Blog & Haberler

Koronavirüsün İş Hukuku, Kira sözleşmeleri ve Ticarete Etkisi

KORONA VİRÜS ( Corona Virus )

  1. İŞÇİ – İŞVEREN İLİŞKİLERİNE
  2. KİRA SÖZLEŞMELERİNE- İŞ YERİ KİRALARINA
  3. TİCARİ SÖZLEŞMELERE ETKİSİ

Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan Coronovirüs (Covid-19) salgını küresel krize yol açmıştır. Salgının ülkemizde görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinden bu tarafa ticari hayatın oldukça etkilendiği açıktır. Söz konusu salgın sebebiyle ülkemizde de ciddi tedbirler alınmıştır. Aşama aşama alınan tedbirler şu şekildedir;

  1. 02.2020 : Çin’den gelen tüm uçuşları durduruldu..
  2. 02.2020 : İtalya, Güney Kore ve Irak ile karşılıklı olarak tüm uçuşlar durduruldu.
  3. 03.2020 : Bazı illerde halka açık yerlerde ve toplu taşıma araçlarında dezenfeksiyon yapılmaya başlandı.
  4. 03.2020 : – Spor müsabakaları Nisan sonuna kadar seyircisiz oynanacak,

– Kamu çalışanlarının yurt dışına çıkışları özel izinle gerçekleştirilecek.

 

  1. 03.2020 :  -Kütüphaneler kapatıldı,

–Pavyon, diskotek, bar ve gece kulüpleri geçici olarak kapatıldı.

-İlk ve orta öğretim okulları 2 hafta, üniversiteler 3 hafta tatil edildi.

  1. 03.2020 : Futbol, basketbol,voleybol, hentbol ligleri ertelendi.

 

  1. 03.2020 : -Berber, kuaför, güzellik merkezlerinin faaliyetleri durduruldu,

-Lokanta, restoran, cafelerde müşterilerin oturmasına izin verilmeyecek.

-65 yaş ve üstü ayrıca kronik rahatsızlığı olan kişilerin ikametlerinden dışarı çıkmaları, park, bahçe gibi açık alanda dolanmaları sınırlandı.

 

  1. 03.2020 : Toplam 68 ülkeyle hava ilişkileri kesildi.
  2. 03.2020 : Şehir içi ve şehirlerarası ulaşım yapan toplu taşıma araçlarının kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edebilecekleri açıklandı.
  3. 03.2020 : İlk ve orta öğretim okullarıyla liseler 29 Nisana kadar tatil edildi.

Bu süreçte tedbirler alınmaya devam etemktedir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Coronavirüs “Pandemic” salgın olarak tespit ve ifade edilmektedir. Bu çerçevede Coronavirüs mücbir sebep olarak kabul edilebilecek midir ? Mücbir sebep olarak kabul edilmesinin iş hayatına ve ticaret hayatına etkisi ne olacaktır? Bütün bunlar cevaplanması gereken önemli sorulardır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ve yerleşik içtihatlara göre “mücbir sebep” kavramını değerlendirmek gerekir.

Mücbir sebep zorlayıcı bir olaydır. Bu zorlayıcı olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir sebep nedeniyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalıdır. Mücbir sebep, davranış normunun ihlali yada borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz şekilde buna yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmezliktir.

(Yargıtay HGK 2017/11-90 E. 2018/1259 K. 27.06.2018 T.)

Buna göre mücbir sebebin unsurları, “öngörülmezlik, sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkma, zarar görenin kontrolü dışında gelişme ve zarar verenin ifa imkansızlığına düşmesine düşmesine yol açılmasıdır”

Bu unsurların gerçekleşmesi halinde sözleşme gereği ifa yükümlülüğünü yerine getiremeyen taraf, mücbir sebep ortadan kalkana kadar yükümlülüklerinden kurtulur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 136,137 ve 138, “ ifa imkansızlığı” , “ kısmi ifa imkansızlığı” ve “ aşırı ifa güçlüğü” sözleşmelerin ifasını engelleyen hususlara ilişkin düzenlemelerdir.

Mücbir sebep durumunun mevcut olduğu hallerde, sözleşme serbestisi gereğince, borçlu mücbir sebepten kaynaklanan sorumlulukları, sözleşmede kabullenmişse, alacaklıya karşı mücbir sebepten kaynaklı bir talep ileri süremez. Yine mücbir sebep sayılan haller sözleşmede sınırlı olarak belirtilmişse, bunların haricindeki durumlar mücbir sebep olarak kabul edilemez.

Ticari sözleşmelerin akıbeti ne olacaktır?

TBK 138 aşırı ifa güçlüğünü düzenlemektedir. Buna göre; ” sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen, olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme haklarına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.

Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. “ şeklindedir.

Bu madde uyarınca mahkemeden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması veya sözleşmenin feshedilmesi talep edilebilir.

Koronavirüs nedeniyle küresel alanda yaşanan ekonomik sıkıntıların ülkemizde de yaşanacağı, ticaret hayatında önemli tahribatların oluşacağı ve bu durumunda da birçok soruna yol açacağı ortadadır.

Böylesi bir durumda şirketlerin, işletmelerin sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi zor görünüyor. Şirketlerin, işletmelerin yaşayacakları ödeme güçlüğü sebebiyle TBK 138 ve HMK 389 gereğince ödemelerinin durdurulmasını talep etmeleri mümkündür.

Koronavirüsün kira sözleşmelerine etkisi nasıl olur?

TBK md 331” Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hale getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Hakim, durum ve koşulları göz önünde tutarak olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar. “

** Bu hükmün işyeri kiraları yönünden uygulanması 2020 yılı Temmuz ayına kadar ertelenmiştir.

Kira sözleşmelerinde asıl olan sözleşme serbestisidir. Taraflar hangi hallerin mücbir sebep sayılacağını belirleyebilirler. Mücbir sebep sayılan haller kira sözleşmesinde belirlenmemişse, yukarıda belirtilen kanun maddesi dikkate alınarak sözleşmenin feshi düşünülebilir.

Yine yukarıda yer verdiğimiz 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesi de genel hüküm niteliğindedir ve işyeri kiraları için de geçerlidir.

01.03.2020-30.06.2020  TARİHLERİ ARASINDA KİRA SÖZLEŞMELERİ FESİH EDİLEMEYECEK KİRACI TAHLİYE EDİLEMEYECEK

26.03.2020 tarihli 31080 (mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 7236 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına dair kanunda işyeri kiralarına ilişkin geçici maddede yer alan 01.03.2020 tarihinden 30.06.2020 tarihine kadar işleyecek işyeri kira bedellerinin ödenmemesi kira sözleşmelerinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz hükmü Resmi Gazete’de  yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu hüküm tüm ticari faaliyetlere ilişkin kira sözleşmelerini kapsamaktadır. Bununla birlikte anılan düzenleme, belirtilen 01.03.2020 – 30.06.2020 tarihleri arasında işleyecek kira bedellerine ilişkin kira bedeli ödeme yükümlülüğünü sona erdirmemekte olup, kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle tahliye talepli icra yoluna başvurma yada (iki ihtar üzerine yapılan) tahliye davası açma yolunun kapatılması anlamına gelmektedir. Ancak anılan düzenleme kira bedellerini ve kira bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle ödenmesi gereken gecikme faizini talep hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Sadece belirtilen tarihlere ilişkin idari(fesih işlemi) ve yasal başvuru yollarını kapatmaktadır.

Koronavirüsün işyeri çalışanlarına, işçilere etkisi ne olur?

İşveren Koronavirüs sebebiyle kendiliğinden işyerini kapatırsa veya Devletin bu yöndeki tavsiye kararı doğrultusunda işyerini kapatırsa, çalışanlarına ücretlerini ödemek zorundadır.

Böyle durumlarda işveren, çalışanlarıyla anlaşmak suretiyle ücretsiz izin, ücretli izin kullandırabilir. Evden çalışma veya kısmi çalışma yapabilir.

Devletin aldığı bir karar gereğince zorunlu olarak işyerinin kapatılması durumunda 4857 sayılı kanunun 40. Maddesi devreye girer. Buna göre; “Bir haftadan fazla süre boyunca işyerindeki işin durmasına sebep olan veya çalışanın çalışmasını engelleyen zorlayıcı nedenlerin vuku bulması durumunda iş sözleşmesi bu bir haftalık süre için askıya alınır. Bu süre zarfında çalışana yarım ücret ödenir.

Salgın hastalıklar, bu arada Koronavirüs bu maddede yer alan zorlayıcı neden olarak değerlendirilebilir.

Zorlayıcı neden 1 haftadan fazla sürdüğü durumda işveren, çalışanın sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Bu şekilde sözleşmenin işveren tarafından haklı nedenle feshi halinde işveren, çalışanına kıdem tazminatı ödemek zorundadır. Fakat ihbar tazminatı yükümlülüğü yoktur. Ayrıca işten çıkarılan işçi, işe iade davası da açamayacaktır.

Görüldüğü üzere Koronavirüs sebebiyle ortaya çıkan hastalık, küresel düzeyde bir salgın haline gelmiştir. Bu salgın, hukuki ilişkilerin tarafları açısından da zorlayıcı neden olarak kabul edilebilir. Salgın hastalıkların zorlayıcı neden olarak kabul edilmesine ilişkin Yargıtay kararı bulunmaktadır.

Diğer taraftan koronavirüs iş kazası kapsamında değerlendirebilir mi, bu durum somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Yargıtay 21. HD’nin 15.1.2019 T. Ve 2018/5018 E. 2019/2931 K. Sayılı kararında H1N1 virüsü (Domuz Gribi) iş kazası olarak kabul edilmiştir.

İŞ SÖZLEŞMELERİNİN FESHİ YASAKLANMALIDIR

26.03.2020 tarihli 31080 (mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 7236 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına dair kanunda işyeri kiralarına ilişkin geçici maddede yer alan 01.03.2020 tarihinden 30.06.2020 tarihine kadar işleyecek işyeri kira bedellerinin ödenmemesi kira sözleşmelerinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz hükmünün benzeri çalışanlar için de getirilmelidir. Bu süreçte iş akitlerinin feshedilmesinin önüne geçmek zorunlu bir hal almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir