Blog & Haberler

İş Kazası Ve Meslek Hastalığı Geçiren İşçinin Hakları

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na baktığımızda sigortalı işçiyi bedensel zarara uğratabilecek olaylar iki başlık altında incelenebilmektedir. Bunlar;

  1. İş Kazası
  2. Meslek Hastalığı

İş kazasına örnek olarak; bir binanın dış cephesini boyayan bir işçinin, güvenlik halatının kopması sonucu düşmesi ve bunun sonucunda yaralanması yahut yaşamını yitirmesidir.

Meslek hastalığı ise, işin niteliği gereği temasta olunan kimyasallar, gazlar sonucunda işçide meydana gelen hastalıklardır. Buna örnek olarak ise, maden işçilerinin sürekli solumak zorunda olduğu zehirli gazlar neticesinde “ pnömokonyoz” hastalığıdır.

İŞVERENİN İŞ KAZASI VEYA MESLEK HASTALIĞINDAN KAYNAKLANAN SORUMLULUĞUNUN HUKUKİ DAYANAĞI NEDİR?

Yargıtayın bu konudaki görüşü, işverenin sorumluluğunun kusursuz sorumluluğa yaklaşan bir kusur sorumluluğu olduğudur. Yani açıklamamız gerekirse; işveren en hafif kusurundan dahi sorumlu olacaktır hatta çoğu zaman gerçekleşen kazada illiyet bağı (neden- sonuç ilişkisi diyebiliriz buna) tamamen kopmamışsa işverenin sorumlu olduğu ve zararı tazmin etmek zorunda olacağı kabul edilmektedir.

Bu konuda bir örnek vermemiz gerekirse, mücbir sebep dediğimiz olaylar (sel, deprem, hortum gibi doğal afetler ve salgın hastalık) iş kazası ile işveren arasındaki illiyet bağını kopararak işverenin sorumluluktan kurtulması sonucunu doğurmaktadır. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz üzere işverenin bu konudaki sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yaklaşan bir kusur sorumluluğu olması nedeniyle işveren her zaman mücbir sebep nedeniyle sorumluluktan kurtulamamaktadır.

Yargıtayın bu konudaki bir içtihadına baktığımızda; dışarıda hortum şeklinde bir fırtına olduğunu gören işverenin, kül tablalarının düşüp kırılmaması için, işçisini dışarıya yollayarak kül tablalarını toplamasını istemesinde ve işçinin rüzgar nedeniyle düşüp bileğini kesmesi olayında Yargıtay, mücbir sebep nedeniyle davayı reddeden ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak işverenin kusuru olduğuna hükmetmiştir.

İŞÇİNİN GERÇEKLEŞEN İŞ KAZASINDAKİ TÜM SORUMLULUĞU ÜSTÜNE ALMASI DURUMUNDA İŞVEREN SORUMLULUKTAN KURTULABİLİR Mİ ?

Uygulamada sıklıkla gerçekleşen hadiselerden birisi de iş kazası veya meslek hastalığı gerçekleştiğinde işçinin değişik saiklerle, karakolda yahut hastanede polislerle birlikte tutulan tutanaklarda “ kimsede kusur yok, kusur bende, işverenin bir suçu yok” şeklinde beyanlarda bulunmasıdır.

Bu gibi durumlarda işçinin kusuru üstlenmesinin hiçbir önemi bulunmamaktadır. Eğer böyle bir beyana rağmen işçi veya hak sahipleri tarafından bir tazminat davası açılacak olursa işçinin böyle bir beyanda bulunmuş olması davanın görülmesine engel değildir.

İŞVERENİN SORUMLULUĞUNU AZALTAN VEYA ORTADAN KALDIRAN HALLER NELERDİR?

  1. Sigortalının kusuru
  2. Kişilerin kusuru
  3. Mücbir sebep (doğal afetler, salgın hastalıklar, savaş)

İlk olarak sigortalının kusuru %100’ü buluyorsa, artık burada illiyet bağının işveren açısından kesildiğini ve işverenin sorumluğunun ortadan kalktığını söyleyebiliriz.

  1. kişilerin kusuru konusunda ise ayrıksı bir örnek olarak, diyelim ki bir iş kazası gerçekleşti ve burada kusur tamamen diğer bir kişide. Bu diğer kişi dediğimiz 3. Kişinin aynı işverenin işçisi olması durumunda yine de işveren sorumluluktan kurtulamamaktadır. İşveren bu durumda diğer işçisinin kusurundan adam çalıştıran olarak sorumlu olmaya devam edecektir.

KAÇINILMAZLIK VE MÜCBİR SEBEP AYNI MIDIR?

Uygulamada sıklıkla karıştırılan konulardan birisi de kaçınılmazlık ve mücbir sebep olgusudur. Kaçınılmazlık öncelikle iş kazalarında pek de bahsedemeyeceğimiz bir konudur. Kaçınılmazlık daha çok meslek hastalıklarında söz konusu olmaktadır. Her türlü önlem alınsa dahi meslek hastalığının gerçekleşmesi kaçınılmazlık olarak nitelendirilmektedir. Mücbir sebebin ise öngörülmesi mümkün değildir.

Örnek olarak deprem sırasında yer yüzeyinin yarılıp da işçinin yarığa düşmesi olayı ne öngörülebilir ne de önlenebilir bir olay olarak mücbir sebeptir ve işverenin sorumluluğu doğmayacaktır.

Kaçınılmazlık durumunda ise işveren açısından, hakkaniyet ilkesi gereği %50-%60 oranlarında sorumluluğa hükmedilmektedir.

İHALE MAKAMI İŞ KAZASINDAN SORUMLU MUDUR?

İşin bir kamu kuruluşu tarafından ihaleyle verilmesi ve anahtar teslimi olarak işin tamamının yaptırılması durumunda, ihaleyi veren makam gerçekleşen bedensel zararlardan sorumlu olmayacaktır.

BEDENSEL ZARARLAR KAPSAMINDA İŞVERENDEN NELER TALEP EDİLEBİLİR?

İş kazası veya meslek hastalığı gerçekleştiğinde işverene maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

Maddi tazminat olarak;

  • Geçici iş göremezlik tazminatı,
  • Sürekli iş göremezlik tazminatı,
  • Bakıcı giderleri,
  • Sigortalı ölmüşse hak sahipleri destekten yoksun kalma tazminatı

Talep edilebilmektedir.

ÖLEN İŞÇİNİN YAKINLARI İŞVERENDEN MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDEBİLİR Mİ?

Manevi tazminat konusunda eski Borçlar Kanunu’na göre yalnızca kazalı işçi manevi tazminat talep edebilmekteydi. Yargıtay uygulamasında ise, ağır bedensel zararlar durumunda kazalının yakınlarının da manevi tazminat isteyebileceği kabul ediliyordu. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile birlikte bu uygulama kanun kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla artık ağır bedensel zarar durumunda işçinin yakınlarının manevi tazminat isteyebilmesi kanundan kaynaklanan bir haktır.

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI DURUMUNDA ZAMANAŞIMI NEDİR?

İş Kazası: Kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Meslek hastalığı: Meslek hastalığının tespit edildiği rapor tarihinden veya artma varsa yeni alınan rapor tarihinden itibaren başlamak üzere zamanaşımı 10 yıldır.

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI DURUMUNDA İŞVERENİ İBRA ETMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

İşçi ile işveren arasında ibra sözleşmesi yapılarak işverenin gerçekleşen kazadan yahut meslek hastalığından sorumluluğu sona erdirilebilir. Ancak bunun için bu sözleşmenin belli şartları taşıması gerekmektedir.

  1. İbra sözleşmesi yazılı olmalıdır.
  2. İbra tarihi yer almalıdır.,
  3. İbra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmelidir.
  4. Ödemeler noksansız ve banka aracılığıyla yapılmalıdır.
  5. Ödemelere ilişkin makbuz bulunmalıdır.

İŞVERENİN VEYA BAŞKA BİR İŞÇİNİN BULAŞICI BİR HASTALIĞA YAKALANMASI DURUMUNDA İŞÇİNİN FESİH HAKKI

Bulaşıcı hastalık bilindiği üzere Covid-19 salgını gibi, el, yüz, her tür temas yahut kan yoluyla bulaşabilen, yayılımın hızlı olduğu ve kimi zaman ölümcül sonuçlara yol açan hastalıktır. Bu yazımızda işçinin sürekli temas halinde olduğu işveren veya başka bir işçinin bulaşıcı hastalığa yakalanması işçi için haklı nedenle fesih sebebi olabilir mi konusunu inceleyeceğiz.

SALGIN HASTALIK HAKLI NEDENLE FESİH SEBEBİ MİDİR?

İş Kanunu’nun 24. Maddesi’ne göre, işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı bir hastalığa veya işçinin işiyle bağdaşmayan bir hastalığa tutulması,

işçi açısından haklı nedenle fesih sebebidir.

SALGIN HASTALIK NEDENİYLE FESİH HAKKINI KULLANMAK İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR?

  1. Hastalığın, işçinin sağlığı için ciddi bir tehlike oluşturması gerekir.( grip de salgın hastalıktır ancak çoğu kimse için ciddi bir tehlike oluşturmaz)
  2. İşçinin bu hastalığa yakalanan işveren veya işçiyle sürekli yakından temasta bulunması gerekir. ( Örnek vermek gerekirse her iki işçinin de yemekhanede çalışması durumunda bu şart sağlanırken, birinin yemekhanede diğerinin ise çok ayrı bir birimde çalışması durumunda bu şart sağlanmayacaktır. )
  3. Fesih nedeni açıkça belirtilmelidir.
  4. Fesih bildirimi yazılı olarak yapılmalıdır.

İŞYERİNDE SALGIN HASTALIĞIN YAYILMASININ ÖNLENMESİ İÇİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİNİN ALINMAMASI DURUMUNDA İŞÇİNİN FESİH HAKKI VAR MIDIR?

İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması halinde işçi, çalışma koşullarının uygulanmaması nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshedebilir.

İŞÇİ KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANIR MI?

İşyerinde 1 yıldan fazla süre ile çalışmış olan işçi, salgın hastalık nedeniyle (haklı nedenle) fesih hakkını kullandığında kıdem tazminatı almaya da hak kazanacaktır.

İŞÇİNİN KENDİ TUTULDUĞU SALGIN HASTALIK BU MADDE KAPSAMINA GİRER Mİ?

İşçinin kendisinin tutulduğu salgın hastalık işçiye bu madde uyarınca haklı nedenle fesih hakkı vermez. Koşulları varsa bu durumda sözleşme işveren tarafından haklı nedenle feshedilebilir.

Yargıtay’ın aynı minvaldeki bir kararına göre de; “ Burada işçinin kendisinin değil, başka işçinin veya işverenin hastalık durumu önemlidir. Somut olayda ise davacı işçinin kendisinin hastalığını ileri sürerek … iş sözleşmesini feshetmesi söz konusudur. Yasaya göre akdi fesih hakkı bulunmayan davacının iş sözleşmesini feshi haklı değildir.”( Yargıtay 9.HD. T.16.05.2007 E. 2006/27796, K. 2007/15292)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.