kanun gereğince kişisel mal sayılanlar ise TMK. 220. Maddesi uyarınca: “Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevi tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler KİŞİSEL MALDIR.

Ticari işletme veya esnaf işletmesi faaliyeti ile ilgili olarak: Eşlerinin çalışmasının karşılığı olan edimlere örnek olarak eşlerden birinin ticari işletmesi veya esnaf işletmesi halinde elde etmiş olduğu gelirler; 1 OCAK 2002 YENİ TÜRK MEDENİ KANUNU İLE BİRLİKTE EDİNİLMİŞ MAL SAYILARAK MAL REJİMİ TASFİYESİNDE EŞLER ARASINDA PAYLAŞTIRILACAKTIR. (Acabey, 503)

-1.1.2002’den önce ve 1.1.2002 tarihinden sonra eşlere ait şirketlerin hukuki durumu ne olacaktır?

Şirket hisseleri kişisel mal grubundadır ancak bu hisselerden elde edilen gelirler; TMK. 219. Maddesi uyarınca KİŞİSEL MALLARIN GELİRLERİ DE EDİNİLMİŞ MAL GRUBUNA DÂHİL EDİLEREK TASFİYEYE KONU EDİLEBİLİR.  Örneğin; kişisel mal sayılan şirket hisse senetlerinden elde edilen gelirler; hisse senetleri için ödenen temettü  (kar payları) ödemeleri, şirketin aktif varlıkları; eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesine konu edilecektir. Ancak sona eren ortaklıklardaki tasfiye payları gelir niteliğinde sayılmayacağı için kişisel mal sayılmakta olup tasfiyeye konu edilmeyecektir.  (Acabey, 509).

Eşler aralarında sözleşme yaparak kişisel malların gelirleri edinilmiş mal grubundan çıkarılarak; kişisel mal sayılabilir. Bu husus TMK 221. Maddesinde düzenlenmiştir. TMK 221. Maddesi uyarınca:  Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak bir mesleğin icrası veya bir işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dâhil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilirler. Yine eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mallarının gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını da kararlaştırabilmektedirler.  

Edinilmiş mal rejimi tasfiyesi ile eşler; mal rejimi tasfiyesinde KATILMA ALACAĞINI TALEP EDEBİLECEKTİR. Örneğin şirket hisseleri ya da ticari işletmeler her bir eşin kişisel malı sayılırken BUNLARDAN ELDE EDİLEN GELİRLER, KAR PAYLARI, TEMETTÜLER EDİNİLMİŞ MAL SAYILACAĞI İÇİN KATILMA ALACAĞI KAPSAMINDA TALEP EDİLEBİLECEKTİR. KATILMA ALACAĞI HESAPLANIRKEN EŞLERİN KATKI YAPMIŞ OLDUKLARINI İSPAT KÜLFETİ BULUNMAMAKTA OLUP TMK 236. MADDESİ UYARINCA “HER EŞ VEYA MİRASÇILARI ARTIK DEĞERİN YARISI ÜZERİNDEN HAK SAHİBİ OLACAKLAR; BİR DİĞER İFADEYLE EDİNİLMİŞ MAL DEĞERLERİNİN YARISI DİĞER EŞE AİT OLACAKTIR. Artık değer alacağı hesaplanırken; TMK 231. Maddesi uyarınca eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılarak alacak hesaplanacaktır.

1 OCAK 2002 tarihinden sonra boşanan eşlerin talep edebileceği bir diğer alacak ise DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞINA ilişkindir.  Eğer “eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olacaktır.” (TMK 227. MADDE). Örneğin eşlerden birine ait olan şirket üzerinde diğer eşin bu şirketin edinilmesine, iyileştirilmesine katkısı bulunmaktaysa bu katkıyı ispatlamak şartıyla meydana gelen değer artışı alacağını mal rejimi tasfiyesi davasında talep edebilecektir.

  • Eşlerden birinin şirketinin onun kişisel malı olduğunu düşünelim. Kişisel malların geliri de kişisel maldır. Bu durumda eşlerden birinin kurduğu şirketin geliri de kişisel maldır. (MK. 221. Madde). Bunun aksine anlaşma yapılabilir.

 

  • Kural olarak; kişisel mal olan şirketin sene sonundaki bilançosundaki kar edinilmiş maldır. Bu kar tüm ortaklar arasında paylaştırılıyorsa sorun yoktur.  Eşler arasında paylaşıma konu olur.

 

Fakat bu kar dağıtılmışsa sermayeye eklenmişse ne olacaktır? Buna doktrinde “yedek akçe” denilmektedir. Şirket karı dağıtılmamış yedek akçe olarak tutulmuşsa sonradan bedelsiz olarak dağıtılıyorsa aslında bu dağıtımın bedelsiz olmadığı ortadadır. Bu durumda da yedek akçenin edinilmiş mal olduğunu kabul etmemiz gerekir.

 

  •  Tasfiye edilecek malların tasfiye tarihindeki sürüm değeri esas alınır. Şirket hisselerinin de bir gerçek değeri bir de nominal değeri vardır. Şirket hisselerinin sürüm değeri gerçek değeridir.

 

  • Yine şirket bazen elde etmiş olduğu karı ortaklara dağıtmayıp yatırıma dönüştürebilir. Örneğin; şirket elde ettiği 10 lira karın 4 lirasını yatırıma dönüştürebiliyor. Bu durumda şirketin o bilançoya göre 6 lira kar elde ettiği gözükse de yatırıma dönüştürülen 4 TL de edinilmiş mal olarak kabul edilip tasfiyede dikkate alınması gerekmektedir.

 

  • Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Şirket bilançosunda gösterilen rakamlar brüttür. Yani vergiler vs. düşürülmüş değildir. Dolayısıyla bu miktar üzerinden eşlere paylaşım yapılamayacak gelir önce nete çevrilecek ve bulunan miktar tasfiyeye konu edilecektir.

 

  • Şirket eşlerden biri tarafından kurulmuş ve onun kişisel malı ise fakat sonradan şirket büyümüşse hisseleri yükselmiş ve artmışsa ne olacaktır? Bu artış endüstriyel artışsa yani 10 TL’lik şirket değeri1 milyon TL’ye kısa sürede yükselmişse mal rejimi tasfiyesinde şirketin sürüm değeri, yani 1 milyon TL’lik yeni durumu dikkate alınacaktır. Bu artış endüstriyel bir artıştır. Bu artış, eşlerden birinin olağanüstü çalışması karşılığı oluşan bir değer artışıdır. Bu yüzden bu bölüm edinilmiş mal olarak değerlendirilmelidir.

 

  • 1.1.2002 tarihinden önce mal rejimi tasfiyesinde şirketlerin durumu nasıldır?

 

  • Bu tarihten önce şirketin elde ettiği kar ve zararı şirketin sahibi olan eşe ait olacaktır. Ama diğer eşin katkısı mevcutsa bu katkı payını isteyebilecektir.

 

  • 1.1.2002 tarihinden sonra ise şirketin gelirleri edinilmiş mal olarak değerlendirilebilecektir. Ticari mahkemelerce şirketin her yıla ait defterlerinin getirtilip bilirkişi, mali müşavir tarafından şirketin bilançolarının çıkarılması ve her yıla ait aktifleri ve pasiflerinin hesaplanarak, kar dağılımı yapılıp yapılmadığı bu neticede aktif mal varlığının ne kadar olduğunun tespiti yapılmalıdır. Yine bilirkişi tarafından; – sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı – kar payının sermayeye eklenip eklenmediği- kar payının yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği hesaplatılmalıdır. Bu hesaplamalar sonrasında hangi kalemler 1.1.2002’den sonra edinilmişse bunlar edinilmiş mal olarak kabul edilir ve eşler arasında artık değere paylaştırma alacağı olarak paylaştırılır.

Özetle ifade etmek gerekirse; Yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminden önce yürürlükte olan 1 Ocak 2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimi kabul edilmekteydi.  4722 Sayılı Kanun 10. Maddesi dikkate alındığında da Bu tarihinden önce evlenen eşler arasında tabi oldukları mal rejimi ne ise ona göre tasfiye yapılır 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren ise eğer eşler 1 yıl içinde başkaca bir mal rejimi sözleşmesi yapmadılarsa bu tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır. Ayrıca eşler bu 1 yıllık süre zarfında yasal mal rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kararlaştırabilirler. 

Mal ayrılığı rejimine ilişkin olarak ise TMK 222. Maddesi uyarınca: eşlerden her biri kendi yasal sınırları içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim yararlanma ve tasarruf hakkını korur.  743 sayılı MK 189. Maddesine göre: “Eşlersen her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait olacaktır.   1 Ocak 2002 tarihinden önce yasal mal rejimi olarak sayılan mal ayrılığı rejiminde eşlerden birine ait mal üzerinde diğer eş edinilmiş mal rejiminden farklı olarak herhangi bir hak talep edememekte olup eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında kazanmış oldukları malları kendilerine ait olacaktı. Örneğin eşlerden birine ait olan şirket hisseleri üzerinde diğer eşin talep hakkı bulunmamaktaydı. 743 Sayılı mülga MK 170. maddesi uyarınca taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu tarihte edinilen mal varlığına dair olarak eşler katkı payı talebinde bulunabilmektedir. Eşin katkı payı alacağında bulunabilmesi için de parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekmektedir. Bir diğer ifadeyle 1 Ocak 2002 tarihinden önce mal ayrılığı rejimine tabi olunan dönemde eşlerden birinin sahip olduğu mal üzerinde eğer diğer eşin bir katkısı varsa bu KATKI PAYI ALCAĞI mal rejimi tasfiyesi davalarında ancak talep edilebilir.

Konuya ilişkin olarak bazı emsal Yargıtay kararları ise şunlardır:

T.C.

YARGITAY

8. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/9379

K. 2016/1291

T. 26.1.2016

DAVA : … ile … aralarındaki katkı payı (esasen katkı payı alacağı, değer artış payı ve katılma alacağı) davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 2. Aile Mahkemesi'nden verilen … gün ve … sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı … ile vekili Avukat … ve karşı taraftan davacı … ile vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan, hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine, karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı … vekili, müvekkilinin evlilik birliği içinde edinilmelerinde katkıda bulunduğu bir araç, iki mesken ve bir şirketle ilgili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000 TL katkı payı, 5.000 TL değer artış payı ve 10.000 TL katılma alacağı olmak üzere şimdilik 20.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını da tamamladığı 07.11.2013 tarihli dilekçesi ile talebini 63.000 TL katkı, 52.000 TL değer artış payı ve 194.000 TL katılma alacağı olmak üzere 309.000 TL şeklinde ıslah etmiştir.

Davalı Bülent vekili, davacının şirkete katkısı olmadığını, meskenin birinde ziynetler ve eski araçla katkısı olduğunu ancak bu meskenin satılarak diğer dava konusu meskenin alındığını, satış parası ile ikinci mesken için çekilen kredinin kapatıldığını, araç için çekilen kredinin halen ödenmekte olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 57.260,00 TL katkı payı alacağının, 5.000,00 TL'sinin dava, kalan 52.260,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile, 194.345,13 TL katılma alacağı ve 54.373,29 TL değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir.

.//..

01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanun'un 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulacaktır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m).

Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, diğerinin mal rejiminin devamı sırasında edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteyebilmesi için, mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Bu katkı, ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen başka malvarlıklarının kullanılması ile toplu olarak yapılabileceği gibi, çalışan eşin gelirleriyle de yapılması mümkündür. Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu malvarlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu mala, eşlerin, hem başka malvarlıkları (ziynet, miras, bağış vs gibi) kullanılarak, hem de çalışma karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının ileri sürüldüğü durumlarda; öncelikle, tasfiyeye konu malın edinildiği tarih itibarıyla başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının, dava konusu malın bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanmalıdır. Bundan sonra da, kalan miktara her bir eşin çalışmaları ile elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının kabulü ile oranları ayrı ayrı belirlenmelidir.

Buna göre, öncelikle toplu katkının satın alma tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem edinme bedeli hem de dava tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.

Dava konusu malvarlığına, başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının dışında kalan bölümüne eşlerin çalışmaları karşılığı elde edilen düzenli gelirlerle yapılan katkı oranının belirlenmesi bakımından ise; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, çalışılan bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup belirlenerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı saptanmalıdır. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama kendi gelirlerinden düşülerek ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarları tespit edilmeli, daha sonra her bir eşin tespit edilen tasarruf miktarının birlikte gerçekleştirdikleri toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Bulunan bu oranlar, eşlerin çalışmaları karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle tasfiye konusu malvarlığına yaptıkları katkı oranını göstermektedir.

Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.

Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun 222 m).

Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.

Somut olaya gelince; eşler, 16.09.2000 tarihinde evlenmiş, … tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, … tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu mallardan … plakalı araç …, … ada … parselde 4 nolu mesken …, …ada… parselde… nolu mesken … tarihinde davalı adına alınmış, dava konusu … Dış Ticaret Ltd.Şti. ise 23.11.2004 tarihinde evlilik birliği içinde kurulmuştur. Şirkette davalının %50 hissesinin olduğu anlaşılmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).

Mahkeme tarafından, hükme esas alınan 14.04.2014 tarihli bilirkişi raporundan hareketle, davacı kadının ziynetlerin satışından gelen parayla 4 nolu mesken alımına katkıda bulunduğu, kişisel malı niteliğindeki kooperatif hissesinin satışından gelen para ve işyerinden ayrılırken aldığı kıdem tazminatı ile şirket kuruluşunda katkı sağladığı, aracın kazalı hali ile edinilmiş mal olduğu, 8 nolu meskenin de çekilen kredinin tamamının kapatılması sebebiyle tümü ile edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerektiği açıklanarak bilirkişi hesaplamasına uyulmuş ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

1- Dosya kapsamına, toplanan delillere ve taraflarca sunulan kayıtlara göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken 100.000 TL sermaye ile kurulduğu ve davalının %50 hissesi olduğu anlaşılan şirketin kuruluşunda davalının hisse payının ödenmesinde davacıya işyerinden ayrılması sebebiyle ödenen 14.943,93 TL kıdem tazminatının kullanıldığının kabulü yerindedir. Ancak kıdem tazminatının 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelir, dolayısıyla hak edilen kıdem tazminatı bölümünün kişisel mal (TKM 189), 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma karşılığında elde edilen gelir ve hak edilen kıdem tazminatının ise edinilmiş mal grubuna gireceği (TMK 219/1) gözetilmeksizin TMK'nun 228. maddesine göre yapılan hesaplama sonunda çıkan miktarlara göre hesaplama yapılması, diğer yandan davacının kişisel malı olduğu sabit olmakla birlikte 16.07.2003 tarihinde satılan kooperatif hissesinden gelen paranın aradan geçen uzun süreye, bu sürede paranın bankada değerlendirildiğini iddia eden davacı tarafın soyut tanık beyanı dışında başka bir belge ve delil sunamamasına rağmen … tarihinde kurulan şirketin kuruluşunda katkı olarak kabul edilmesi hatalıdır. Şirketin kuruluş tarihi itibarıyla edinilmiş mal olduğu anlaşıldığına göre Mahkemece yapılması gereken iş; 14.943,93 TL toplam kıdem tazminatının az yukarıdaki açıklamaya göre 01.01.2002 öncesi çalışmasının karşılığı olan 11.623 TL'sinin davalının %50 hissedarı olduğu 100.000 TL kuruluş sermayeli edinilmiş mala davacının kişisel malı ile katkı olduğunu, çıkacak % 23,246 oran ile doğru hesaplanan şirketin öz varlık karşılığı 367.411,96 TL.nin çarpılması sonunda çıkacak miktarın şirket yönünden davacının değer artış payı alacağı, özvarlık değerinden bulunan bu miktar çıkartıldıktan sonra kalan miktarın ise artık değer, artık değerin yarısının da davacının şirketle ilgili katılma alacağı bulunduğunu gözetmek, taleple bağlılık kuralı ile kazanılmış haklara riayet etmek olmalıdır.

2- Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davalının da kısmen kabulünde olduğu üzere … tarihinde davalı adına alınan 4 nolu meskenin alımında davacının bir kısım ziynet eşyaları ile davacının evlilik öncesi sahibi olduğu kişisel mal niteliğindeki aracı da kullanılmış, bu evin bakiye alım değeri ise borç alınarak kapatılmış, bilahare alınan borç da taraflarca ödenmiştir. 4 nolu mesken … tarihinde satılmıştır. Diğer dava konusu 8 nolu mesken ise … tarihinde davalı adına alınmış, alımda davacının kişisel malı niteliğindeki kooperatif hissesinin satışından gelen paranın yarısı peşinat olarak kullanılmış, bakiye miktar için banka kredisi çekilmiş, kredi borcu … tarihinde tümüyle kapatılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan raporda gerek 4 nolu gerek 8 nolu meskenle ilgili değerler hesaplamada dikkate alınarak davacı lehine alacak hesaplanmıştır.

4 nolu meskenin alımında kullanılan davacıya ait araç ve ziynet bedelleri davacının kişisel malı niteliğinde, kişisel maldan edinilmiş mala yapılan katkıdır. 4 nolu meskenin alımında kullanılan borç para ise daha sonra taraflarca ödendiğine göre edinilmiş maldan edinilmiş mala kayan değerdir. 8 nolu meskenin alımında kullanılan peşinat ise davacının satılan kooperatif hissesine ödenen aidatlar düşünüldüğünden kısmen kişisel maldan, kısmen edinilmiş maldan edinilmiş mala yapılan katkı niteliğindedir. Banka kredisinin tamamının evlilik içinde tümüyle kapatılması sebebiyle ayrı hesaplama yapılması gerekmediği düşünülebilirse de kredinin ödeme tarihi, 4 nolu meskenin satış tarihi ve toplanan deliller karşısında 4 nolu meskenin satışından gelen para ile 8 nolu mesken için çekilen kredinin kapatıldığının, dolayısı ile 4 nolu mesken için ayrıca bir hesaplama yapılmaması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu açıklamalar karşısında 8 nolu meskenin alımında davacının satılan kooperatif hissesinden gelen miktardan 10.737 TL, 4 nolu meskenin davacının kişisel mal niteliğindeki bölümünden gelen miktara göre 47.937,05 TL toplamı 58.674,03 TL değer artış payı alacağı bulunduğu, 4 nolu meskenle ilgili ayrı hesaplama yapılamayacağından 8 nolu mesken sebebiyle ayrıca davacı lehine 121.325,97 TL artık değerin yarısı oranında da katılma alacağı hakkı olduğu dikkate alınmalıdır. Mahkemece kişisel mallarla katkıda hata yapılmamış ise de 4 nolu meskenin satışından gelen para ile 8 nolu meskene ait kredinin kapatıldığı gözetilmeden her iki mesken için de ayrı ayrı hesaplama yapılması, bu şekilde davalı aleyhine sonuç yaratılması doğru değildir. Mahkemece hüküm kurulurken davacının talebi, taraflar lehine ve aleyhine doğacak kazanılmış haklar gözetilmeli, davacının fazlaya ilişkin haklarını da saklı tuttuğu dikkate alınmalıdır.

.//..

3- Dava konusu … plakalı araç evlilik içinde … tarihinde boşanma dava tarihinden yalnızca 45 gün önce banka kredisi ile satın alınmıştır. Davacının aracı kullanırken kaza yaptığı, aracın değerinin düştüğü, çekilen kredinin ise 22.000 TL ve 36 ay vadeli olduğu, aracın karar tarihine en yakın tespit edilen değerinin ise 17.629 TL olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu hususlar gerekçeye göre Mahkemenin de kabulündedir. Çekilen kredinin boşanma dava tarihi sonrasına isabet eden kısmı davalının denkleştirmeye esas kişisel malı niteliğinde olup, aradaki 45 günlük süre ve kaza sebebiyle aracın değerinin olağan dışı azalması dikkate alındığında bakiye kredi borcu sebebiyle araçtan dolayı herhangi bir artık değer olmayacağından davacı lehine araç nedeniyle katılma alacağı hesaplanması da mümkün değildir. Mahkeme kabulünde de olduğu üzere araçla ilgili artık değer olmadığından davacı tarafın katılma alacağı talebinin reddi gerekirken katılma alacağı hesaplamasında genel formül içerisinde dikkate alınması, bu şekilde araçla ilgili de alacak hesabı yapıldığına dair tereddüte sebep olunması doğru olmamıştır. Araçla ilgili açık temyiz bulunmamakta ise de; davacı lehine alacak hesaplanmasına yönelik uygulanan genel formülde diğer mal varlığı değerleri yanında araçla ilgili değerlerin de kullanılmasından dolayı bu hususta da değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Kabule göre de; davacı vekili her bir alacak kalemi ile ilgili ayrı ayrı talep miktarlarını gösterdiği halde değer artış payı alacağının ıslah edilen miktarının 52.000 TL olduğu gözden kaçırılarak talepten fazla olacak şekilde 54.373,29 TL. değer artış payı alacağına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıdaki (1) , (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca davalı lehine BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 5.226,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

-T.C YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/12851

K. 2008/5837

T. 22.4.2008

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 22.4.2008 günü temyiz eden Ö. K. vekili Av. C. F. ve karşı taraf vekili Av. F. N. K. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Taraflar 29.3.1997 tarihinde evlenmiş, 3.2.2005 tarihinde açılan boşanma davası sonucu boşanmalarına karar verilmiş, bu karar 29.6.2006 tarihinde kesinleşmiştir.

Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 3.2.2005 tarihinde sona ermiştir. Taraflar arasında evlilik tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM. m. 170.) bu tarihten rejimin sona erdiği 3.2.2005 tarihine kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.(4722 s.K. madde 10/1, 4721 s.K. madde 202/1.)

Davacı evlilik birliği içerisinde 1.1.2002'den önce edinilen ve davalı (koca) adına kayıtlı olan şirket hissesinin edinilmesine yine kocanın ortağı olduğu şirket adına alınan otomobile ve kocanın üçüncü kişiden alım suretiyle iktisap ettiği 14 parselde kayıtlı taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu ileri sürerek bu katkılarına karşılık fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesiyle 15.000 YTL'nin tahsilini istemiş bilahare bu miktarı 18.5.2007 tarihli dilekçeyle ıslah ederek 61.050 YTL'yeçıkarmıştır. Davacı dava dilekçesinde bunların haricinde 1.1.2002 tarihinden sonra edinilen mal varlığıyla ilgili olarak rejimin tasfiyesiyle katılma alacağı olarak 38.032 YTL'nin tahsilini de istemiştir.

Mahkemece yapılan inceleme ve hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir.

Mahkemece yapılacak iş; 1.1.2002 tarihinden önce davacı, kocanın ortağı olduğu şirket adına alınan otomobile ve kocanın nakti sermaye koyarak ortak olduğu şirket hissesine ve kocaadına aynı dönemde alınan taşınmaza, önceki evliliğinden kendisine bırakılan taşınmaz ve otomobili satarak ve Karşıyaka'daki kendisine ait dükkanı elden çıkartarak bunlardan gelen parayla katkıda bulunduğunu ileri sürdüğüne göre, kadın adına evlilik öncesi bu mallara ait kayıtların getirtilmesi, bunların elden çıkartılma tarihlerinin tespiti, bu suretle 1.1.2002'den önce edinilen taşınmaz, şirket hissesi ve kocanın ortağı olduğu şirket adına araca katkıda bulunup bulunmadığının tespiti varsa, bunun oranının belirlenmesi, belirlenenbu oranın sözü edilen malların ve şirket hissesinin dava günündeki değerleriyleçarpımı sonucu kadının katkı alacağının ortaya çıkartılması, 1.1.2002 tarihinden sonraki dönemde kocanın edinilmiş mallarıyla kişisel mallarının ayrı ayrı tespiti, bu yapılırken Türk Medeni Kanununun 220/3. maddesindeki karineden yararlanılması, kocanın edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında var olan şirket hissesinin onun kişisel malı olduğunun (TMK. 220/2. md.) bu rejimin başladığı andan rejimin sona erdiği tarihe kadar şirket hissesine karşılık almış olduğu ya da hak kazandığı temettülerin edinilmiş mal kabul edilmesi, varsa Türk Medeni Kanununun 229. maddesinde sayılan eklenecek değerlerin ilave edilmesi, aynı Kanunun 230. maddesinin gözetilmesi ve bu suretle artık değerin tespiti (TMK.m. 231.) ve artık değer üzerindeki katılma alacağının edinilmiş malların tasfiye anındaki sürüm değerlerininesas alınarak (TMK. 232. md.) hesaplanması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuç uyarınca kazanılmış haklarda gözetilerek hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyleyetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 550.00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana iadesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22.4.2008

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/6042

K. 2007/8727

T. 24.5.2007

• MAL REJİMİ ( Sona Erdiği Tarihler Arasında Şirket Tarafından Davalıya Payı Dikkate Alınarak Bir Temettü Verilmiş İse Bunun Tesbiti Kar Payı Verilmemiş Ancak Şirkete Ayın Olarak İlave Yapılmış İse Bunun da Belirlenmesi Gerektiği )

• EDİNİLMİŞ MALLARIN TASFİYEDE DİKKATE ALINACAĞI ( Mal Rejiminin Sona Erdiği Sırada – Katılma Alacağı Hesaplanması Yoluna Gidilmesi Gerektiği )

• KATILMA ALACAĞI ( Mal Rejiminin Sona Erdiği Sırada Mevcut Olan Edinilmiş Malların Tasfiyede Dikkate Alınacağının Gözetilmesi Buna Göre Katılma Alacağı Hesaplanması Gerektiği )

• OTOMOBİLİN EDİNİLMİŞ MAL OLUP OLMADIĞI ( Araştırılması Gerektiği )

4721/m.219/5,221,235236

ÖZET : 4721 Sayılı Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile mal rejiminin sona erdiği tarihler arasında şirket tarafından davalıya payı dikkate alınarak bir temettü verilmiş ise bunun tesbiti, kar payı verilmemiş ancak şirkete ayın olarak ilave yapılmış ise bunun da belirlenmesi, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiyede dikkate alınacağının gözetilmesi buna göre katılma alacağı hesaplanması yoluna gidilmelidir.

Dava konusu otomobilinde edinilmiş mallar yerine geçen değerlerden olup olmadığı da araştırılmalıdır.

DAVA : Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 22.01.2007 gün ve 7011-111 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Sözü geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme isteği yersizdir.

2- Toplanan delillerden; tarafların 11.04.1984'te evlendikleri, 26.02.2004 tarihinde boşanma davasının açıldığı, tasfiyenin de istenildiği, boşanmanın 26.04.2005'te kesinleştiği, mal rejiminin 26.02.2004'te sona erdiği ( MK. md. 225/2 ) davanın konusunu oluşturan şirketin 24.04.2000'de kurulduğu, dava konusu şirkete ve otomobile davacı tarafından maddi bir katkıda bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Şirket hissesi kocanın kişisel malıdır. Kişisel malın yerine geçen değerlerde kişisel maldır. ( MK. md. 220/2-4 ) Kişisel malın geliri ise aksine sözleşme yapılmadığı sürece edinilmiş maldır. ( MK. md. 219/4, 221/2 )

Mahkemece yapılacak iş; 4721 Sayılı Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 ile mal rejiminin sona erdiği 26.02.2004 tarihleri arasında şirket tarafından davalıya payı dikkate alınarak bir temettü verilmiş ise bunun tesbiti, kar payı verilmemiş ancak şirkete ayın olarak ilave yapılmış ise bunun da belirlenmesi ( MK. md. 221 ), mal rejiminin sona erdiği sırada ( 26.02.2004'te ) mevcut olan edinilmiş malların tasfiyede dikkate alınacağının gözetilmesi ( MK. md. 235 ) buna göre katılma alacağı hesaplanması yoluna gidilmelidir. ( MK. md. 236 )

Dava konusu otomobilinde edinilmiş mallar yerine geçen değerlerden olup olmadığı da araştırılmalıdır. ( MK. md. 219/5 )

İşin temyiz incelemesi sırasında bu yönün gözden kaçtığı ve yazılı şekilde bozma yapıldığı anlaşılmakla davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, dairemizin bozma kararının kaldırılmasına, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 440-442 maddeleri uyarınca davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 22.01.2007 tarihli 7011/111 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, davacının karar düzeltme isteğinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 442. maddesi ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 52. maddesi hükmünce takdiren ( 160 ) YTL. para cezasının, harçlar kanunu uyarınca ( 27.00 ) YTL. ilam harcının karar düzeltme isteyen davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, 24.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now ButtonHemen ARA