Hi, How Can We Help You?

Aynı İş Yerinde Çalışan ...

Aynı İş Yerinde Çalışan İşçiler Birbirlerine Tanıklık Yapabilirler mi?

Günümüzde İşçilik Alacaklarına ilişkin davalarda tanık delili çok öneme sahiptir. Zira işverenler, işçilere oranla daha fazla imkana sahip olması ve bunun yanında işçilere çeşitli evrakların bilgisizliklerinden faydalanarak imzalatılması uygulamada çok sık rastlanılan bir durumdur.

İşçilerin karşılaştığı bu olumsuzlukların önüne geçilebilmesi ve hak kaybı yaşamamaları için işçilik alacakları davalarında tanık delili oldukça önemli bir yere sahiptir. Ancak açılmış olan bir davada kimlerin tanıklık yapabileceği, hangi durumlarda tanıkların beyanlarına itibar edilmeyeceği hususu davanın seyri açısından sonucu etkilemektedir. Bu konuya Yargıtay da kayıtsız kalmamış ve belirli sınırlar getirmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu durumu gözeterek önemli bir karar vermiş ve bu kararda belirli bir sınır çizmiştir. Yargıtay 9. HD 2015/20572 E. 2018/1190 K. sayılı kararı aynen şu şekildedir;

 

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, bakiye yemek ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, şoför olarak çalıştığını, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle davalıya ihtarname gönderildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin, bakiye yemek ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Davacı işçi iş akdini alacakları ödenmediği için haklı olarak feshettiğini iddia ederek fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti,hafta tatili, yemek farkı ve bunlara bağlı olarak kıdem tazminatı istemiştir.

Davalı işveren devamsızlık savunmasında bulunmuştur.

Mahkemece davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve bunlara bağlı olarak kıdem tazminatı alacakları hüküm altına alınmış hafta tatili talebi ve yıllık ücretili izin alacağı reddedilmiştir.

Davacı haklı feshe dayalı olarak belirttiği fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenmemesi iddiasını tanık ile ispatlamıştır. Aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarında davacıların birbirlerine tanık oldukları ( 2015/4898 E., 2015/34583 E., 36420 E., ) ve hesaplamaların tanık beyanlarına dayanılarak yapıldığı anlaşılmıştır.

Davacılar aynı işyerinde beraber çalışan ve aynı sebeple hak talep eden kişiler olup doğrudan doğruya menfaat birliği içerisindedirler. Bu sebeple tanıklık beyanlarına itibar edilemez. Başkaca delilde sunulmamıştır. Bu sebeple davacının ispatlanamayan fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yemek ücreti farkı alacakları ile bu alacaklara bağlı kıdem tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yukarıdaki karardan da açıkça anlaşılacağı üzere, aynı işyerinde beraber çalışan ve aynı sebeple hak talep eden kişilerin doğrudan doğruya menfaat birliği içerisinde olduğunu varsaymış vedolayısıyla bu sebeple de tanıklık beyanlarına itibar edilemeyeceği şeklinde bir karara varmıştır.

Sonuç olarak, işçiler özellikle tanıklarını belirlerken menfaat birliği içerisinde olmayan kişileri belirlemeli ve sunacakları tanık listelerinde bu konulara dikkat etmelidirler. Zira menfaat birliği içerisinde olan kişilerin birbirlerine tanıklık yapmaları ve bu şekilde beyanda bulunmaları durumunda davada sadece işverenin sunduğu delillere itibar edilmesine sebep olacak ve hak kaybı meydana gelecektir.

Share Post

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir