Hi, How Can We Help You?

Tasarrufun İptali Davaları

Tasarrufun İptali Davaları

Tasarrufun iptali davası borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarruf işlemlerinin iptalini sağlamak amacıyla alacaklıları tarafından açılır. Tasarrufun iptali davasında amaç tasarrufun geçersizliğine hükmettirmektir.

İcra İflas Kanunu gereğince söz konusu davayı elinde muvakkat veya kati aciz belgesi bulunan her alacaklı ve iflas idaresi açabilir. Tasarrufun iptali davasında davalı taraf; borçlu, borçlunun devri gerçekleştirdiği kişi ve bu kişilerin mirasçılarıdır. Burada davalı olan üçüncü kişi ancak kötü niyetli kişilerdir. İyi niyetli üçüncü kişi davalı olarak gösterilemeyecektir. Tasarruf edilen kişi devredileni bir başkasına devretmiş ise bu tasarruf zincirine tabi olan bütün devreden ve devralanlar davalı olarak gösterilmelidir.

Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için söz konusu alacağın kesinleşmiş olması gerekmektedir. Tasarrufun iptali davası açılması için borçlu hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmiş olması şarttır. Zira icra takibi kesinleşmemiş ise borçlu haciz ve satış işlemi yapamayacak ve dolayısıyla tasarrufun iptali davası açamayacaktır.

Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için bir diğer önemli dava şartı ise iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra doğmuş olması gerektiğidir. Borçlu tarafından borcun doğumunda önce gerçekleştirilmiş olan tasarruflar tasarrufun iptali davasının konusunu teşkil etmez.

 

Tasarrufun iptali davalarında görev ve yetki;

Tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir.

Kanunda tasarrufun iptali davası için özel yetkili bir mahkeme belirlenmemiştir. Bu nedenle genel yetki kuralı çerçevesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi tasarrufun iptali davası konusunda yetkilidir. Tasarrufun iptali davası davalıları borçlu ile üçüncü kişinin yerleşim yerlerinden birisinde tasarrufun iptali davası açılabilir.

 

Tasarrufun iptali davalarında süre;

Tasarrufun iptali davası da tasarrufun yapıldığı tarihten sonraki 5 yıl içinde açılmalıdır.Bu süre hak düşürücü süre olup bu süre geçmesi halinde artık tasarrufun iptali davası açılamayacaktır.

 

İvazsız tasarrufların iptali;

İcra İflas Kanunu gereğince: Mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.Aşağıdaki tasarruflar bağışlama niteliğindedir;

●       Karı ve koca ile usul füru, neseben veya sıhren üçüncü derece dâhil hısımlar,

●       Evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar,

●       Akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,

●       Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri.

 

Acizden dolayı butlan nedeniyle tasarrufun iptali;

Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

●      Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

●       Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

●       Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

●       Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

 

Zarar verme kastından dolayı iptal;

Mevcut malvarlığı borçlarını karşılamayan borçlunun, alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla yaptığı bütün işlemler, borçlunun içinde bulunduğu durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. Ancak işlemin gerçekleştiği tarihten 5 yıl içinde haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir.Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun bu durumunu bildiği farz olunur. Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastiyle hareket ettiği kabul olunur.

 

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI:

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 1990/2371 K. 1990/3561 T. 25.9.1990 kararı;

‘’Tasarrufun iptali davasını, elinde muvakkat veya kati aciz vesikası bulunan alacaklı açabilir. Bu yön dava şartı olup, hâkim görevi gereği resen gözetmek zorundadır. İptal davası, borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler ve onların mirasçıları hakkında açılır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Taşınmazın tapu kaydının tashihine gerek kalmadan haczedilip satışını isteyebilir. Dava taşınmazın aynına ilişkin olmadığından kesin yetki kuralından bahsedilemez.’’

 

YARGITAY17. HUKUK DAİRESİE. 2010/5290K. 2010/6374T. 5.7.2010

‘’Davacı tarafın iddia ettiği, 3. kişi Al.’in sigortalı çalıştığı şirketin ortağı ve yetkilisi M. E. Ö. ile borçlu Ö. S. K.’ün G… Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş’de hissedar oldukları ticaret sicili kayıtları ile belirlenmiştir. 3. kişi Al.’in ise SSK kayıtlarında gösterilen ve davalı borçlu ile G… Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş’de ortak olan M. E. Ö.’in ortağı ve yetkilisi olduğu şirketlerde çalıştığı anlaşılmıştır. İİK.’nun 280/I. fıkrasına göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Bu durumlara nazaran 3. kişi Al.’in borçlunun mali durumu ve alacaklılardan mal kaçırmak kastını bilebilecek durumda olup olmadığı belirlenmeden, davalılar arasındaki aynı ilişkilerin ileri sürülmediği başka bir davada verilen red kararı da gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.’’

 

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2009/10429 K. 2010/1360 T. 22.2.2010

‘’Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İ.İ.K.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İ.İ.K.md.281 ). Bu yasal sebeple de, davacı tarafından İ.İ.K.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih. 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı )

Somut olayda davalılar arasında yapılan tasarrufta bedeller arasında fahiş fark bulunmamaktadır. Ancak davalılar vekili tarafından verilen 12.7.2008 tarihli dilekçede de belirtildiği gibi davalı Mehmet’in amcasının oğlu Yusuf, davalı Yaşar’ın kız kardeşi ile evlidir. Aynı zamanda dava dışı Yusuf ile Yaşar aynı şirkette ortaktır. Bu şirketin muhasebe işi, davalı Yaşar vekilinin 31.5.2007 tarihli dilekçesine göre davalı borçlu Mehmet tarafından yürütülmektedir. Aynı dilekçe ekinde sunulan ve 25.1.2007 tarihli protokole ve dosya kapsamına göre de davaya konu taşınmaz, davalı Yaşar tarafından borca karşılık olarak borçlu Mehmet’ten devir alınmıştır.

Bu durumda, İ.İ.K.nın 280/I fıkrasında öngörülen malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği ve buna ilaveten İ.İ.K.279/2 bendinde para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin de batıl sayılmış olduğu nazara alınarak davanın kabulü ne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.’’

 

Yargıtay17. Hukuk Dairesi Esas No:2010/4168Karar No:2010/7743K.Tarihi:5.10.2010

‘’Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Bu husus dava ön şartı olup mahkemece res’en araştırılmalıdır. Somut olayda davacı tarafından davalı borçluya gönderilen 26.3.2004 tarihli ihtar ve ekindeki hesap kat’inde 8858451 nolu hesabın 29.9.2003, 8858617 nolu hesabın 3.11.2003, 8858618 nolu hesabın da 3.11.2003 tarihinde açılan hesaplar nedeniyle toplam 407.046.090 USD karşılığı 547.604,69 TL’lik borç olduğu ve takibin de bu borca istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir kısım hesap açılış tarihleri 24.06.2003, 22.08.2003 ve 11.11.2003 tarihli iptali istenen tasarruflardan sonraki tarihleri içerdiğinden öncelikle borcun doğum tarihinin tespiti amacıyla HUMK’un 227.maddesi gereğince davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun doğum tarihinin tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.’’

www.hukukmedeniyeti.org

Share Post

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir