Boşanmada Maddi Tazminat ve Kusur İlişkisi

Boşanmada eşlerin mali sorumluluklarından biri de maddi tazminattır. 4721 sayılı Medeni Kanunumuzla bu durum güvence altına alınmıştır:

“Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.”

Boşanmaya sebebiyet veren olayları yapmamış tarafın, boşanma nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararları isteme hakkı olmalıdır. Kanunumuzda da bu hak öngörülerek böyle bir düzenlemeye gidilmiştir. Kusursuz eşin maddi kayıplarının karşılaması borcu kusurlu eşe yüklenmiştir.

Kanun metninden de anlaşılacağı üzere maddi tazminat isteyen eşin, kusursuz yada daha az kusurlu olması gerekmektedir. Yasada belirtilen kusursuzluk hali mutlak kusursuzluk değil boşanmayı sağlamaya yeterli ağırlık taşımayan hafif kusur olarak anlaşılmalıdır.

Mevcut ve beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen eş kusursuz ise maddi tazminata hükmedilmelidir. Yargıtay da bu görüştedir:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.09.2004 Tarih, 2004/8691 E. 2004/10153 K. sayılı ilamı:

“Davalının boşanmaya neden oluşturacak bir kusuru belirlenemediği halde (TMK. Md. 174) aleyhine maddi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır.”

Yurt dışında verilen boşanma kararlarında tarafların kusur durumu belirlenmemiş olabilir. Bu durumda Türk Mahkemeleri delilleri toplayıp değerlendirerek hangi tarafın kusurlu olduğunu belirleyerek maddi tazminat talebini buna göre değerlendirmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk dairesi 11.12.2014 Tarihli 2014/8935 E. 2014/25473 K. sayılı kararında bu husustan bahsetmiştir:

“Davacının, boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebi, mahkemece reddedilmiştir. Redde gerekçe olarak "yabancı mahkemenin 15 Ekim 2009 tarihli tedbir nafakasına ilişkin kararında tarafların anlaşması ile nominal yoksulluk nafakası miktarının belirlendiği, aynı zamanda tazminat ve mal varlığına ilişkin de tarafların anlaşması üzerine red kararı verildiği, söz konusu kararın varlığına rağmen davacının yeniden aynı talepte bulunmasının iyi niyetle bağdaşmadığı" gösterilmiştir. Gerekçenin dayandırıldığı 15.10.2009 tarihli yabancı mahkeme kararının, boşanmanın eki niteliğindeki talepler bakımından tarafları bağlayıcı nitelikte ve "kesin hüküm" vasfında kabul edilebilmesi için Türkiye'de usulünce tanınmış olması zorunludur. Bu karara ilişkin verilmiş bir tanıma kararı mevcut değildir. Tanınan sadece yabancı mahkemece verilmiş bulunan 08.08.2008 tarihli boşanma kararıdır. Öyleyse yabancı yetkili makamca, boşanmadan ayrı ve ondan bağımsız olarak oluşturulan 15.10.2009 tarihli belge, tanınmadıkça içerdiği konular bakımından tarafları bağlayıcı nitelikte sayılamaz. Tanınan ve bu sebeple yabancı mahkemedeki kesinleşme anından itibaren "kesin hüküm" vasfını alan yabancı mahkemece verilen boşanma kararında, tarafların boşanmadaki kusur durumlarına ilişkin bir gerekçe yer almadığına ve boşanmanın tarafların anlaşmalarına dayalı olarak gerçekleştiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığına göre, boşanmaya bağlı fer'i taleplerin burada sonuca bağlanması mümkündür. Öyleyse, mahkemece yapılacak iş, tarafların varsa ve göstermeleri halinde delillerini toplamak, evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesine sebep olan süreçte tarafların hangisinin kusurlu ya da baskın kusurlu olduğunu belirlemek ve davacının maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası isteğini buna göre karara bağlamaktan ibarettir. Bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

Kusursuz eşe ek olarak az kusurlu eşin de maddi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.07.2007 Tarihli 2007/2-545 E. 2007/542 K. sayılı ilamında bahsedildiği üzere:

“ Türk Medeni Kanununu 174/1.maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186.maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinden maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.md.4, BK.md.42 ve 44) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir.”

            Eşit kusurlu eşin ise maddi tazminat alması mümkün değildir, Bu durumda tabi ki ağır kusurlu ve tam kusurlu eş de maddi tazminat alamayacaktır.

            Yargıtay ilamlarının tam metni aşağıda verilmiştir:

 

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/8935

K. 2014/25473

T. 11.12.2014

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacının, boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebi, mahkemece reddedilmiştir. Redde gerekçe olarak "yabancı mahkemenin 15 Ekim 2009 tarihli tedbir nafakasına ilişkin kararında tarafların anlaşması ile nominal yoksulluk nafakası miktarının belirlendiği, aynı zamanda tazminat ve mal varlığına ilişkin de tarafların anlaşması üzerine red kararı verildiği, söz konusu kararın varlığına rağmen davacının yeniden aynı talepde bulunmasının iyi niyetle bağdaşmadığı" gösterilmiştir. Gerekçenin dayandırıldığı 15.10.2009 tarihli yabancı mahkeme kararının, boşanmanın eki niteliğindeki talepler bakımından tarafları bağlayıcı nitelikte ve "kesin hüküm" vasfında kabul edilebilmesi için Türkiye'de usulünce tanınmış olması zorunludur. Bu karara ilişkin verilmiş bir tanıma kararı mevcut değildir. Tanınan sadece yabancı mahkemece verilmiş bulunan 08.08.2008 tarihli boşanma kararıdır. Öyleyse yabancı yetkili makamca,boşanmadan ayrı ve ondan bağımsız olarak oluşturulan 15.10.2009 tarihli belge, tanınmadıkça içerdiği konular bakımından tarafları bağlayıcı nitelikte sayılamaz. Tanınan ve bu sebeple yabancı mahkemedeki kesinleşme anından itirbaren "kesin hüküm" vasfını alan yabancı mahkemece verilen boşanma kararında, tarafların boşanmadaki kusur durumlarına ilişkin bir gerekçe yer almadığına ve boşanmanın tarafların anlaşmalarına dayalı olarak gerçekleştiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığına göre, boşanmaya bağlı fer'i taleplerin burada sonuca bağlanması mümkündür. Öyleyse, mahkemece yapılacak iş, tarafların varsa ve göstermeleri halinde delillerini toplamak, evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesine sebep olan süreçte tarafların hangisinin kusurlu ya da baskın kusurlu olduğunu belirlemek ve davacının maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası isteğini buna göre karara bağlamaktan ibarettir. Bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle 11.12.2014 tarihinde karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2007/2-545

K. 2007/542

T. 11.07.2007

Taraflar arasındaki “boşanma, maddi ve manevi tazminat, nafaka" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 1.Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.2.2006 gün ve 2005/356 E.2006/87 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 3.7.2006 gün ve 2006/4644 E. 10639 K. sayılı ilamı ile, (....1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre kocanın tüm, kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.

2-Türk Medeni Kanununu 174/1.maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186.maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinden maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.md.4, BK.md.42 ve 44) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

KAYNAKÇA: GENÇCAN, ÖMER UĞUR : Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku Ankara- 2015


Yorumlarınız

    Bu blog yazımız için herhangi bir yorum yazılmamış. İlk değerlendirmeyi sen yapmak ister misin?

Yorum Yazın

Yorumu Sil

Sizde bu blog paylaşımımız için görüşlerini bzilerle paylaşınız. ( * ) işaretli alanları doldurmak zorunludur.