Kişinin Ölümü Halinde Bankadaki Paraları Üzerinde Mirasçıların Hakları

Şahısların ölümü ile birlikte miras yönünden pek çok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlardan biri de müteveffanın banka hesaplarında bulunan paranın ne olacağı hususundadır. “Bu hesaplardaki paralar hemen çekilebilir mi veya kullanılabilir mi?” gibi sorular haklı olarak herkesin merak ettiği konulardır.

Kişinin ölümü üzerine bankadaki parası üzerine tüm mirasçılar ortaklaşa hak sahibi olurlar. Türk Medeni Kanunu’nun 640. Maddesine göre bu ortaklık mirasın paylaşılmasına kadar sürer. Paylaşmaya kadar hiç kimse bankadaki paraya dokunamaz.

Medeni Kanun’un mirasçıların ortaklığını düzenleyen maddelerini inceleyecek olursak:

MADDE 640.- Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.

Bir mirasçı ödemeden aciz halinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.

Bu maddede mirasçıların mirasa elbirliği ile sahip olacağı düzenlenmektedir. Elbirliği ile mülkiyet Türk Medeni Kanunu’nun 701 ve 702. Maddelerinde şu şekilde düzenlenmiştir:

MADDE 701.- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.

MADDE 702.- Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.

Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.

Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.

Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.

Mirasçıların miras bırakandan kalan bankadaki parayı çekebilmeleri için tüm mirasçıların ortak hareket etmeleri gerekir. Tek başına hareket edemezler. Aksi takdirde mirasçılara kalan bankadaki para elbirliği ile mülkiyete tabi olduğundan, her bir ortakçı kendi payına düşecek meblağı ancak bu malvarlığı tasfiyeye tabi tutulduğunda alabilir.

Bu konuyla ilgili aşağıdaki gibi bir Yargıtay kararı da vardır:

 

T.C.

YARGITAY

14. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/1859

K. 2016/8436

T. 17.10.2016

DAVA : Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2015 gününde verilen dilekçeyle ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.10.2015 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, muristen kalan bankadaki mevduat üzerindeki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

TMK 599. maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile bir bütün olarak mirasçılarına geçer. MK 640. maddesinde "Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler" hükmü yer almıştır.

TMK'nun 701/2 maddesinde ise "Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır" denilmektedir.

Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Bu durumda tüm mirasçıların birlikte bankaya müracaat ederek ödeme talebinde bulunmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri ya da miras ortaklığına temsilci atanması TMK'nun

644. maddesi uyarınca iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.12.1986 tarih ve 1985/11-820 Esas, 1986/1177 Sayılı Kararı da bu mahiyettedir.

Somut uyuşmazlıkta; davacılar vekili dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi isteminde bulunmuştur. Muristen intikal eden vadeli hesaptaki paranın ortaklığının giderilemeyeceğinden, yukarda açıklanan ilkeler gözönüne alınarak davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yorumlarınız

    Bu blog yazımız için herhangi bir yorum yazılmamış. İlk değerlendirmeyi sen yapmak ister misin?

Yorum Yazın

Yorumu Sil

Sizde bu blog paylaşımımız için görüşlerini bzilerle paylaşınız. ( * ) işaretli alanları doldurmak zorunludur.