6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Dair Kanunda Tanınmış Hakkın Kötüye Kullanılması

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Dair Kanunda Tanınmış Hakkın Kötüye Kullanılması

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.Bu kanun gereği bir takım ilkeler esas alınmıştır. Buna göre uluslararası sözleşmeler, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi vb gibi düzenlemeler önem arz etmektedir.6284 sayılı Kanunun 1.maddesinde de belirtildiği gibi tedbir kararları insan onuruna yakışır, temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı hususlar dikkate alınmalıdır.

6284 Sayılı Kanunun 8.maddesinde ‘Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.’ denilmektedir. Bu kapsamda şikayetçi tarafından yapılan şikayet başvurusu üzerine geciktirilmeksizin önleyici tedbir kararı verilirken sadece şikayetçinin soyut beyanları dikkate alınabilmektedir. Nitekim koruyucu tedbir kararları için delil ve belge aranmazken, önleyici tedbir kararlarında böyle bir madde hükmü bulunmamaktadır. Buna göre taraflar 6284 sayılı Kanun gereği verilen kararlara ilişkin itiraz edebilmektedir. Fakat itiraz mercileri, kararında, tarafların bildirdiği belge ve beyanları, tüm delilleri incelemelidir. Buna göre tedbire dayanak olgunun gerçekliğinin bu çerçevede tartışılması, tedbir kararında dosyaya sunulan delillerle sonuç arasında ne şekilde bağ kurulduğunun gerekçeli olarak açıklanması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi  bahsedilen konuya ilişkin benzer şekilde bir karar verilmiştir.  Başvuru Numarası: 2013/3758 ve Karar Tarihi: 6/1/2016 olan karar içeriğinde;

''6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinde örnekleyici olarak bir kısım önleyici koruma tedbirleri belirlenmiş, 8. maddenin (3) numaralı fıkrasında Kanun'un 4. maddesinde belirtilen ve hâkim tarafından verilebilen koruyucu tedbir kararları için, şiddetin varlığı hususunda delil veya belge aranmayacağı belirtilmiştir. Bunun yanında ağırlıklı olarak aleyhine tedbir kararı verilen kişinin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı niteliği olan ve Kanun'un 5. maddesinde düzenlenen önleyici tedbir kararları için böyle bir ayrıksı durum öngörülmemiştir.

Buna ilişkin Kanun gerekçesinde, şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi altında bulunan kişilerle ilgili koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için herhangi bir delil araş­tırması veya belge ibrazı aranmazken önleyici tedbir kararı verilebilmesi için kişinin şiddete maruz kaldığı veya maruz kalma tehlikesi altında bulunduğu hususunda olguların varlığının gerektiği, aksi yöndeki uygulamanın kişilere kanunla sağlanan hakkın kötüye kullan­ılmasına sebebiyet verebileceği hususu vurgulanmıştır.

Nitekim tedbir kararları ile bir tarafın vücut dokunulmazlığı veya yaşam hakkı gibi kişi için olmazsa olmaz hak ve menfaatlerin korunması amaçlanırken diğer taraftan özellikle mahkemece verilen veya onaylanan önleyici tedbirlerle kişi hak ve özgür­lüklerine önemli ölçüde sınırlamalar getirilmiş olacaktır. Dolayısıyla tedbir kararlarından olumlu ya da olumsuz etkilenen tarafların temel hak ve özgürlükleri arasındaki dengenin gözetilmesi gerekmektedir.

Başvurucu; aleyhine verilen tedbir kararına yaptığı itirazda tedbir kararının, karşı tarafın soyut iddialarına dayalı olarak verildiğini, iddiaların gerçekliğinin araştırılması için taraflar arasında görülen boşanma, nesebin reddi davalarında toplanan deliller, tanık beyanları ve raporların incelenmesini, çocuk teslimine ilişkin icra tutanaklarının incelenerek tutanakta imzaları bulunan Mahkemede görevli uzmanların beyanlarının alınmasını, lehine tedbir kararı verilenin boşanma davası sırasında şiddete ve korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması yönünde Mahkemece verilen koruma kararının değerlendirilmesini, 6284 sayılı Kanun'un 15. maddesi gereğince sosyal araştırma raporunun düzenlenmesini, lehine tedbir kararı verilen eski eşin annesinin kendisine hakaret etmesi nedeniyle Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesine açılan E.2010/581 sayılı dava dosyasının değerlendirilmesini talep etmiştir.

6284 sayılı Kanun'da düzenlenen tedbir kararlarının, verildiği anda infaz kabiliyetini haiz olması nedeniyle Kanun'da amaçlanan "acil müdahale" olgusunun bu aşamada sağlanmış olacağı, bu amacın gerçekleşmesi adına tedbir kararında, şiddetin var olduğuna yönelik kanaate nasıl ulaşıldığının açıklanması yani gerekçe açısından daha esnek bir yaklaşım usulünün benimsenebileceği ancak bu yaklaşıma ait sınırın olayların özelliğine göre gerekçeli karar hakkının temel esaslarına zarar vermeyecek düzeyde belirlenmesinin de gerekli olduğu açıktır. Bu kapsamda söz konusu kararlarda yer verilen gerekçelerde, ileri sürülen zarar riski ve olgulara göre, talebin ilgili mevzuat çerçevesinde kabul görmesi için temel unsurları taşıyıp taşımadığının ortaya konulması yeterli olacaktır.

Bunun yanında başvuru konusu olayda olduğu gibi aciliyet unsurunun ortadan kalktığı ve başvurucunun itirazlarını sözlü olarak sunamadığı itiraz aşamasında ise mahkemenin, tek taraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itiraz edenin ileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf için öngörülen hak ve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerekmektedir.''

NOT: www.kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Uploads/2013-3758.doc Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm, .  Başvuru Numarası: 2013/3758 ve Karar Tarihi: 6/1/2016 olan karar

Bu gönderiyi paylaş

Comment (1)

  • Mustafa ÖZELLİBEŞ cevap

    Maalesef ki bu 6284 nolu kanun gerçekte kadını şiddetten koruma maksatlı göründüğü kadar erkeği deadur ettiği aşikardır. Maalasef ki gerçekte mağduriyetin yaşanmamış olmasına rağmen hatta iddiaların hiçbir doğruluğu olmamasına rağmen itirazın gale bile alınmayıp kabul görmemeside insan hakları temel kuralı olan suç ispat olmadığı sürece suçlu sayılamaz ilkesine de aykırıdır. Ancak ne yazıktır ki bu husus birden fazla karar çıkartılmasına rağmen hatta ve hatta ikiden fazla karardan sonra farklı mahkemelerden karar çıkarttırılması suistimal değilmidir. Hatta ve hatta boşanma davası sürecinde ilgili mahkemeden hiçbir tedbir çıkmamış iken farklı mahkemeden iki defa altışar ay uzaklaştırma çıkartıldıktan sonra üçüncüsünüde daha başka bir mahkemeden karar çıkartmak ne kadar yasaldır, ve hukuk çiğnenmemektemidir… (Lütfen bu hususta bilgilendirme yapabilirmisiniz. Teşekkürlerimle selamlarımı arz ederim.)

    Nisan 6, 2019 , 7:40 pm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir