Maaş Haczinde Sıraya İtiraz Yapılır Mı?

Maaş Haczinde Sıraya İtiraz Yapılır Mı?

Maaş ve ücret üzerinde birden fazla haciz varsa, bunlar sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sondaki haciz için kesintiye geçilemez. Maaş ve ücret haczine iştirak İİK'nun 83. maddesinde düzenlenmiş olup, kanun koyucu, hacze iştiraki kabul etmemiştir. "Haciz yolu ile takipte sıra cetveli düzenlenirken, en önemli husus hacizdir. Hukukumuzda, haczi önce yapanın, rehin hakkında olduğu gibi bir önceliği yoktur. Sadece maaş hacizlerinde, haczi önce yapanın kesintisi bitmeden sonraki hacizler için kesinti yapılamaz (İİK. 83/II). 

İcra müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintiler, borçlunun çalıştığı işyerine gönderilir. İşyeri tarafından gönderilen maaş hacizleri, maaş haczi talebinde bulunma tarihine göre sıraya koyulur. Ancak imtiyazlı alacaklar varsa bunlar önceliklidir.

İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine işyeri tarafından maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1.maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Eğer ki maaş haczi sıralamasında muvaaza olduğu iddiası varsa bu durumda sıra cetveline itiraz davası şeklinde değil, yargıtayın güncel kararlarında da görüldüğü üzere dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK’nın 19. Maddesinde düzenlenen genel muvaaza iddiasına dayalı iptal Asliye hukuk mahkemelerinin görevi

MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir

Genel hükülere göre muvaaza nedeniyle maaş haczine itiraz edileceğinden dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Görevli  mahkeme ise üst sıradaki maaş haczi hangi hukuki ilişkiden kaynaklanıyorsa; o hukuki ilişkinin iptaline yönelik genel hükümlere göre görevli mahkeme belirlenir.

İspat yükü yönünden de  genel hükümlere tabi olur. Muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden kişi bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Ancak muvaaza ilişkisinin tarafları dışında üçüncü kişilerce muvaaza iddiası varsa her türlü delille ispatlanabilir.

 

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/6656

K. 2016/3933

T. 27.6.2016

DAVA :   Taraflar arasındaki muvazaa nedenine dayalı iptal davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR : Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı borçlu …'ın evliliklerinin mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, kararda hüküm altına alınan yargılama giderleri ve tazminatın tahsili için ….. sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, takibin kesinleşmesi üzerine, dava dışı borçlunun maaşına haciz konulması için K… borçlunun çalışmakta olduğu….Kurumu'na yazılan yazıya verilen cevapta, borçlunun maaşının üzerinde 2011 yılı Nisan ayından itibaren davalının alacaklı olduğu … sayılı dosyasının haczinin bulunduğunun ve müvekkilinin haczinin ikinci sıraya alındığının bildirildiğini, cevabi yazının sıra cetveli hükmünde olduğunu, birinci sırada yer alan davalının alacağının muvaazalı olduğunu ileri sürerek, davanın kabulüyle borçlunun maaşı üzerinde 1. sırada bulunan davalının haczinin kaldırılarak yerine müvekkilinin haczinin konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, dava dışı borçlunun kredi kartı taksitlerini ve kullandığı kredilerin taksitlerini ödeyememesi üzerine kendisinden 2011 yılında borç para aldığını, bunun üzerine takip konusu bononun düzenlendiğini ve alacağın gerçek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

…..)Kabule göre; dosya kapsamından, borçlunun maaşının 1/4'ü üzerine konulan muhtelif hacizler, borçlunun görev yaptığı ….'nca sıraya konulmuş olup, davacı tarafça ….'nca yapılan bu sıralamada 1. sırada yer verilen davalı …'un alacağının muvazaalı olduğu iddiasıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dairemizin 02.10.2014 tarih ve ….. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere;

İİK'nın 140/1. maddesinde…. hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere dair takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar ….e sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında …. yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine ….Kurumu'nca bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemenin ….'nca yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarıca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında olduğu gibi ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunun kabulüyle uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözümlenmesi doğru olmamıştır 04.06.1958 gün ve 15/6 Sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 31 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 19. (818 Sayılı BK'nın m. 18) maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine dair olduğunun kabulüyle ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek ve ispat yükü davalı alacaklıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.

SONUÇ : 

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now ButtonHemen ARA