Blog & Haberler

İcranın geri bırakılması

İcra İflas Kanununun 33. maddesinde düzenlenen icranın geri bırakılması kurumu bir diğer deyişle tehir-i icra, ilam veya ilam niteliğindeki belgelere dayanılarak yapılan icra takiplerinde, borçlunun belirli bir teminat göstererek Yargıtay’dan alacağı karar ile icra işleminin Yargıtay’daki dosya sonuçlanana kadar durdurulmasıdır.

İcranın Geri Bırakılması Tehir i İcra ve İlamlı Takipler

Bilineceği üzere icra takibini ilamlı veya ilamsız olarak başlatmak mümkündür. Şöyle ki elinde herhangi bir belge bulunmayan alacaklı takip başlatabileceği gibi (ilamsız takip) , alacağı bir ilam yahut ilam niteliğine haiz belgelere dayanan alacaklı da (ilamlı takip) başlatabilecektir. İcranın geri bırakılması kurumu; ilamlı takiplerde söz konusu olacağından ilam ve ilam niteliğindeki belgelerden bahsetmekte fayda vardır.

Mahkeme tarafından verilen kararın davanın her iki tarafına da verilen mühürlü örneklerine ilam denir. Mahkeme tarafından verilmemesine rağmen icra hukukunda mahkeme tarafından verilmiş gibi sonuç doğuran belgelere ise ilam niteliğinde belgeler denir. Mahkeme huzurundaki sulhlar, icra dairelerindeki kefaletler bu belgelere örnek teşkil etmektedir.

İcranın Geri Bırakılması Şartları Nelerdir?

İcranın geri bırakılması, ilam veya ilam niteliğindeki belgeleri elinde bulunduran alacaklının ilamlı takip açmasıyla ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmesi itibariyle başlayacak olan bir prosedürdür. İcra emri kendisine tebliğ edilen borçlu 7 gün içerisinde,

  • Takip konusu borcun zamanaşımına uğradığı
  • Borcun itfa edildiği
  • Borcun imhal edildiği

 

Gerekçeleri ile icra tetkik merciine başvurarak itirazda bulunabilecektir. Tetkik mercii, geri bırakılma isteğini reddettiği takdirde, bu karar borçlu tarafından teminat gösterilmek şartı ile istinafa götürülebilir.

İcranın Geri Bırakılması Tehiri İcra Teminatı

Borçlu öncelikle icraya konu dava dosyasını icranın geri bırakılması talepli olarak itirazen istinafa gidildiğine dair bir derkenar alacak ve bu derkenarla birlikte icra dosyasına talep açacaktır. Sonrasında icranın geri bırakılması kararını Yargıtay’dan alabilmek için dosyaya teminat sunacaktır. Sunulan bu teminatın İcra Mahkemesi hâkimi tarafından onaylanması gerekmektedir. Teminatın tutarı ise dosya borcunun toplam bedeli + üç aylık faiz olarak hesaplanan tutardır.

Borçlu teminat için belirlenen rakamı nakit yatırabilir, banka teminat mektubu veya nakde çevrilebilecek gayrimenkul göstererek de yapabilir. Ancak gayrimenkul göstererek yapması halinde bu gayrimenkul üzerinde haciz bulunmamalıdır.

 

İcranın Geri Bırakılması Tehiri İcra Mehil Vesikası 

Borçlunun teminatı hâkim tarafından onaylanırsa, borçlu sonrasında icra müdürlüğüne başvuru yaparak 60 günlük bir mehil vesikası alacaktır. Bu süre borçlunun, tehir i icra kararını Yargıtay’dan getirme süresidir ve Yargıtay’dan alınacak tehir i icra kararı ile icra dosyası işlemleri duracak, borcu tahsil amaçlı hiçbir işlem yapılamayacaktır.  Borçlu herhangi bir şekilde bu süre içerisinde kararı getiremez ise icra dairesine başvurarak 30 günlük ek süre talep edebilecektir. 30 günlük bu süre ise kesin olup, uzatılması mümkün olmayacaktır. Kesin olan bu süre içerisinde de borçlu icranın geri bırakılması kararı getirmezse, alacaklı yukarıda bahsedilen teminat olarak yatırılan bedeli icra dosyasından tahsil edebilecektir.

 

Yargıtay ilama konu kararı bozar ise borçlu teminat olarak yatırdığı tüm bedeli icra dairesinden geri alabilecektir. Eğer karar Yargıtay’da onanırsa bu sefer alacaklı icra dosyasına teminat olarak yatırılan bedelden borcu tahsil edecektir

İcranın Geri Bırakılması Tehir-i İcra Talebinin Reddedilmesi 

İcranın geri bırakılması talebi reddedilen borçlu, borcunu icra dairesine ödemek zorunda kalacaktır. Aksi takdirde malları haczedilir, satılır ve bedelinden alacaklının alacağı ödenir.

Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlu, İİK 72.madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini talep edebilecektir.

İcranın geri bırakılması talebi reddedilen veya icranın geri bırakılması talebinde bulunmayan borçlu, borcunu icra dairesine ödemeden önce, hükmün verildiği tarihten sonraki bir dönemde borcun itfa edilmiş veya zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek, alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açabilir. Ancak borçlu, hükmün verildiği tarihten önce borcunu ödemiş olduğunu ileri  sürerek alacaklıya karşı menfi tespit davası açamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir