Geçit Hakkı Nedir? Taraflar Aralarında Geçit Hakkı Kurulması Hususunda Sözleşme Yapabilir Mi?

Geçit Hakkı Nedir? Taraflar Aralarında Geçit Hakkı Kurulması Hususunda Sözleşme Yapabilir Mi?

Geçit hakkı Türk Medeni Kanunun 747.md ve devamında tanımlanmıştır. Geçit hakkında, taşınmaz sahibi, malik olan kişinin, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazından üzerinden genel olan yola çıkmak için komşu taşınmaz veya taşınmazlar üzerinden kullanmış olduğu sürekli olarak kurulmuş bir haktır. Malik bu hakkını kullanırken, diğer bir ifade ile geçit hakkından bahsedebilmek için, geçit hakkı tesis işleminden yararın eşit olması gerekmektedir. Yani geçit hakkında her iki tarafın menfaati de eşit olmalıdır.

Taraflar kendi aralarında kararlaştırarak geçit hakkı konusunda anlaşma sağlayabildikleri gibi zorunlu olarak da geçit hakkı kurulabilir. Geçit hakkının mutlak olarak resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Fakat geçit hakkının kurulması hususunda anlaşmazlıklarda tarafların bu haklarına ilişkin dava açma hakları da bulunmaktadır. Yargıtay’ın geçit hakkının resmi şekilde yapılmasına ve geçit hakkının ne şekilde tesis edilmiş sayılacağına ilişkin emsal kararları vardır.

T.C YARGITAY 14.Hukuk Dairesi Esas: 2016 / 12580 Karar: 2017 / 2179 Karar Tarihi: 21.03.2017 tarihli kararında ‘Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’ nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.

Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkçagösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir.Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerindebırakılmalıdır.

İrtifak hakları, sahibine konusu olan eşyayı doğrudan doğruya kullanma veya ondan yararlanma yetkisi veren, malikine de bir çekinme borcu yükleyen, sınırlı bir hâkimiyet hakkıdır. Bazı irtifak hakları, sahibine eşyadan tam yararlanma hakkı (intifa hakkı) verdiği halde, bazı irtifak haklarında sahibinin eşyadan sadece sınırlı yararlanma hakkı bulunur (oturma, kaynak, geçit irtifakı). Ancak, Türk Medeni Kanununun 781. maddesi hükmüne göre, irtifak hakkı daima bir sözleşmeyle yapılır ve irtifak hakkının kurulmasına ilişkin yapılacak bu sözleşmede geçerli olması resmi biçim koşuluna bağlıdır.

Somut olayda ise, 22.01.1977 tarihinde yapılan sözleşme adi yazılı düzenlenmiştir. Kısaca, bu sözleşmeye dayanarak davalının davacıya ait taşınmazlar üzerinde geçit hakkı bulunduğunun kabulüne olanak yoktur. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca taşınmaz malikinin, taşınmazı üzerindeki her türlü haksız elatmanın giderilmesini talep yetkisi bulunduğundan ve orta yerde geçerli bir geçit hakkı olmadığından, 3934 parsel sayılı taşınmazdan bedelsiz olarak geçit kurulması doğru görülmemiştir. Bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi raporunda tek bir seçenek üzerinde durulmuş alternatif güzergahlar araştırılmamış yüzölçümü itibariyle küçük olan 3934 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin yukarıda açıklanan ilkelerine uygun olarak başka geçit alternatifleri araştırılmalı, dava dilekçesinde talep edilen yer dışında başkaca güzergahların tespiti halinde bu güzergahlardaki parsel maliklerinin davaya katılmaları sağlanarak sonucuna göre karar verilmelidir.’

Sinerji Hukuk Yazılımları A.Ş. ‘T.C YARGITAY 14.Hukuk Dairesi Esas: 2016 / 12580 Karar: 2017 / 2179 Karar Tarihi: 21.03.2017 tarihli kararı’

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir