Eşe Ait Ses ve Görüntü Kayıtları Boşanmada Delil Olarak Kullanılabilir mi?

EŞE AİT SES VE GÖRÜNTÜ KAYITLARI BOŞANMADA DELİL OLARAK KULLANILABİLİR Mİ?

Eşlere ait ses kayıtları ve görüntüler, evlilik süreci ve boşanma aşamasından sonraki süreçte taraflar arasındaki en hassas noktalardan birisidir. Boşanma aşamasındaki eşler, birlikteliklerinde veya ayrı kaldıkları süreçte eşleri ile ilgili mevcut delillerini mahkemeye sunmakta ve davanın kendileri lehine sonuçlanması için ellerini kuvvetlendirmektedirler. Boşanma avukatı ile ilgili bilgi için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bu haklılık mücadelesi sonucunda ise eşler, kendileri lehine kararlar alınmasını sağlamak için her zaman somut delillere ulaşamamakta, delilleri yetersiz kalmakta ve delillerinin yetersiz kalmasından dolayı da davalarının seyirleri aleyhlerine sonuçlanmaktadır. Eşler bu delil sunma aşamasında mahkemeden kendi lehlerine karar çıkabilmesi için bazı zamanlar eşlerine, bazı zamanlar da eşleri aleyhine başkalarına ait sesleri ve görüntüleri gizlice kaydetme, telefon görüşmesini karşı tarafın haberi olmadan kayıt altına alma, yine karşı tarafın haberi olmadan fotoğraflarını çekme gibi yollara başvurabilirler. Bu yollarla alınan deliller bazı durumlarda hukuka aykırı delil niteliğini taşımaktadır.

HUKUKA AYKIRI DELİL NEDİR?

Hukuka aykırı delil, HMK madde 189/2’de;

Madde 189

(2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Şekliyle açıklama bulmuştur.

Bu maddeye göre hukuka aykırı elde edilmiş deliller mahkeme tarafından olayların ispatlanmasında dikkate alınamaz. Böylelikle taraflar Anayasa madde 36 Hak Arama Hürriyeti başlıklı iddia ve savunma hakkından faydalanamaz. Hukuka aykırı delil kavramı, HMK’de bahsi geçtiği üzere aynı şekilde CMK’da ve Anayasa madde 38 ek fıkrada ayrıca düzenlenmiştir. Delillerin incelenip incelenmeyeceği hususu mahkemenin takdirine bağlıdır.

T.C. ANAYASASI

Madde 38:(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.)

Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Hukuka aykırı delil olgusu mahkemenin takdirinde olup kanunlarımızda veya Anayasada net bir çerçevesi bulunmamaktadır. Mevcut düzenlemeler dâhilinde bir delilin hukuka uygun veya aykırı olduğu hususu somut olaylara göre farklılık gösterir. Bu neticede bir iddianın hukuki bir delil olup olmadığı olayların oluşumuna, gidişatına, iddiaların elde ediliş şekillerine ve tarafların saiklerine göre değişmektedir.

DELİLLERİN HUKUKA AYKIRI ELDE EDİLMESİ VE HUKUKA AYKIRI YARATILMASI

Delillerin niteliği, elde edilme şekilleri ve sunan tarafın amacı doğrultusunda değişkenlik gösterir. Bu sunulan iddialar ya hukuka aykırı delil sayılıp mahkeme tarafından incelenmeye alınmaz ya da hukuka uygun sayılıp mahkeme tarafından incelenir. Delillerin hukukiliğini etkileyen en önemli durum elde ediliş biçimleridir. Bu elde ediliş biçimlerinde eğer taraflardan birisi öne sürdüğü delilini hukuka aykırı olarak elde etmişse, mahkeme tarafından bu sunulan deliller incelenmeye alınmaz.

Aynı yorumla eğer taraflardan birisi mahkemeye sunacağı delillerini hukuka aykırı olarak yaratma çabasındaysa, örneğin karşı tarafla yaptığı telefon görüşmesini, karşı tarafı tuzağa düşürecek biçimde sorular sorarak ve karşı tarafı yönlendiren tarzda bir konuşma geçirerek kaydederse ve bunu da mahkemeye sunarsa mahkeme bu sunulan delili hukuka aykırı kabul etmeli ve incelemeye almamalıdır. Burada hukuka aykırı delil yaratma çabası vardır. Yine olayların gidişatına ve delillerin taraflarca elde edilmesine göre mahkeme bu deliller üzerinde re ‘sen takdirde bulunur.

EŞE AİT GİZLİ SES KAYDI DELİL MİDİR?

Boşanma davaları çekişmenin yoğun yaşandığı, tarafların sundukları delillerle davanın gidişatının fazlasıyla değiştiği dava türlerindendir. Bu neticede boşanma davalarında taraflar için en önemli hususlardan birisi güçlü ve hukuki deliller sunmaktır.

Yukarıda bahsi geçtiği üzere hukuka aykırı deliller mahkeme tarafından incelenmeye alınmaz, davanın gidişatını değiştirmesine izin verilmez. Delillerin hukukiliği taraflar öne sürmese bile mahkemenin re ‘sen(kendiliğinden) takdir ettiği bir husustur.

Eşlerden birisinin, diğer eşe veya eşi aleyhinde başka birisine ait sesleri kaydetmesi mümkündür. Bu kayıt işlemi birçok yolla gerçekleşebilir. Eşi ile olan telefon görüşmesini bir program yardımı veya başkaca bir ses kayıt cihazı ile kaydedebilir. Telefon görüşmesi haricinde diğer taraf ile yüz yüze gerçekleştirdiği görüşmeleri, tartışmaları, kendisine yapılan hakaret ve tehditleri gizli bir şekilde kayıt altına alabilir. Yine eşler birbirlerinin telefonlarındaki önceden kaydedilmiş ses kayıtlarını da karşı tarafın bilgisayarından veya telefonundan kendisine aktarabilir. Örnekler çoğaldıkça bir delilin hukukiliğine karar verilmesinde değişmeyen tek şey, tarafların bu kayıtları almalarındaki saikleridir.

Boşanma davalarında delil olarak sunulan gizli alınmış ses kayıtları kesin olarak hukuka aykırıdır denilemez. Yargıtay’ın bu hususta ses kayıtlarının hukuki delil niteliğinde olmasının birtakım ölçütleri mevcuttur. Bunlar;

  • Gizli alınan ses kaydının, tarafların özel yaşamına ilişkin olmaması,
  • Alınan ses kaydının, kaydı alan kişi tarafından özel olarak yönlendirilmemiş olması,
  • Ve alınan ses kaydının hukuki bir şekilde (hırsızlık, gasp, tehdit vs. ile alınmaması) elde edilmesidir. Bu ölçütler doğrultusunda mahkemeye sunulan deliller hukuki delil kabul edilmez.

Özel yaşama ilişkin kayıtlar örnek olarak kişinin cinsel hayatı, kişisel durumları(hastalık, zevkler, hobiler vs.), kendi hayatında yaşadığı ve genel hayata vurmadığı kendi kişisel alanında kalan durumlardır. Özel yaşama ilişkin olarak ileri sürülen deliller hukuki sayılamaz. Taraflardan birinin eşine ait cinsel içerikler barındıran bir ses kaydını, eşinden habersiz olarak kaydedip mahkemeye delil olarak sunması özel hayatın esaslarına aykırı bir davranış olmasından dolayı delil olarak kabul edilmez. Kanun koyucunun buradaki esas amacı kişilerin özel hayatının dokunulmaz olduğunu vurgulamak ve ‘delil olsun, ne şekilde olursa olsuncubir düşünceyle Anayasa ve Uluslararası Antlaşmalardaki hükümlere ters bir saikle delil elde etmeye çalışan tarafları engellemektir.

Hakkı ihlal edilen kişi, kendi özel hayatıyla ilgili elde edilen bu delillerin şayet mahkemede delil olarak kabul edilebileceğini beyan ederse bu aşamada bu deliller de hukuki olarak incelenmeye alınır. 

YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2009/8119 E. 2010/7573 K.

Dava konusu olayda; davacı avukatın, önceki vekil edeni olan dava dışı Ayşegül’ün hile ile avukatlık ücret sözleşmesi imzalattığını kanıtlamak amacıyla, davacının evinde isteği dışında gizlice sesini kaydettiği, daha sonra davacının ses kaydı bulunan CD’yi davalının avukatı Beliğ’e vermiştir. Davalı avukat, konuşmaların gizlice kaydedilmesi nedeni ile CD’nin Ceza Muhakemesi Yasası’nın 206/2-a ve 217/2 maddeleri uyarınca hukuka uygun elde edilmiş delil niteliği taşımadığını bilmesi gerekir. Buna rağmen davalı Ali Ergon’a ait İzmir 27. Noterliği ‘ne başvurarak CD’nin çözümünü yaparak emanete alınmasını istemiştir.

Gizlice kaydedilmiş CD’nin kanıt olarak kullanılamayacağını bilmesi gereken ve çözüm yaptırarak emanete aldıran davalılardan Avukat Beliğ ‘in eylemi, amacı böyle olmasa bile davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmaktadır.

Dosyadaki kanıtlardan; ses kaydının yasaya aykırı olarak, gizlice elde edildiği anlaşılmaktadır. Gizli yollardan ses kaydedilmesi, davacının gizli kalması gereken ve açıklanmasında kamu yararı bulunmayan özel yaşamı ile ilgili sırların dışarıya yansıtılması, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur. 

Kayıt alınan seslerin, kaydı alan kişi tarafından diğer tarafı yönlendirici bir diyalog sonrasında elde edilmesi de yine hukuki değildir. Karşı tarafı yönlendirici sorular soran, karşı tarafı tuzağa düşürecek diyaloglarda bulunan tarafın bu şekilde elde ettiği ses kayıtlarını delil olarak sunması mahkeme tarafından kabul edilmez, incelemeye alınmaz. Karşı tarafı tuzağa düşürme saikinin olduğunu takdir etme yetkisi mahkemenindir.

Bu ölçütlere göre mahkemenin takdiri mevcut olayın oluşumuna, tarafların sıfatları ve saiklerine göre değişkenlik gösterebilir. Mahkeme takdirde bulunurken; bu ölçütlere, Yargıtay kararlarına ve mevzuatlara göre genel bir inceleme yapıp sunulan delili hukuki olarak inceler.

TELEFON GÖRÜŞMESİNİN GİZLİ KAYDI DELİL OLUR MU?

Telefon görüşmelerinin kayıt edilmesi farklı koşullarda gerçekleşebilir. Telefon görüşmeleri farklı iki kişinin telefonla görüşmesini kayıt altına almak veya taraflardan birisinin diğeri ile yaptığı görüşmeyi kaydetmek şeklinde olabilir. Bu kayıtların hukuki boyutu her olayda farklı takdir edilir.

Taraflardan birisi diğer tarafla kendisinin yaptığı telefon görüşmesini kayıt altına alır, mahkemeye delil olarak sunarsa mahkeme bu sunulan kaydı delil olarak kabul edebilir. Bu telefon görüşmesinin delil olarak kabul edilebilmesi için;

  • Bu kaydın sadece mahkemeye delil olarak sunulması amacını taşıması ve başkaca kişilere ‘ifşa’ adı altında herhangi bir şekilde bu kaydı dinletmemesi,
  • Kayıt edilen bu görüşmenin, kayıt eden kişi tarafından herhangi bir yönlendirme veya karşı tarafı herhangi bir konuda konuşturmaya çalışma amacından uzak olmaması,
  • Kayıtlarda herhangi bir şekilde taraflar veya başkalarının özel hayatının gizliliğini ihlal edecek diyalogların bulunmaması,
  • Kayıt altına alınan bu görüşmenin herhangi bir tehdit vb. hukuka aykırı davranışlar sonucunda alınmaması gerekmektedir.

Bu ölçütler, Yargıtay ve yerel mahkemeler tarafından delillerin hukukiliğini takdir etmede kullanılan ölçütlerdir.

Taraflardan birisi, kendi lehine olarak iki veya daha fazla kişinin telefon görüşmesini, konferans yolu ile görüşmesini veya herhangi bir yerdeki görüşmelerini gizli bir şekilde kayıt altına alıp boşanma davalarında bunu mahkemeye delil olarak sunabilir. Fakat delil olarak sunulacak bu görüşme kayıtlarının başkaca bir amaca hizmet etmeden, sadece mahkemeye delil olarak sunmak olması için kayıt altına alınması şarttır. Bu kayıtların mahkeme haricinde başka yerlerde başka kişilere dinletilmesi amaçlanmış ve bu gizlice kaydedilen kayıtlar başkalarına dinletilmiş ise burada TCK 132. madde ile düzenlenen ‘Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali’ suçu işlenmiş olur.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal

Madde 132– (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 Md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Delil sunmak isteyen taraf sunacağı delilleri iyi niyetli olarak elde etmeli ve bu delilleri mahkeme haricinde başka kişilere dinletmemelidir.

EŞE AİT GİZLİ ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLAR VE VİDEOLAR DELİL SAYILIR MI?

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında eşe ait gizli kaydedilmiş sesler gibi fotoğraf ve videoların da delil sayılabilmesi için mahkeme tarafından fotoğrafı temin eden kişinin saikine, durumların, şartların ve kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğine bakılacaktır. Bu aşamada fotoğrafların veya videoların temin edilmesinde; iyi niyetle sadece mahkemeye delil olarak sunulma amacını taşıması, herhangi bir ifşa etme veya topluma yayma amacı taşımaması gerekmektedir. Gizli olarak çekilen fotoğrafların, kişinin özel hayatına sair etmemesi, kişilik haklarına karşı bir müdahalesi olmamalıdır.

Ayrıca fotoğraf ve videoların temin edilmesinde geçerli olan ve hukuka aykırı elde edilse bile mahkeme tarafından hukuka uygun delil olarak değerlendirilebilecek durumlarda söz konusudur.

Eğer taraflardan birisi, boşanma davasında delil olarak sunacağı, eşine ait görüntüleri denk gelip çektiyse ve bu görüntüleri çekmesinde aciliyet bulunan bir durumdaysa görüntüleri temin ettikten sonra mahkemeye dava aşamasının uygun süreçleri içerisinde delil olarak sunabilir. Örnek vermek gerekirse eşlerden birisi, diğer eşin güven sarsıcı bir durumunu, başka birisiyle öpüştüğünü veya el ele tutuştuğunu görür ve o esnada telefonunu çıkartıp bu anı delil niteliğine dönüştürürse mahkemeye bu görüntüleri sunabilir. Burada mahkeme tarafından aranan asıl saik tarafların birbiri aleyhine delil sunmasında herhangi bir planlama veya tuzağa düşürme amacından uzak olması deyim yerindeyse ‘Hukuka Aykırı Delil Üretmesinin’  önüne geçmektir.

Böylelikle eşlerin boşanma davalarında delil öne sürmek amacıyla dedektif tutması ve bu tutulan kişiler tarafından çekilen fotoğrafların delil olarak sunulması, mahkeme tarafından hukuka aykırı elde edilme sebebiyle incelemeye alınmayacaktır.

Kişilerin boşanma davalarında öne sürecekleri delil niteliğindeki görüntüleri bir plan dâhilinde değil, böyle bir delili bir daha elde etme durumu olmaması nedeniyle kayıt altına alması gerekir.

Eşlerin elde ettikleri bu görüntülerin karşı tarafın özel hayatının gereklerine ve kişilik hakları çerçevesindeki düzenlemelere aykırı olması hukuki delil niteliğinde incelenmesini engeller. Eşler arasındaki ‘Mahremiyet’ sınırlarının bu aşamada doğru çizilmesi gerekir.

Örnek dâhilinde açıklayacak olursak, eşlerden biri diğer eşi kendi evlerinde zina yaparken yakalar ve bunu fotoğraflarsa bu aşamada Yargıtay görüşüne göre herhangi bir özel hayata ait sınırın çiğnendiğinden söz edilemez. Yargıtay’ın görüşüne göre; 

Hukuk Genel Kurulu

25.09.2002, 2002/617 Esas, 2002/648 Karar

        … Hiç kimse evindeki bir mekânda bulduğu bir delili hukuka aykırı yollardan ele geçirmiş sayılamaz. Diğer taraftan özel hayatın gizli alanları, özel hayatın gizli alanını ilgilendirin delillerle ispat edilebilir. Nasıl ki, kadın başka bir erkekle müşterek hanedeki yatak odasında sevişirken koca tarafından kapı kırılarak içeri girilmesinde hukuka aykırılıktan söz edilemezse ortak yaşanan evde bulundurulan not defterinin de elde edilmesi hukuka aykırı olarak değerlendirilemez. Eşlerin evliliğinin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları yasal bir zorunluluktur. Eşlerin bu konulardaki özel yaşamı, evlilik ile bir araya geldiği hayat arkadaşı kocayı da en az kadın kadar ilgilendirmektedir. 

Şeklinde açıklamalarda bulunarak eşler arasındaki özel hayat sınırlarını esnetmiş, böylece aynı ev içerisinde zinada bulunan eşin fotoğraflarını çekip delil olarak sunan tarafın delillerini özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı bir müdahale olarak görmemiştir. Bu neticede eşlerden birisinin müşterek hane içerisinde zina yapması veya güveni sarsıcı (müşterek hanede başka birisi ile yemek yemek, öpüşmek vs.)  birtakım hareketlerde bulunmasına karşın o eşin ses kaydını ve görüntülerini almak ve bu delilleri mahkemeye sunmak hukuki delil olarak kabul edilir ve mahkeme tarafından incelenebilir.

Bu aşamada karıştırılmaması gereken bir husus, eşlerin ortak yaşam alanı olan müşterek evde gerçekleşen bir durum ile eşlerden birisinin telefonu veya bilgisayarında gerçekleştirdikleri durumun birbirinden ayırt edilmesidir. Ortak yaşam alanı ile telefon, bilgisayar gibi kişisel eşyalar arasındaki fark, evin ortak bir alan olması fakat telefon gibi cihazlarınsa kişilerin özel yaşamına ait olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu aşamada eşlerin, diğer eşin telefon gibi hususi cihazlarına şifresini bilmeden, herhangi bir korsan yazılım veya virüs ile girip, bu cihaz içerisinden mesajları görüntüleri veya ses kayıtlarını alması ve mahkemeye sunması hukuka aykırıdır. Çünkü ortak alan olan ev, ortak kullanıma aitken telefon kişisel bir alettir. Bu aşamada telefondan bir virüs veya programla ses, görüntü alınması özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Bu yollarla elde edilmiş deliller hukuki değildir.

 

Telefon örneğinde farklı bir detay ise eşlerden birinin diğer eşin telefon şifresini hâlihazırda bilmesi, gündelik hayatlarında aralarında şifre gibi bir engelleyicinin mevcut olmamasıdır. Telefona veya bilgisayara konulan şifreler kişilerin özel hayatlarını gizler ve muhafaza eder. Eşler birbirlerine şifrelerini vermek zorunda değillerdir. Fakat eşin diğer eşe cihaz şifresini vermesi bu durumda eşinin cihazına erişebileceğini, cihazdaki çoğu uygulamaya ulaşım sağlayabileceğini bilmesi demektir.

Böylelikle cihazın şifresini bilen eş, o cihazdan boşanma davasında öne sürmek için delilleri kendi telefonuna veya cihazına attıktan sonra süresi içinde mahkemeye sunarsa burada özel hayatın gizliliğini ihlal nedeniyle hukuka aykırı bir delil söz konusu olmaz mahkeme diğer şartlarını da sağladığı takdirde sunulan delili incelemeye alır. 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’da delil konusu çok detaylı bir anlatıma sahip değildir. Bu neticede sunulacak bir delilin hukuki olup olmadığı hususu derin bir inceleme ve olaylara göre Yargıtay kararlarını ve mevzuatı yerinde yorumlama gerektirir. Böylelikle bir delilin hukukiliği de her farklı olaya göre farklı takdir edilmektedir. Genel hatlarıyla bir yorumda bulunulacak ise sunulacak bir delil; özel hayata karşı müdahalede bulunmamak, hukuka aykırı yollardan elde edilmemek(hırsızlık, korsan yazılım, tehdit…), kişileri ifşa etmek amacı taşımamak ve mahkemeye delil olarak sunulmak için elde edilmek koşullarını taşıyorsa hukuki bir delil olarak mahkeme tarafından incelenir.

KAYNAKÇA

1-) PROF. DR. EJDER YILMAZ, HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU ŞERHİ DEĞİŞTİRİLMİŞ 2. BASKI, YETKİN YAYINLARI ANKARA, 2013,

2-)ALİ HAYDAR KARAHACIOĞLU – AYNUR PARLAK, 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU ŞERHİ 2. BASKI, BİLGE YAYINEVİ, ANKARA, 2014

Benzer yazılar :

İzaleyi Şüyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davalarında Tebligat Usulü

TMK 598.maddesinde, mirasçılık belgesinin başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenen kişilere başvuru üzerine sulh hukuk mahkemesi veya noterlik tarafından verilmesi...

Zayii Nedeniyle Çek İptali Davası

Kambiyo senetleri (bono, poliçe, çek) ile ilgili genel hükümler Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) düzenlenmiştir. Bununla birlikte çeklere özel 5941 Sayılı ...

İşveren Şirketler Arasındaki Organik Bağın Tespiti ve Sonuçları

İşverenlerin, aynı yerde değişik isimler adı altında faaliyet yürüttükleri, farklı isimlerle işletme ve şirket kurdukları herkesçe bilinen ve çok sık karşılaşılan...

İş Kazası Ve Meslek Hastalığı Geçiren İşçinin Hakları

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na baktığımızda sigortalı işçiyi bedensel zarara uğratabilecek olaylar iki başlık altında incelenebilmektedir. Bunlar; İş Kazası Meslek...