Hi, How Can We Help You?

Aihs Ve Aihm’si Kararları ...

Aihs Ve Aihm’si Kararları Çerçevesinde Tutuklama

1-) Ceza Muhakemesi Kanunu Kapsamında Tutuklama:

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir koruma tedbiri olarak yer alan tutuklama, bir mahkeme veya hâkim kararıyla Anayasada ve yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesiyle bir kişinin (sanık veya şüphelinin) henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmesinden önce özgürlüğünün geçici olarak kaldırılmasıdır.

Tutuklama bir geçici koruma tedbiridir. Ceza muhakemesi sırasında delillerin muhafazasını, sanığın kaçmasının önlenmesi ve böylece muhakeme sonunda verilebilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilebilmesinisağlamaya yönelik geçici nitelikte bir araçtır. Geçici bir araç olması yanında “kişisellik, orantılılık vegörünüşte haklılık” ilkeleri tutuklama kurumunu belirleyicidir.

CMK m.100/1’e göre; Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.”

CMK m.100/2’e göre; Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

Makul şüpheye dayanılarak tutuklama kararı verilemeyeceği ancak kuvvetli şüphenin varlığı halinde tutuklama kararı verilebileceği Ceza Muhakemesi Kanunumuzda açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca bu kuvvetli şüphenin somut olgulara dayandırılması gerekmektedir. Keyfi tutuklamaların önüne geçilebilmesi için kanundaki aranan şartlara dikkat edilmeli, şartların oluşmadığı durumlarda tutuklama kararı verilmemelidir.

2-) AİHS ve AİHM’si Kararları Çerçevesinde Tutuklama:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. Maddesinde Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı kaleme alınmıştır. Şöyle ki;

AİHS m.5 – Özgürlük ve Güvenlik Hakkı; “Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Yetkili mahkeme tarafından mahkûm edilmesi üzerine bir kimsenin usulüne uygun olarak hapsedilmesi;

b) Bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğü yerine getirilmesini sağlamak için bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulması;

c) Suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;

d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulması veya yetkili merci önüne çıkarılmak üzere usulüne uygun olarak tutulması;

e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulması;

f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonması veya kendisi hakkında sınır dışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulması.”

Sözleşmenin c bendinde tutuklamayla ilgili olarak; suçun işlendiği hakkında geçerli şüphenin bulunması gerektiğindenveya kişinin kaçma ihtimalinin olduğu yönünde makulnedenlerin bulunması gerektiğinden söz edilmiştir. Sayılan bu şartların gerçekleşmemesi durumumda uygulanan tutuklama kararlarının hukuka aykırılık teşkil edeceği açıktır.

AİHM, 05.07.2016 tarihliBuzadji/Moldova kararında makul şüphe ile tutuklama yapılamayacağını, tutuklama ve tutuklamaya devam kararlarının da şablon ifadelerden oluşamayacağına hükmetmiştir.Moldova’da bir kamu kuruluşunda yönetici olarak çalışan ve ‘yolsuzluk yapmakla’ suçlanıp 2007 yılında 2 ay tutuklu, 8 ay da ev hapsinde kalan Petru Buzadji, yeterli ve somut delil sunulmadan tutuklandığı gerekçesiyle AİHM’ye başvuruda bulunmuştur. Buzadji’nin başvurusunu karara bağlayan AİHM ilk tutuklama ve tutuklamaya devam kararlarına ilişkin önemli bir içtihat oluşturmuştur.AİHM, Buzadji’nın ilk tutuklama kararından itibaren basmakalıp gerekçelerle (şablon ifadelerle) özgürlüğünden mahrum bırakıldığını ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ‘kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını’ düzenleyen 5/3 maddesinin ihlal edildiğine kararını vermiştir. AİHM, bu yöndeki son içtihadında ilk tutuklama için makul şüphenin yeterli olmadığını kişi ve deliller arasında irtibat kurularak somut gerekçe ve delil ortaya koymanın zorunlu olduğunu yani şablon ifadeler kullanılarak soyut gerekçeler ile tutuklama kararı verilemeyeceğini kaydetmiştir.

(CASE OF BUZADJI v. THE REPUBLIC OF MOLDOVA – Application No. 23755/07)

Share Post

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir