İş Kazası Sonrası Maluliyet Oranındaki Artış Sebebiyle Yeniden Tazminat Talep Edilebilir mi?

İş Kazası Sonrası Maluliyet Oranındaki Artış Sebebiyle Yeniden Tazminat Talep Edilebilir mi?

Meslek Hastalığı ya da İş Kazası nedeniyle belirlenen maluliyet oranında bir artış olduğu takdirde bu artış işçide maddi ve manevi olarak yeni bir durum yaratacağından  maluliyet artışına dayanarak  yeniden maddi-manevi tazminat talebinde bulunmak mümkündür. Maluliyet artışından kaynaklanacak davalarda zamanaşımı süresi BK 125. Maddesine göre 10 yıldır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 tarihli 2008/21-245 E. ve 2008/249 K. sayılı kararına göresomut olayda davacının %71 oranındaki iş göremezliği 19.1.1994 tarihinde belirlenmiş ve bu oran üzerinden SSK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış böylece zarar oluşmuş ve zaman aşımı işlemeye başlamıştır. Hal böyle olunca da 27.3.2006 tarihinde %74,80 iş göremezlik için açılan manevi tazminat davasında ilk belirlenen %73'lük bölüm için 10 yıllık zaman aşımı oluştuğundan, yeni bir olgu olan artma miktarı diğer bir deyişle %3,80 fark maluliyet için manevi tazminat takdir etmek gerekirken, zararın ancak Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin 17.3.2006 tarihli cevabi yazılarıyla öngörülebilir ve istenebilir hale geldiğinden bahisle %74,80 iş göremezlik oranına göre manevi tazminat takdiri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..”

Yargıtay 21 Hukuk Dairesi 23.03.1999 tarih 1998/9048 E. 1999/1982 K. sayılı içtihadı;  

Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçide oluşan %42 sürekli iş göremezlik oranının tarihi 20.6.1987, %63 oranının ise 17.4.1998 tarihidir. Öte yandan, sürekli iş göremezlik oranının da her artış ayrı bir olgudur. Anılan olguların oluştuğu tarihten itibaren zamanaşımının başlayacağı Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Zira tazminatın hesabı meslekte kazanma güç kayıp oranlarının arttığı tarih nazara alınarak hesaplandığı hukuksal gerçeği ortadadır. Hal böyle olunca BK. 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı haksız fiilin vuku bulduğu tarihten değil sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının oluştuğu tarihten başlaması gerektiği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle sürekli iş göremezlik oranlarının oluştuğu tarih itibariyle davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.1997/5684 K. 1997/5979 T. 2.10.1997 sayılı içtihadı;

“Davacı meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyizi isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:”

…. Dava, % 16.19 fark maluliyeti için uğramış olduğu manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının meslekte kazanma güç kayıp oranının 18.2.1992 tarihinde % 23,5 oranında olduğu ve bu oran için istemiş olduğu maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alındığı ve kesinleştiği sonradan, iş göremezlik oranının % 39.24'de yükseldiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacıda oluşan % 23,5 oranındaki maluliyetinin % 39.24 oranına çıktığı tarihin saptanmasına ilişkindir.

Meslek hastalığının, zamanla iyileşme göstermediği ve mevcut hastalık nedeniyle meslekte kazanma güç kayıp oranının zaman içinde artış gösterdiği fakat azalmadığı bilinen bilimsel bir gerçektir. Öte yandan, meslek hastalığının tespit tarihinin, giderek, maluliyeti oranının belirlenme tarihi, faiz ile tazminatın miktarını doğrudan etkilediği ise söz götürmez. Hal böyle olunca, sürekli iş göremezlik oranının artma tarihinin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin sağlıklı bir şekilde saptanması gerektiği ortadadır. Mahkemece yapılacak iş, davacı ile ilgili tüm Tıbbi bilgi ve belgeler kendisiyle birlikte Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu'na gönderilerek davacıda mevcut % 23,5 oranındaki meslekte kazanma güç kayıp oranının % 39.24 oranına çıktığı tarihi belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 1966/11434 K. 1967/670 T. 30.1.1967

Davacı, davalının işyerinde 20.12.1962 tarihinde iş kazasına maruz kalmıştır.

Bu kaza sebebiyle davacının beden gücünden kayıp oranı %11’dir. Usulüne göre verilen raporda belirtilen malullük oranına göre davacı maddi tazminatını mahkemeden istemiş ve isteğine göre hakkını almıştır.

Bundan sonra davacı yetkili makamlarca tespit edilen malullüğünün arttığını görerek Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurmuştur. Kurumca yapılan muayenesinde malullüğünün %32 ye yükselmiş olduğu tespit edilmesi üzerine davacı işbu ikinci tazminat davasını açmıştır.

Davalının ileri sürdüğü kesin hüküm savunmasını kabul eden mahkeme davayı bu sebepten reddetmiştir.

Kesin hükümden söz etmek için usul hükümlerine göre tarafların, müddeabihin ve sebebinin aynı olması gerektir. Gerçekten her iki davada taraflar ve sebep aynı olmakla beraber müddeabih aynı değildir. Davacı ikinci davası ile %11 ile %32 arasındaki malullük farkının gerektirdiği tazminatı istemiştir.

O halde davacının tazminat isteğini kapsayan iddiası incelenmeli ve varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Optimized with PageSpeed Ninja