Borçlar Kanununda Bağışlamanın Geçersiz Hale Gelmesi ve Bağışlamanın Önemi

Türk Borçlar Kanunu’nun 285. Maddesinde ‘Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.

Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.’ denilmektedir. Görüldüğü üzere sağlararası kazandırma söz konusu olmaktadır. Bağışlama sözleşmesinde bağışlayan malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırmada bulunmayı üstlenmektedir.

Borçlar Kanununun 294.maddesinde ise ‘Bağışlayan, bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla sebep olmadıkça, bağışlanana karşı sorumlu değildir.

Bağışlayan, bağışlanılan şey veya alacak hakkında ayrıca garanti sözü vermişse, bununla sorumlu olur.’  Denilmekte ve bağışlayan kişinin bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla sebebiyet vermesi halinde bağışlanana karşı sorumlu tutulabileceğine işaret etmektedir.

Nitekim Kanunumuzda bağışlamanın ortadan kalkmasına ilişkin hükümlerde düzenlenmiştir. Buna göre başlıklar halinde, bağışlamanın geri alınması, bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma, geri alma hakkının süresinin geçmesi ve mirasçılara geçmesi, bağışlayanın ölümü hususları düzenlenmektedir. Bağışlamanın geri alınmasını içeren MADDE 295’ de ‘ Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.’ Denmektedir.

Görüldüğü üzere bağışlanan kişi bağışlayana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, aynı şekilde kanundan doğan yükümlülüklere aykırılık var ise, yüklemenin söz konusu olduğu bağışlamada haklı sebep olmadan yükleme konusu yerine getirilmemişse bağışlamanın geri alınması söz konusu olur. Yargıtay emsal kararında bahsedilen son kısma ilişkin bir karar vermiştir. Bahsi geçen karar şöyledir;

Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 2014/18332 Esas ve 2016/6677 Karar Sayılı İlamında

‘Davalı, ..... İl Özel İdaresi İl Genel Meclisinin 19.11.2012 tarih 396 karar sayılı toplantısında kabul edilen 2013 yılı İl Özel İdaresi Yatırım Programında taşınmaz üzerinde için de ASM, İşçi Sağlığı Merkezi ve 112 Acil İstasyonunun yer aldığı bina yapım işinin yatırım programına alındığını, dolayısıyla 5 yıllık süre bitmeden çalışmaların başlatıldığını ve sürecin halen devam ettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur. 

Mahkemece, bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, dahili davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi ...'ün raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp,düşünüldü.Karar Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; dahili davalı Hazine ve dahili davalı ...'nin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince temyiz eden dahili davalılardan harç alınmasına yer olmadığına, 01.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ’ şeklindedir.

 

NOT : Sinerji Hukuk Yazılımları A.Ş. Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 2014/18332 Esas ve 2016/6677 Karar Sayılı İlamı


Yorumlarınız

    Bu blog yazımız için herhangi bir yorum yazılmamış. İlk değerlendirmeyi sen yapmak ister misin?

Yorum Yazın

Yorumu Sil

Sizde bu blog paylaşımımız için görüşlerini bzilerle paylaşınız. ( * ) işaretli alanları doldurmak zorunludur.